GÖRÜNTÜLÜ

Barış Anneleri: Barış sağlanacaksa tam sağlanmalı!

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısının yıllarca savaşın gölgesinde yaşayan kendileri için bir müjde olduğunu ifade eden Barış Anneleri, adım atma sırasının devlette olduğunu vurgulayarak, “Barış sağlanacaksa tam sağlanmalı” dedi.

BARIŞ ANNELERİ

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı", en çok da savaşın en ağır bedelini ödeyen Barış Anneleri tarafından sahiplenildi. Köyleri yakılan, ömürleri sürgün ve hapishane yollarında geçen, yakınlarını kaybeden, cenazeleri alıkonulan anneler, yıllardır çektikleri bunca acıya rağmen onurlu bir barış umudunu her daim diri tutuyorlar.

Süreci büyük bir titizlikle izleyen Barış Anneleri, ANF’ye konuştu. Adım atma sırasının devlette olduğunu, bir an önce hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgulayan anneler, “Barış sağlanacaksa tam sağlanmalı. Çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz” dediler.

‘KARDEŞİMİN NAAŞI HALA KİLYOS MEZARLIĞI’NIN KALDIRIMINDA BEKLETİLİYOR’

Barış Anneleri’nden Rewşan Döner, 14 Temmuz şehitlerini ve Zîlan Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anarak sözlerine başladı. Şehit ve bedel vermiş bir aile olarak süreci büyük bir dikkatle izlediklerini ifade eden Rewşan Döner, tüm acıları bir tarafa bırakarak barışı inşa etmek için yıllardır çabaladıklarını vurguladı.

Bu zor yıllarda kendi cenazeleriyle dahi sınandıklarına işaret eden Rewşan Döner, Garzan Mezarlığı’ndan koparılan kardeşinin naaşının hala Kilyos Mezarlığı’nın kaldırımında bekletildiğine dikkat çekti.

Kardeşi gibi birçok cenazenin kendilerine teslim edilmediğini anlatan Rewşan Döner, “1999 yılında amcam şehit edildi. İki yıl sonra diğer bir amcam şehit edildi. Aile olarak onlarca şehit gerillamız var. Çoğunun cenazesi bize verilmedi. Sadece 2013 yılında sürdürülen diyalog sürecinde kardeşimin ve yüzlerce gerillanın defnedildiği Garzan Mezarlığı’nı tahrip ettiler. Düşmanca saldırdıkları kabristanda 5 şehidimizin naaşını topraktan alıp Kilyos Mezarlığı’ndaki kaldırımının altına gömdüler. O dönem Bitlis Valiliği açıklama yaparak, cenazelerin kimlik tespiti gerekçesiyle İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) götürüldüğünü açıklasa da, biz DNA testlerimizi vermemize rağmen kardeşimin naaşı bize verilmedi. Cenazeler hala Kilyos’ta kaldırımın altında” dedi.

‘SÜRECİN İLERLEMESİNİ İSTEMEYENLERE SİTEM: AKILLARINI BAŞLARINA ALSINLAR!’

Savaşın en yıkıcı etkisini yaşayan Rewşan Döner, yeni başlayan sürecin ilerlemesini istemeyenlere sitem etti.

Dijital medyayı takip ettiğini belirten Döner, “Geçen hafta metan gazından etkilenerek hayatını kaybeden askerlerden biri, bizim Bitlis’ten. Onun kardeşi yaptığı açıklamada, ‘Babam ve ben yıllardır koruculuk yapıyoruz. Bizim de ismimizi yazın, biz de operasyonlara gideceğiz’ dedi. Ben bir kez daha onlara buradan sesleniyorum; akıllarını başlarına alsınlar. Milyonlarca Kürt ve Türk bu ülkede yaşıyor, binlerce Kürt ağır bedeller ödedi, köyler yakıldı, bizler muhacir olduk, bağrı yanan anneler olarak bizler her şeye rağmen barış, kardeşlik ve demokrasi, birlik ve beraberlik diyoruz” diye konuştu.

