Halkların Demokratik Kongresi'ne (HDK) yönelik operasyon kapsamında 22 Şubat'ta rehin alınan gazeteci Ercüment Akdeniz'in "örgüt üyesi olmak" iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması öncesinde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na bağlı Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) öncülüğünde Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapıldı. Eylemde "Ercüment Akdeniz yalnız değildir", " Özgür basın susturulamaz" sloganları atıldı.
Açıklamada metnini okuyan gazeteci Elif Akgül, "Ercüment Akdeniz’in karşı karşıya olduğu durum, ülkede gazeteciliğin içinde bulunduğu karanlık tabloyu bir kez daha gözler önüne seriyor. İçinde bulunduğumuz dönemde yürütülen barış arayışı ile Ercüment’in tutukluluk sebebi baştan sona çelişmektedir. Bir yandan barış mesajları verilirken bir yandan gazetecilere, siyasetçilere yargı eliyle sopa gösterilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Her şeyden öte basın emekçilerinin haber verme, gerçekleri yazma görevi ve halkın haber alma hakkı, siyasal iktidarın baskısıyla adım adım yok edilmek isteniyor. Bunun karşısında, hakikati ve mesleki dayanışmayı sürdürerek duracağız" diye belirtti.
Akdeniz gibi birçok gazetecinin benzer gerekçelerle yargılandığını ve tutuklandığını ifade eden Elif Akgül, şu hususlara dikkat çekti: "Yine sendikamızın üyesi, gazeteci Furkan Karabay, hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tutuklandı ve aradan aylar geçmesine rağmen hakkında hâlâ bir iddianame dahi hazırlanmadı. Bu yaşanan durum, bir susturma operasyonudur. DİSK Basın-İş olarak şunu açıkça söylüyoruz: Ercüment Akdeniz yalnız değildir. Furkan Karabay yalnız değildir. Hiçbir gazeteci yalnız değildir. Basın emekçileri gerçekleri yazmaktan, sormaktan, sorgulamaktan, kamuoyunu bilgilendirmekten vazgeçmeyecek. Çünkü hakikat susturulamaz."
ERCÜMENT AKDENİZ CEZAEVİNDEN MESAJ GÖNDERDİ
DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu ise Ercüment Akdeniz’in cezaevinden gönderdiği notu okudu. Notta, “Tutukluluk süresince hangi haberleri yapabilirdik? Barışın toplumsallaşması, kadın cinayetleri, İstanbul depremi, mültecilerin dramı, daha niceleri. Gazeteciler, haber yapma hürriyetinden alıkonulmaktadır. Gazetecilerin tutuklanması basın özgürlüğünüm ihlal edilmesi demektir. Biz Uğur Mumcu’nun, Musa Anter’in, Metin Göktepe’nin kalemini yere düşürecek değiliz” diye belirtti.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) adına söz alan Gazeteci Diren Yurtsever, “Gazeteciliğe, gazetecilere düşünce ve ifade özgürlüğüne dönük her türlü saldırılara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülkeye barış ve demokrasinin bütün özgürlüklerin önündeki kısıtlamaların kaldırılmasıyla geleceğine inanıyoruz. Bizler gazeteciler olarak bu ülkede bütün anti-demokratik açıklamaların son bulması, basının özgürlüğünün sağlanması, bu ülkeye barış ve demokrasi gelmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
HDK EşSözcüsü Meral Danış Beştaş da, “Yine bir hukuksuzluğa karşı sesimizi yükseltiyoruz. Burada milyonların sesi var. Ercüment 6 aya yakındır süredir ilk defa mahkemeye çıkıyor, kendisi bir gazeteci ve siyasetçi. Bu ülkede hak, özgürlük, barış istemek suç sayılıyor. Türkiye'nin geleceğini aydınlatacak insanlar tutuklanıyor. Arkadaşlarımızı mücadeleyle özgürleştireceğimizi biliyoruz. HDK’den suçlu ve suç çıkaramayacaksınız” diye konuştu.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, “Ercüment Akdeniz'in tutuklu olmasıyla Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Ekrem İmamoğlu’nun, Can Atalay’ın hapiste tutulması arasında bir bağ var. Neyin karşısında durduklarına dair bir ceza uygulanıyor. Talebimiz çok net herkes için adalet, herkes için özgürlük” şeklinde konuştu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti)Milletvekili Özgül Saki ise, “Bugün burada ‘Hukuksuzca esir edilen arkadaşlarımızın özgürlüğünü mücadeleyle alacağız demek için bir aradayız. Ülkede göçmen mülteci olmak çok zor. Karşı karşıya kaldıkları baskıdan dolayı buraya gelemediler ama onların da sesi, sözü, kalbi burada” dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Başkanı Eren Keskin, HDK dosya sürecini şöyle anlattı: “İçimizde hapis cezasıyla tehdit edilmeyen hiç kimse yok. Türkiye Cumhuriyeti devlet kendi anayasasıyla, uluslararası sözleşmeleri ihlal ediyor. Farklı düşündüğümüz için, ifade özgürlüğümüz gasp edildi” ifadelerini kullandı.
Açıklama sloganlarla son buldu.