İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı iştirak şirketi Beltur’dan hukuksuz bir biçimde atılan üç işçinin, DİSK Dev Turizm-İş Sendikası öncülüğündeki direnişi 39 gündür kararlılıkla sürüyor. CHP ve İBB yönetimi tarafından hem “Haklısınız, biz emekten yanayız” söylemiyle oyalanan, hem de Kod 26’yı değiştirme koşulu olarak istifa edip tazminat haklarından vazgeçmeleri dayatılan işçiler, iki gündür Mecidiyeköy Beltur tesisi içinde oturma eylemi yapıyor. Bu üç işçiden Cihan Yıldız ve Dev Turizm-İş Eğitim Örgütlenme Uzmanı Yıldırım Salih İnce ANF’ye konuştu.
TİS’İ SATAN SENDİKAYI ELEŞTİRDİLER, KOD 26 İLE İŞTEN ATILDILAR
Beltur’da tam 13 yıldır çalıştığını belirten direnişteki 3 çocuk babası Yıldız, işçilere ait Whatsapp grubunda Toplu İş Sözleşmelerini yürüten Türk-İş’e bağlı TOLEYİŞ’in pasif pratiğini eleştirdiği için bunca yıllık emeğinin yok sayılmaya çalışıldığına dikkat çekti. En son Beltur’un Kadıköy Hasanpaşa’daki Gazhane tesisinde çalıştığını dile getiren Yıldız, yaşananları şöyle anlattı: “Beltur’da yetkili sendika TOLEYİŞ olduğu için Haziran ayındaki Toplu İş Sözleşmesi masasına onlar oturdu. TİS süreci çok uzamasına rağmen sendika kesinlikle grev yapmayacağız kararı almıştı. Grev yapılmaması da işverenin elini güçlendirmişti. Biz bu nedenle sendikaya tepkiliydik ama bu yetmiyormuş gibi hem ücretler konusunda bundan aşağısına imza atmayacağız dediği rakamların çok aşağısına anlaştı, hem de çalışma saatimizi uzatacak kararların altına imza attı. Çalışma saatlerimizi günlük 1.5 saat uzattılar. Normalde 40 saatlik çalışmayı 6 günde tamamlıyorduk. Ama şimdi imzaladıkları TİS’e göre 40 saatlik çalışmayı 5 günde tamamlayacağız, 6. Gün de mecburi mesai yapacağız. Biz de işçi arkadaşlarımızla kurduğumuz bir Whatsapp grubunda bunu eleştiriyorduk. Grupta fark etmediğimiz bir sendika temsilcisi varmış. Büyük ihtimalle ekran resimlerini alıp atan da o oldu. İmzalanan bu anlaşmaya karşı işçilerden sesler yükselmeye başlayınca da büyük ihtimalle sendika Beltur’dan bu seslerin kesilmesini istedi. Ve böylelikle hani ‘Bunlardan 3’ünü Taksim Meydanı'nda sallandıracaksın, bir daha kimsenin sesi çıkmaz’ diye şu meşhur söz var ya, ‘Bunlardan üç işçiyi işten çıkaracaksın, bir daha kimsenin sesi çıkmaz’a getirdiler ve burada seçilen üç işçi DİSK üyeleri oldu.”
İŞÇİLERİN KURDUĞU GRUBA SIZIP DİSİPLİNE ÇAĞIRDILAR
Bu Whatsapp yazışmaları sonrası Beltur yönetimi tarafından disipline çağrıldıklarını belirten Yıldız, disiplin kurulunda da sadece Whatsapp yazışmalarının konuşulduğuna dikkat çekti. İşçi ile sendika arasındaki herhangi bir diyaloga işverenin müdahale edemeyeceğini, bunun kanunen de yasak olduğunu hatırlattıklarını anlatan Yıldız, “Ama bunu kesinlikle kabul etmediler. Personel şikayetleri düştü önümüze, o yüzden çağırdık sizi dediler. Şikayet dilekçelerini görmek istedim. O da yok ellerinde. Onları da göremedik. İşin özü biz Whatsapp grubundaki yazışmalar yüzünden çağrıldık ve ertesi gün insan kaynakları genel müdür yardımcısından gelen bir telefonla hiçbir gerekçe sunulmadan işten çıkartıldık. Daha sonra noterden gelen evrakla Kod 26 ile işten çıkarıldığımızı öğrendik. Kod 26 da çok ağır bir madde; ‘yöneticilere hakaret veya tehdit etmek, verilen görevi yapmamak, yapan personeli yapmamaya ikna etmek veya zorlamak’ gibi bir içeriği var. Böyle saçma sapan, ellerinde hiçbir kanıtı ve tanığı olmayan suçlamalarla işten atıldık” dedi.