‘ÖNDERLİĞİN ÇAĞRISI BİZİM İÇİN BİR MÜJDEDİR’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısının anneler açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Rewşan Döner, bu çağrıyı herkesin sahiplenmesi gerektiğini vurguladı.

PKK’nin devletin Kürtlere yönelik inkar ve imha politikalarının sonucunda kurulduğunu ifade eden Rewşan Döner, “PKK’nin doğuşu devletin tarih boyunca Kürtlere yaptığı katliamlardan kaynaklı. PKK, biz Kürtlerin söz sahibi olması ve onurlu bir yaşamımız olması için kuruldu. Bu mücadele sayesinde bizlerin asimile edilmek istenen varlığımız tanınmaya başlandı. 1993’ten 2025’e kadar Kürt halkı olarak hep barışı istedik, bir muhatap aradık ama bulamadık. Önderliğin 27 Şubat çağrısının anneler olarak başımız gözümüz üstünde yeri var. Onun barış ve demokratik toplum çağrısının yanındayız. Biz anneler için bir müjdedir ve bu açılan yolda bu müjdeyi sürdüreceğiz” dedi.

‘SİLAHLARI YAKAN BARIŞ GRUBU HEYETLE BERABER DÖNMELİYDİ’

PKK’nin sembolik bir törenle silahları imha ettiğini hatırlatan Rewşan Döner, şimdi adım atması gerekenin devlet olduğunu vurguladı.

Sürecin hukuki güvence altına alınması gerektiğinin altını çizen Rewşan Döner, şunları söyledi: “PKK kendini feshetmiştir, Kürt halkı yeni bir süreç için başlangıç adımını atmıştır. Şimdi sürece ilişkin kanunen yapılması gerekenler var insani çerçevede. Bu anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’nin Kızılcahamam kampında yaptığı açıklama sürece göre yetersiz bir açıklamadır. Silahları yakan 30 kişilik Barış ve Demokrasi Grubu oradaki heyetle beraber buraya dönmeliydi. Erdoğan bu güvenceyi sağlamalıydı. Gereken hukuki güvence hala sağlanmış değil. Bir an önce bu konuda adım atılması gerekiyor. Değişim ve dönüşüm zamanıysa devletin de değişip dönüşmesi gerekir. Silah bırakan gerillalar ailelerine geri dönüp, siyaset yapabilmelilerdir. Bizler anneler olarak devletin bir an önce atacağı adımı bekliyoruz. Onurlu bir barışın sağlanmasını istiyoruz. Bir an önce düzenlemeler yapılmalı ve herkes bu topraklarda kardeşçe yaşamalı. Bizler nasıl ki Çanakkale’de, Sarıkamış’ta savaşarak bu toprakları beraber kazandıysak, bu topraklarda eşit bir biçimde kardeşçe yaşayabiliriz.”

‘CASENÊ MAĞARASI MÜZE OLSUN’

Silahlara veda töreninin gerçekleştirildiği Güney Kürdistan’ın Silêmanî kentinin tarihi önemdeki Casenê Mağarası’nın müze olması gerektiğini de ifade eden Rewşan Döner, “100 yıldır özgür olmak ve barışı sağlamak için uğraşıyoruz. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat ve beraberindeki Barış ve Demokratik Toplum Grubu’na teşekkür ediyoruz. Sembolik olarak gerçekleştirdikleri silahlara veda töreni bizim için özel bir önem ve anlam taşımaktadır. Rahmetli Mustafa Barzani, Celal Talabani’nin başkaldırı yaptıkları mağaralarda yakılan silahlara, savaş yapan Ortadoğu ve dünya bakmalıdır. O mağara bu anlamda müze olmalıdır” dedi.

