FEDA ve DAKB'dan Lozan açıklaması
FEDA ve DAKB, "Türk devletinin bu yüz yıllık inkâr, imha ve asimilasyon politikasını tanımıyoruz. Lozan’ın tekçi zihniyetini reddediyoruz. Halkların eşitliğini, eşit anayasal haklarını istiyoruz" dedi.
FEDA ve DAKB, "Türk devletinin bu yüz yıllık inkâr, imha ve asimilasyon politikasını tanımıyoruz. Lozan’ın tekçi zihniyetini reddediyoruz. Halkların eşitliğini, eşit anayasal haklarını istiyoruz" dedi.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB)'nın Lozan Anlaşması'nın yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklama şöyle:
"24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan şehrinde bir antlaşma imzalandı. Bu antlaşmayla, Kürt milletinin ve Alevi toplumun yüzyıllık kaderi belirlendi,
1923’te Lozan’da imzalanan antlaşma, sadece sınırları değil, halkların, inançların ve inanç topluluklarının kaderini de çizdi. Lozan Antlaşması'yla birlikte Türk devleti, tek ulus, tek dil, tek inanç üzerine bina ettiği kuruluşunu ilan etti. Türk devleti bu antlaşma ile aynı zamanda Kürtler için olduğu gibi, her sürekte biz Aleviler için inkârın, asimilasyonun ve yok sayılmanın resmiyet kazandığı bir milat oldu.
Lozan anlaşmasıyla Türk ırkı ve Sünni inancı temelinde kurulan Türk Devleti, Alevilerin cemleri, ocakları, pirleri, erkanları üzerindeki yüzyıllar öncesinde miras alınan yasakları, asimile etme ve inkâr politikasını kararlılıkla devam ettirdi. Çünkü Türk devleti, bu kadim inancı başından itibaren yok edilmesi gereken bir tehdit olarak gördü, yok saydı.
Lozan’la birlikte yeni kurulan devlet ve devlet eliyle yürürlüğe konulan tekçi anlayış, Alevilere yönelik baskıların devam etmesinin zeminini oluşturdu. Alevilik inancı sapkınlık ilan edildi baskın inancın ezici darbesiyle masum halk tekrar tekrar acılara göğüs gerdi.
Buradan cesaret alan devlet, Alevilere yönelik sistemli sürekli ve kanlı yok etme saldıklarını o günden beri sürdürmektedir. Cemler yasaklandı, pirler hapsedildi, mürşitler aşağılandı. Dersim’de soykırım yapıldı, Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da Aleviler katledildi, evler yakıldı. Bunların her biri Lozan'da imzalanan katli vacip fetvanın sonucudur.
Bugün Suriye’de IŞID artığı çetelerin bu fetvayla Dürzi ve Alevi halklara yapılan saldırılar, geçmişin bu inkârcı mirasının sürdüğünü gösteriyor. Dürzi erkeklerin sakalları zorla kesiliyor, inançları alay konusu ediliyor, Alevi kadınları savaş ganimeti olarak esir alınıyor. Türk devleti Lozan anlaşmasını korumak adına, bu zulme destek oluyor, hatta sınır ötesi operasyonlarla çeteler ihraç ediyor. Biz Reya Haq Alevileri bu soykırımları çok iyi tanıyoruz: Çünkü bu, bize yüzyıldır dayatılan senaryonun aynısıdır. Lozan'da yapılan bu antlaşma halkımıza ve inancımıza karşı yürütülen tarihsel bir saldırının belgesidir.
Lozan’ın 102. yılında bile Kürtler gibi biz Aleviler de yok sayılıyoruz. Bugün hâlâ bize dayatılan tekçi inanç sistemi sürüyor. Diyanet işleri başkanlığıyla, Alevi Bektaş’i Cemevi başkanlığıyla, okullarda zorunlu din dersleriyle Alevilere yönelik baskılar ve zorbalıklar devam ediyor.
Halbuki Alevilik bir inançtır, Alevi toplumunun hakikatidir. Ne Lozan’la ne Lozan da oluşturulan devletin asimilasyoncu kurumu olan Diyanet’le ne baskıyla ne de savaş politikalarıyla bu hakikat susturulamaz. Biz cemimizle hakikatimizi söylemeye devam edeceğiz.
Biz Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) olarak Türk devletinin bu yüz yıllık inkâr, imha ve asimilasyon politikasını tanımıyoruz. Lozan’ın tekçi zihniyetini reddediyoruz. Halkların eşitliğini, eşit anayasal haklarını istiyoruz.