Kürdistan’da maden ve HES’ler yoluyla eko-kırım
Maden yasasının geçmesiyle birlikte, Kürdistan’da halihazırda birçok hukuksuzluğa rağmen devam eden maden ve HES projeleri hız kazanacak.
Maden yasasının geçmesiyle birlikte, Kürdistan’da halihazırda birçok hukuksuzluğa rağmen devam eden maden ve HES projeleri hız kazanacak.
Enerji ve madencilik alanlarını düzenleyen, zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını da içeren torba kanun teklifi, 19 Temmuz’da Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi.
Muhalefetin tüm itirazlarına rağmen kabul edilen bu yasa, maden ve enerji şirketlerinin yararını gözetmesi sebebiyle, yaşam alanlarını korumak isteyen köylüler ve ekoloji aktivistleri tarafından protesto edildi.
Meclis Genel Kurulu’nda da tartışmalara sebep olan torba yasa, tüm itirazlara kulak tıkayarak geçti. Yasa, Türkiye ve Kürdistan’daki birçok yaşam ve doğal alanı maden şirketlerine peşkeş çekiyor.
CUMHURBAŞKANLIĞI SÜPER YETKİLENDİRİLDİ
Yasa, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu geçersiz kılarken, cumhurbaşkanına süper yetkiler veriyor.
Bazı madenleri “stratejik” ya da “kritik” olarak sınıflandırmaya yönelik önemli yetkiler barındıran bu yasa, söz konusu madenlerin bulunduğu alanlarda devletin acele kamulaştırma yolunu da açıyor. Hangi madenlerin “kritik” sayılacağı ise milli Savunma, Sanayi ve Ticaret bakanlıklarının ortak görüşüyle belirlenecek.
Kamu kurumları, ÇED süreciyle ilgili üç ay içinde görüş bildirmezse, zeytinliklerde madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik projeye “izin verilmiş” sayılacak. Talep edilmesi durumunda, bir ay ek süre tanınacak.
ÇED raporunu etkisiz hale getirecek bir madde olarak ise, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) devlet ormanlarında faaliyet yürütülmesi için 24 aya kadar bedelsiz izin verilebilecek olması. Bu alanlarda orman izni alınmışsa, ÇED sürecinde ayrıca görüş alınması gerekmeyecek.
Cumhurbaşkanlığına verilen bir diğer ise, kamu kurumları arasında görüş ayrılığı yaşanması durumunda, nihai kararın cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında oluşturulacak ve ilgili bakanların yer alacağı bir kurul tarafından verecek olması.
ŞİKAYETLERE VE MAHKEME KARARLARINA RAĞMEN FAALİYETLER DEVAM EDİYOR
Sadece son dönemde Kürdistan’da yapılmaya çalışılan madenler ve HES projeleri bu yasayla hız kazanacak. Enerji ve maden sermayesinin önü açılırken, doğa ranta teslim edilecek.
Türkiye, tarafı olduğu Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi ne (Bern Sözleşmesi) ve BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi gereği, tehlike altındaki ve yerel coğrafyaya özgün koruma taahhüdü vermesine rağmen bu nitelikteki özgün fauna ve flora türlerinin olduğu alanlara ya maden faaliyeti yürütüyor ya da baraj yapıyor.
Son dönemde basına da yansıyan Kürdistan’daki maden ve HES projelerine bakmak bile, bu durumu özetliyor.
Son dönemde sıkça eylemlerle gündeme gelen Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesinde bulunan Hesendîn Yaylası’nda, Kulp Madencilik ve Dış Ticaret Anonim Şirketi, ÇED raporu olmamasına rağmen faaliyetlerini sürdürüyor.
17 yıldır maden arama faaliyetlerine devam eden şirket, yasalara aykırı bir şekilde “ÇED gerekli değildir” raporu alarak Hesendîn’de maden arama faaliyetlerine başladı. Bunun üzerine Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, Diyarbakır İkinci İdare Mahkemesi'ne konuyla ilgili dava açtı.
Mahkeme, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü'nden ÇED raporunu talep etti ve böylece raporun 2020’de sel baskınında yok olduğu ortaya çıktı. ÇED raporu olmamasına rağmen bölgede maden çalışmaları devam ediyor.