KODU DEĞİŞTİRME ŞANTAJI: İSTİFA ET, TAZMİNAT HAKKINDAN VAZGEÇ!
İşten atılmalarının Beltur İnsan Kaynakları Müdürü ile sendikanın işbirliğiyle yapıldığını düşündüğünü vurgulayan Yıldız, bu hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı örgütlü oldukları DİSK Dev Turizm-İş öncülüğünde direniş başlattıklarını hatırlattı. Beltur Genel Müdürü, İBB yönetimi ve CHP İl Başkanlığı’nın da haklı olduklarını kabul etmesine rağmen hiçbir girişim, çaba ve çözüm olmadığını belirten Yıldız, hatta Beltur ile yaptıkları son görüşmede resmen şantajla karşı karşıya kaldıklarına işaret etti. Beltur yönetimince müzakere adı altında çağırıldıkları toplantıda, Kod 26’yı kaldırma koşulu olarak istifa etmelerinin istendiğine dikkat çeken Yıldız, “Bizi işten çıkardıkları Kod 26 ağır bir madde. Bu maddeyle çıkarılırsak ne bir belediye iştirakide ne de devlete bağlı bir kurumda çalışabiliriz. Bu madde nedeniyle İŞKUR’dan işsizlik ödeneği alamadım. Başvurumu kabul etmediler. Ama böyle bir kodla bizi ekmeğimizden etmeleri yetmiyormuş gibi, bir de maddeyi değiştirme koşulu olarak istifa etmemizi ve tazminat haklarımızdan vazgeçmemizi istediler. Bizi İBB’nin işçi havuzuna alacaklarını, ki bu havuz da 10-15 bin kişilik bir havuz, bir gün denk gelirse de sizi de işe alırız diye teklifte bulundular. Biz bunu teklif olarak da görmedik çünkü bu bize apaçık bir hakaret. Ve bu hakaretin üzerine eylemlerimize devam edeceğimizi söyledik” diye konuştu.
‘HAK, HUKUK, ADALET SADECE YUKARIDAKİLERE İŞLİYOR GALİBA’
Hukuksuz bir biçimde ellerinden alınan işlerine iade edilme talebiyle iki gündür Mecidiyeköy’deki Beltur Tesisi içinde oturma eylemi yapan Yıldız, talepleri kabul edilene kadar geri adım atmayacaklarını kaydetti. Üç çocuk okuttuğunu ve sırf sendikayı eleştirdiği için bir daha iş bulamayacak bir iş koduyla işten atıldığını belirten Yıldız, CHP yönetimine şöyle tepki gösterdi: “Hak diyorlar, haklarımızdan vazgeçmemizi istiyorlar. Hukuk diyorlar, hukuksuz bir şekilde bizleri işten çıkartıyorlar. Adalet diyorlar, adaleti sağlayacak, bize haklarımızı geri verecek, bize bu hukuksuzluğu yapanlardan hesap soracak mecranın kendileri olduğunu söylediğimizde üç maymunu oynuyorlar. Yani bu hak, hukuk ve adalet sadece yukarıdakilere işliyor galiba, işçiye gelince yok. Bunu kabul etmeyeceğiz, işimiz ve haklarımız için sonuna kadar direneceğiz” vurgusunda bulundu.
‘ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ADRESİ EKREM İMAMOĞLU’NUN DANIŞMANI YİĞİT OĞUZ DUMAN!’
