GÖRÜNTÜLÜ

'Barış mücadelesi kadınlar için yaşamsaldır'

Kürdistan, Türkiye ve Suriye’deki savaş politikalarının en çok kadınları etkilediğini ve kadın bedenini sömürdüğünü belirten “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi” üyesi Ruşen Seydaoğlu, barış mücadelesinin kadınlar için yaşamsal olduğunu vurguladı.

RUŞEN SEYDAOĞLU

Kadın özgürlüğü mücadelesi yürüten çeşitli çevrelerden kadınların bir araya gelerek kurduğu “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi”, Türkiye’de ve Kürdistan'da derinleşen şiddet, savaş ve kadın kazanımlarına yönelik saldırılara karşı kolektif bir barış çağrısı yapıyor. İnisiyatif üyesi Ruşen Seydaoğlu, inisiyatifin ortaya çıkış süreci, motivasyonları ve temel taleplerini ajansımıza anlattı.

Ruşen Seydaoğlu, kadın inisiyatifinin köklerinin 1990’lara dayandığını ve Türkiye’de, özellikle Kürt kadınlarının yaşadığı zorunlu göç, özel savaş politikaları ve metropollerdeki baskılara karşı bir dayanışma hattı olarak şekillendiğini ifade etti.

“Bugün ortaya çıkan kadın hareketi yalnızca bugünün ihtiyacına yanıt vermiyor; köklü bir geçmişin, barış ve özgürlük arayışının devamı olarak inşa ediliyor” dedi.


GÖÇ, KAYYUM VE SAVAŞ, KADINLARI BİR ARAYA GETİRDİ

1990’ların başında yaşanan zorunlu göçün, metropollerdeki Kürt nüfusun yaşadığı travmaların ve özel savaş politikalarının, kadınları bir araya getirdiğini belirten Ruşen Seydaoğlu, o dönem yapılan ilk dokunma eylemlerinin bugünkü inisiyatifin öncülü olduğunu vurguladı.

Özellikle kayyum gaspları sonrasında kadınlara ait kurumların kapatılması, jinkart uygulamalarının iptali ve kadın merkezlerinin işlevsizleştirilmesinin, kadın kazanımlarına doğrudan bir saldırı olduğunu ifade eden Ruşen Seydaoğlu, “Bu ortaklaşma ile feminist kadınlar, Kürt kadın hareketinden kadınlar ve sosyalist çevrelerden kadınlar bir araya geldi” dedi.

'MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK İÇİN YAN YANA GELDİK'

İstanbul’da düzenlenen “Kadınlar Barışı Konuşuyor” çalıştayının ardından inisiyatifin kurulduğunu belirten Ruşen Seydaoğlu, artan sağ-muhafazakâr politikalar ve şiddetin kontrolsüz hale gelmesinin, özellikle Kürt kadınlarını hedef aldığını ifade etti.

Ruşen Seydaoğlu, “Bugün savaş politikaları yalnızca cephelerde yürütülmüyor; kadın bedeni savaşın doğrudan hedefi haline getiriliyor. Kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet ve insan ticareti gibi uygulamalar bu savaş düzeninin bir parçası.

Dünya genelinde kadın hareketlerinin yükselişe geçmesinin nedenlerini doğru okuyarak, yan yana gelme kaygısıyla bu inisiyatifi oluşturduk. Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde yürütülen savaş politikası, hükümetlerin doğayı talan eden politikaları, başka bir coğrafyadaki kadını da etkiliyor” dedi.

'SAVAŞ POLİTİKALARI KADINI SÖMÜRÜYOR'

Ruşen Seydaoğlu, Suriye’de Alevi ve Dürzi kadınlara yönelik uygulamaların, bugünkü savaş pratiklerinin kadınlar üzerindeki etkisini açıkça gösterdiğini vurgularken, Suriyeli ve Alevi kadınlara yönelik saldırılarda on binlerce kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını hatırlattı.

Ortadoğu’daki kadınların yaşadığı travmalar üzerinden konuşan Ruşen Seydaoğlu, barışın bu bölgelerde onarıcı ve iyileştirici yanlarının hayati olduğunu ifade etti: “Kadınların savaş politikalarıyla çok katmanlı bir şekilde sömürüldüğünü, yok sayıldığını ve kırımla karşı karşıya bırakıldığını biliyoruz. Bu yüzden barış mücadelesi kadınlar için yaşamsaldır.”

'KOMİSYONDA KADINLAR DA YER ALMALI'

Ruşen Seydaoğlu’na göre barış, yalnızca devletler arası müzakere masasında ele alınacak bir mesele değil. Barışın toplumsallaşması, tabandan örülmesi ve kadınların süreçte özne olması gerektiğini savunan Ruşen Seydaoğlu, şunları söyledi:

“Masada, komisyonlarda ve sahada kadınların yer almadığı hiçbir barış süreci gerçek anlamda onarıcı olamaz. Barış zemini demek, özgürlüğün ve eşitliğin kendiliğinden geleceği bir alan demek değildir. Barışın kendisi de bir mücadele sürecidir.

Biz barışı, devlet bürokratlarının yürüttüğü bir süreç olarak tahayyül etmiyoruz. Masada, süreçte, komisyonlarda kadınlar olmalı. Kadın varoluşu bu meselede özne haline getirilmeli.”

Ruşen Seydaoğlu, inisiyatifin bugüne kadar üç temel acil taleple kamuoyuna seslendiğini vurguladı:

“Siyasetin suç olmaktan çıkması, kayyım uygulamalarının geri çekilmesi ve sınır ötesi operasyonların durması başlıca talepler. Demokratik siyasetin önü açılmalı ve Kürtlerin, Dürzilerin, Arapların yaşadığı coğrafyalarda savaşın son bulması gerekiyor.”

'BARIŞ MÜCADELESİ TOPLUMSALLAŞMALI'

İnisiyatifin temel hedeflerinden biri de barışın yalnızca bir siyasi hedef değil, toplumsal bir dönüşüm aracı olduğunun altını çizmek. Barışın toplumsallaşmasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını vurgulayan Ruşen Seydaoğlu, bu sürecin yalnızca ‘Savaş mı var ki barış istiyoruz?’ söylemiyle değil, halkların özgürlük arayışlarıyla şekillenmesi gerektiğini ifade etti.

Ruşen Seydaoğlu, “Barış dediğimiz şey, toplumun hücrelerine işlemiş bir mücadeleyle mümkün olabilir. Kadınların örgütlü yapıları güçlenmeden, yerellerde söz hakkı olmadan barış kurulamaz. Kadınların yaşadığı yoksulluk, görünmez emek, üretimden koparılma ve artan erkek şiddeti gibi sorunlar, doğrudan savaş düzeniyle bağlantılı.

Barış mücadelesi, aynı zamanda kadın emeğinin ve özgürlüğünün yeniden görünür kılınmasının yoludur” dedi.

'KADINLAR BARIŞ MÜCADELESİNE KATILMALI'

Ruşen Seydaoğlu, “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi”nin sadece bir grup kadınla sınırlı olmadığını, topluma ve tüm kadınlara açık bir çağrı olduğunu vurguladı:

“Yeterince kalabalık olmazsak, yeterince kolektif kadın aklı oluşturamazsak, büyük bedeller ödediğimiz bu mücadelede hayalini kurduğumuz barışı kuramayacağız. Bu savaş sarmalından çıkışın tek yolu, kadınların kendi yaşamını kurma iradesiyle barış mücadelesine katılmasıdır.”