KCDK-E: Avrupa hukuku gazetecileri korumakla yükümlüdür

Serkan Demirel’in Almanya'da gözaltına alınıp sınır dışı edilmesini basın özgürlüğüne aykırı olarak değerlendiren KCDK-E Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt, Avrupa hukukunun, kendisine sığınan gazetecileri korumakla yükümlü olduğunun altını çizdi.

Son dönemde Almanya’da Kürt siyasi aktivistlere, gazetecilere ve kurumlara yönelik baskılar artarken, son olarak gazeteci Serkan Demirel’in Almanya sınırında gözaltına alınıp İsviçre’ye zorla gönderilmesi, Avrupa’da yaşayan Kürt halkı tarafından tepkiyle karşılandı.

Alman polisinin bu tutumunu “hukuk dışı” olarak nitelendirerek kınayan KCDK-E Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt, Almanya’nın bu politikalarının tesadüf olmadığına; özellikle Kürt siyasetçilere ve kurumlarına yönelik baskıların arttığı bir döneme denk geldiğine dikkat çekti.

Zübeyde Zümrüt, Demirel’in yıllardır Avrupa’da gazetecilik yaptığını belirterek, “Bu gözaltı ve sınır dışı kararı, ifade ve basın özgürlüğü ilkelerine açıkça aykırıdır” dedi.

Zübeyde Zümrüt, Serkan Demirel’e yönelik uygulamanın münferit bir olay olmadığını belirterek, “Almanya’da Kürt siyasetçilere, gazetecilere ve kurum çalışanlarına karşı sistematik bir baskı politikası uygulanıyor. Demirel’in gözaltına alınması ve sınır dışı edilme tehdidi de bu politikanın bir parçasıdır. Bugün Almanya’da Kürt kimliğini savunan, özgür basın yapan ya da demokratik siyaset içinde yer alan herkes potansiyel bir hedef haline getirilmiş durumdadır. Son dönemde pasaport iptalleri, sivil toplum temsilcilerine yönelik baskılar, Kürt kurumlarına yapılan müdahaleler ve haksız tutuklama ve gözaltılar ciddi şekilde artmıştır” dedi.

Zübeyde Zümrüt, Alman güvenlik güçlerinin içinde Türk kökenli bazı unsurların, Kürtlere karşı uygulamalarda aktif rol oynamasının ciddi bir sorun teşkil ettiğini ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını dile getirdi.

'TÜRKİYE'DE BARIŞ UMUDU TARTIŞILIRKEN BU BASKILAR TESADÜF OLABİLİR Mİ?

Zübeyde Zümrüt sözlerine şöyle devam etti: “PKK’nin kendini feshettiği ve Türkiye’de barışa dair umutların konuşulduğu bir dönemde Almanya'nın bu baskıları tesadüf olabilir mi? Alman devleti Kürt siyasetine yönelik baskılarla neyi amaçlıyor? Barışçıl çözüm sürecine karşı mı duruyor? Eğer Almanya gerçekten demokratik ve barışçıl bir çözümden yanaysa, kendisine sığınan Kürt siyasetçilere yönelik bu kriminalize etme politikasını sona erdirmelidir. Gazetecilik suç değildir. Kürt olmak da öyle. Kürt basınına yönelik bu baskılara karşı, tüm Kürtler, demokratlar, insan hakları aktivistleri ve dostlarımız sessiz kalmayacaktır.”

AVRUPA HUKUKU GAZETECİLERİ KORUMAKLA YÜKÜMLÜDÜR

Türkiye’de özellikle Kürt gazetecilere yönelik baskıların uzun yıllardır sürdüğünü belirten Zübeyde Zümrüt, “Gözaltılar, tutuklamalar ve işkenceler, Kürt gazetecilerin karşılaştığı temel sorunlar arasında yer alıyor. Bu ortamdan kaçarak Avrupa’ya sığındılar çünkü burada hukuk ve ifade özgürlüğü olduğuna inanıyorlardı. Avrupa hukuku bu insanlara bu güvenceyi sağladı. İnsanlar da bu güvenceye dayanarak mesleklerini icra etmeye çalıştı. Aynı şekilde düşüncelerinden ötürü baskı gören siyasetçiler de Avrupa’ya sığındı. Şimdi Almanya, bu insanlara kendi hukukunu uygulamalıdır. Son dönemde Türk kökenli bazı polislerin bu baskıları organize ettiği iddiaları da göz önünde bulundurulmalıdır. Gazeteci Serkan Demirel’in gözaltına alınması ve sınır dışı edilme tehdidi, Almanya gibi bir hukuk devleti için hem tehlikeli hem de düşündürücüdür. Bu sadece bireysel değil, toplumsal bir tehdittir. Avrupa hukuku, kendisine sığınan gazetecileri korumakla yükümlüdür” diye konuştu.