‘TALAN EDİLEN, SÜRGÜNE YOLLANAN, İŞKENCE GÖREN HEP BİZ OLDUK’

Feleknas Karabaş, Bitlis’teki köyü askerler tarafından yakıldığı için ailece zorunlu olarak İstanbul’a göç ettiklerini söyledi. Sürgünden cezaevi yollarına çok çektiklerini ifade eden Feleknas Karabaş, “Bizler büyük bedeller ödedik, köylerimiz yakıldı. Devlet bize çok işkence yaptı. Talan edilen, sürgüne yollanan, işkence gören hep bizler olduk. İstanbul’a sürgün edildiğimizde çok süründük. Eşim 7 sene cezaevinde kaldı. Gördüğü işkenceden dişleri ve kaburgaları kırıldı. Silivri’den İzmir’e sürgün edildi. Cezaevlerine gidip gelirken de çok sıkıntı yaşadık. Sürekli hakaretlere maruz kaldık. Ama bunca acıya rağmen barış, birlik ve beraberlik olsun istiyoruz” dedi.

‘ÖNDERLİĞE, HALKIMIZA OLAN GÜVENİMİZ TAMDIR’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a inançlarının tam olduğunu vurgulayan Feleknas Karabaş, şunları kaydetti: “Önderliğe olan inancımız tamdır, halkımıza olan güvenimiz tamdır. Devlet ile Kürt halkını kıyaslarsak yine işkenceyi bizler çektik. Zulmü, işkenceyi biz gördük ama yine de barışı biz istiyoruz, onların bir adım atmasını bekliyoruz. Onlar bize saldırmadığı sürece bizden yana hiçbir savaş adımı atılmaz. Biz barış isteyeniz. Ama bu barışın onurlu bir barış olmasını istiyoruz. Kürt, Türk aslında kardeştir ve Müslüman Müslümanı öldürürse bu iş olmaz.

Özellikle koruculara buradan sesleniyorum; o silahları kolunuza takmışsınız, kardeşlerinizi öldürüyorsunuz. Yediğiniz paralar haramdır, ne haccınız kabuldür ne de namazınız. Konuşmalarınız da doğru değildir.

Buradan aynı zamanda bütün dünyaya da sesleniyorum; onurlu bir barış bizim ellerimizle gelecektir. Önderliğe inancımız tamdır, halkımıza güvenimiz tamdır. Biz çok çektik, sürgün edildik, işkencelerden geçirildik, tutuklandık ama yine de elimizi barış için uzatıyoruz ve bize hep düşmanca davranan devletin de artık elini bize uzatmasını bekliyoruz.”

‘ÇOCUKLARIMIZA KAVUŞMAK İSTİYORUZ!’

Barış Anneleri’nden Fatma Yılmaz, mücadeleyle geçen ömürlerinin onurlu bir barış ile taçlandırılmasını istediklerini vurguladı.

12 yıldır dağa çıkan oğlundan haber alamadığını ve gözünün hep yollarda olduğunu ifade eden Fatma Yılmaz, şöyle konuştu: “12 senedir dağda olan bir oğlum var. Yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyorum. Kendisinden hiçbir haber alamadım. Onun yolunu gözlüyorum hep. Anneler artık ağlamasın, kanlar dökülmesin, çocuklar öldürülmesin. Barış sağlanana kadar mücadelemiz sürecek.

Önderlik çağrısını yaptı, barış için adımını attı, her şeyi dile getirdi, yapılması gerekenleri ifade etti. Devlet de artık bir adım atsın ve gereken hukuki düzenlemeleri yapsın. Asker ve gerilla anneleri birlik olup barışta ısrarcı olsunlar. Artık kanlar dökülmesin, annelerin gerçekten gözyaşları dinsin. Çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz. Gelip de tutuklanmalarını istemiyoruz. Barış sağlanacaksa tam sağlanmalı. Çok gözyaşı döktük, artık yeter. Gece gündüz ağlıyoruz çocuklarımız için. Umut ediyoruz ki bu savaşın sonu gerçekten gelir ve hep beraber oturup onurlu bir barışı sağlarız.”