Yine Amed’in Licê ilçesindeki Mizak kırsal mahallesi için, 2020 yılında “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir” yönünde rapor verildi. Projenin ruhsat alanı yaklaşık 700 hektar olmasına rağmen, faaliyet alanı 24,87 hektar gösterilerek ÇED’den muaf tutuldu. Bölgede binlerce ağaç kesildi.
Amed Barosu, Ekoloji Derneği ve mahalle sakinlerinin açtığı dava sonucunda, Diyarbakır 4’üncü İdare Mahkemesi, Pasûr’un Cixsê kırsal mahallesi ve Licê’nin Mizak kırsal mahallesinde ekolojik tahribata yönelik keşif kararı aldı.
Pasûr ilçesine bağlı Cixsê kırsal mahallesinde, yerleşim yerine 48 metre uzaklıkta bulunan bir mera alanına Güneş Enerji Sistemi’ne (GES) kurulmak isteniyor. Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, 25 Haziran’da bölgede incelemede bulunarak davacıları ve vekillerini dinledi.
Amed'in Licê ilçesine bağlı Korxa kırsal mahallesinde, Karayolları Genel Müdürlüğü 8'inci Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan “Kalker Ocağı, Mekanik Plent ve Kırma Eleme Tesisi” projesi, 12 Ağustos 2021 yılında başlamış; ancak mahalle sakinlerinin tepkileri üzerine durdurulmuştu.
Çalışmaların yapıldığı alan, yerleşim yerlerine yakın bir noktada bulunuyor. Dinamitlerin patlatılması halinde Xorxa ve Hêdîk kırsal mahallelerinin yanı sıra, tarihi Birkleyn Mağarası da etkilenecek.
Konuya dair Mezopotamya Ajansı’na konuşan Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, çalışmaların yapıldığı yerin tarihi öneme sahip olduğunu belirtti. Ayrıca buranın köylülerin hayvanlarını beslediği ormanlık ve mera alanı olduğunu hatırlattı.
İnan, köylülerin bir yıl önce bölgenin tarihi bir yer olması nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu; ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü ve ilgili şirket hakkında şikayetçi olduklarını aktardı.
Ahmet İnan, ancak yapılan tüm bu şikayetlere rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını ifade etti.
QILEBAN’IN YÜZDE 75’İ MADEN SAHASI YAPILMAK İSTENİYOR
Bir başka maden çalışması da Şirnex’te yapılmaya çalışıldı. Burada da halkın direnişiyle karşılaşan şirket, bölgeyi şimdilik terk etti.
Şirnex’in Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Dêrahînê (Uzungeçit) beldesi sakinleri de Sêrt’ten (Siirt) gelen maden şirketine karşı ayaklandı. İçme suyunun bulunduğu bölgede çinko madeni için harekete geçen şirket yetkililerine tepki gösteren belde sakinleri, iş makinelerini beldeden çıkardı.
Aslında bu bölge uzun zamandır maden şirketlerinin radarında. Son yıllarda özellikle iktidara yakın maden şirketleri bölgeye akın etti ve burada faaliyet yürüten maden şirketlerinin sayısı hızla arttı.
Bölgede faaliyet yürüten bazı şirketler şunlar: Acar, Özdağlar, Sihan, Evrensel, Özel, Göksad, Öz Kardeşler, Taşar, Geliş, Şırnak Afa, Bölünmez Grup, Eloş, Dıvın Madencilik.
Qileban ilçesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), 21 Aralık 2021’de 203. grup adı altında 54.009,77 hektarlık doğal alanı, 250 bin ton kapasiteli kurşun ve çinko ile 2 milyon 400 bin ton kapasiteli bakır madeni ve işletmesi için ihaleye çıkardı.
Bu maden sahası, 73 bin 100 hektar olan Qileban’nin yüzde 75’ine denk geliyor.
AKP’Lİ VEKİLİN ŞİRKETLERİ
Yine Amed’in Licê ilçesine bağlı Sisê mahallesinde kurulan kalker ocağı ve maden faaliyetleri doğayı tahrip ediyor. Yerleşim yerine yüzlerce metre uzaklıkta bulunan alanda kurulan Kalker Ocağı-Kırma Eleme Tesisi ve Mekanik Plent Tesisi için, 2022 yılında “ÇED gerekli değildir” kararı verildi.
Şirket, AKP'li Ferhat Nasıroğlu'na ait.
Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından ÇED raporu için hazırlanan dosyada, “Proje kapsamında patlatma yapılacak olup, patlatma yapılmadan önce gerekli önlemler alınacak. Çalışmalar sırasında tozun oluşmaması için de gerekli sulamalar yapılacak” denilmesine rağmen, patlatılan dinamitler nedeniyle birçok ev zarar gördü.
Ayrıca aynı bölgede petrol arama çalışmaları da yapılıyor. Hem kalker ocağı hem de petrol faaliyetlerini sürdüren firmalar, AKP Êlih Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’na ait. Devlet Su İşleri’nin (DSİ) taşeronluğunu, Nasıroğlu ailesinin şirketi Fernas Şirketler Grubu yapıyor.
Petrol arama çalışmaları ise, 2023 Ekim ayında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) iştiraki olan ve sahibinin AKP'li Nasıroğlu olduğu belirtilen Turkish Petroleum International Anonim Şirketi (TPİC) tarafından yapılıyor.
TPAO’nun Amed’de 25 bin hektarlık alanda aldığı petrol arama ruhsatı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2 yıl daha uzatıldı. Ruhsat süresi 11 Mayıs 2025’ten 11 Mayıs 2027’ye kadar uzatıldı.
Ayrıca Şirnex’teki Gabar Dağı’nda, TPAO tarafından başlatılan petrol aramaları nedeniyle binlerce ağaç kesildi. Dağın her tarafına yol yapan şirketler, canlıların hayatını bitirme noktasına getirdi. Merkeze bağlı Bertûr köyünde bulunan 600 yıllık Kaniya Mizgeftokê (kaynak-pınar), petrol nedeniyle yapılan sondaj nedeniyle kurumaya ve kirlenmeye başladı.
HALK, HES’LERE KARŞI DİRENİYOR
Amed’in Licê ilçesi ile Çewlîg’in Dara Hênî (Genç) ilçesi arasında yer alan Sarım Havzası’nda yapılması planlanan Birsu Hidroelektrik Santrali (HES) projesine dair açılan davada Danıştay 4. Daire, “Çevresel Etki Değerlendirme olumlu” kararının iptal edilmesine dair verilen kararı bozdu.
Danıştay, yeniden bilirkişi heyeti belirlenerek keşif yapılması ve rapor hazırlanmasına hükmetti.
Erzurum 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen “ÇED olumlu” kararının iptal gerekçeleri sıralanan kararda, hükme esas alınan bilirkişi ve ek bilirkişi raporlarının tarafların ileri sürdüğü hususları tüm yönleriyle ayrıntılı ve bilimsel olarak tereddütte mahal vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturmadığı vurgulandı.
Bölge aynı zamanda, 47 yıldır nesli tükendiği düşünülen ve en üst düzey koruma statüsünde olan Batman Bantlı Çöpçü Balığı (Paraschistura chrysicristinae) için de yaşam alanı.
İdare Mahkemesi, 31 Mart 2024’te verdiği kararında “ÇED olumlu” kararının iptal edilmesine hükmetti.
Kararın gerekçesinde, projenin olumsuz etkilerinin olabileceği; arıcılık faaliyetleri ile çığ tehlikesine karşı alınması gereken tedbirlerin ÇED raporunda yer alması gerektiği vurgulandı.
Ayrıca, ÇED raporunda etki alanının sadece inşaat alanına göre belirlenmesinin yanlış olduğu, bu konunun ÇED Raporunun Özet Formatı’nda “Sosyo -ekonomik Çevrenin Özellikleri” başlığı altında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Êlih’in Sason ile Amed’in Pasur ilçeleri arasında bulunan Zorê Çayı üzerinde, Maya Enerji Üretim Şirketi tarafından yapılacak olan Hidroelektrik Enerji Santrali’ne (HES) karşı da halk direniyor.
Mahkeme daha önce kararı iptal edilmesine rağmen, şirket ÇED raporunu yeniden revize etti. Bununla birlikte Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde yeniden dava süreci başladı.
İkinci davada yapılan keşfin ardından oluşturulan bilirkişi raporu, ilgili baraj projesinin su kaynaklarını, üretimi ve yaban hayatı yok edeceğini belirtti. Fakat bu bilirkişi heyeti değiştirilerek, şirket lehine rapor hazırlayan yeni bir heyet oluşturuldu.
Amed Barosu, kararı temyiz etmek için Danıştay 4. Daire Başkanlığı’na taşıdı.