Beltur işçilerinin 40 gündür öncülüğünde direndiği Dev Turizm-İş Sendikası'nın Eğitim Örgütlenme Uzmanı Yıldırım Salih İnce, bu süreçte yaşananların tam anlamıyla Aziz Nesin’lik bir hikaye olduğunu kaydetti. İBB ve CHP yönetiminden görüştükleri herkesin emekçinin yanında olduğunu, işçilerin haklı olduğunu söylediğini aktaran İnce, “O zaman kardeşim madem emekten yanasınız, biz haklıyız o zaman bizi işten kim attı? O halde burada iki seçenek var: Ya bize bu lafları söyleyenler yalan söylüyor, bizden yana değiller ya da güçlerinin yetmediği birisi var. Onlar emekten yanaysa güçlerinin yetmediği birisi bu hukuksuzluk giderilmesin diyor. Demek ki İBB'de bir emek düşmanı, bir işçi düşmanı var ve bizim aldığımız duyumlara göre bu biri, bütün iştiraklerde insan kaynaklarından, personel işlerinden sorumlu Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Yiğit Oğuz Duman. Çünkü bütün görüşmelerde trafik hep ona çıktı. En son Gazhane eyleminden sonra, tamam dediler, söz veriyoruz dediler, hukuksuzluğu gidereceğiz, gelin görüşelim dediler. Bir dizi görüşme yapıldı, hatta çözüme dair planlar çıkartıldı. Arkadaşların alacakları hesaplandı. Yani o noktaya kadar gelindi ve yine aynı kişiden, Yiğit Oğuz Duman’dan geri döndü. Görüştüğümüz herkes bizden yana, fakat demek ki Yiğit Oğuz Duman'a sözleri geçmiyor” dedi.
‘HAK, HUKUK, ADALET KONUSUNDA ÖNCE DUMAN’A EĞİTİM VERSİNLER!’
Çözümsüzlüğün adresinin Yiğit Oğuz Duman olmasının büyük bir çelişkiye işaret ettiğini ifade eden İnce, bunun aynı zamanda İBB’de yetkinin emekten yana olmayan birine verildiğinin göstergesi olduğunu kaydetti: “O zaman hak, hukuk, adalet nerede kaldı?” diye soran İnce, şöyle tepki gösterdi: “Hak, hukuk, adalet meselesini halka slogan olarak attıracaklarına İBB'ye gelsinler, Yiğit Oğuz Duman'a hak, hukuk, adalet konusunda eğitim versinler. Bundan anlamayan birisini bu belediyede tutmasınlar. Belediyeye en büyük zararı bunlar veriyor. Bak bu belediye haksızlığa uğruyor. Biz o haksızlık sürecinde de kaç kez Saraçhane'ye gittik. Sendikamızdan arkadaşlar tutuklandı. Sayısız arkadaşımız gözaltına alındı. Bu bir haksızlıktı. Bir darbe süreciydi belediyeye yapılan. Halkın iradesine bir darbeydi. Biz orada yanlarında durduk. Ama şimdi eleştirdikleri ne varsa İBB'de aynısı gerçekleşiyor. Neyi eleştiriyorlarsa onu yapıyorlar.”
‘MÜCADELE EDEN BİR SENDİKADAN RAHATSIZLAR!’
Artık işin, atılma meselesinin ötesinde bir sendikaya düşmanlığa vardığını belirten İnce, işten hukuksuz bir biçimde atılan üç işçiden üçünün de DİSK’li olduğunu hatırlattı. Burada açıkça mücadele eden bir sendikadan rahatsızlık olduğunu kaydeden İnce, “Hak, hukuk, adalet mücadelesi veren sendikadan rahatsızlık duyuyorlar. Haktan, hukuktan bahseden bir siyasi parti, haksızlığa uğrayan bir belediye ama haksızlık yapan, haksızlıkta direnen bir kişi var ve bu kişiyi aşamıyorlar. Ne kadar kudretli bir kişiymiş Yiğit Oğuz Duman? Bu saçmalığa son verilsin artık. Bir irade konulsun çünkü biz bir kişinin aşılamamasını anlamıyoruz. Bir kişinin bu kadar kudreti olmaması gerekiyor. CHP’nin eleştirdiği şeylerden biri de tek adam rejimi. O zaman nedir bu yaşananlar? Burada da tek adam rejimi yaşıyoruz. Böyle iktidar adayı olunmaz, böyle iktidar adayı olunca ne farkınız olacak? Hele son yaptıkları Kod 26’yı kaldırma karşılığındaki istifa dayatmasıyla iş tam bir saçmalık halini aldı. Bu saçmalığa son versinler” dedi.