GÖRÜNTÜLÜ

Onlarca hikâye bir kitapta: Yas, cezasızlığın son bulmasıyla biter!

"Bu yas bitmez" kitabında sokağa çıkma yasaklarında katledilen kişilerin aileleriyle yaptığı görüşmeleri derleyen Serdar Korucu, "Barışı konuşması gereken bu aileler. Toplumsal barış için hafıza diri tutulmalı ve cezasızlık son bulmalı" dedi.

GAZETECİ SERDAR KORUCU

Daha önce, 22 kayıp yakınıyla görüşerek hazırladığı "Cumartesi Anneleri: Galatasaray Meydanı'nda 1000 hafta" kitabını yazan gazeteci Serdar Korucu, şimdi de 2015-2016 yıllarında yedi şehirdeki sokağa çıkma yasakları döneminde yaşananları, yakınlarını kaybedenlerin anlatımlarını kayda geçirerek hazırladığı “Bu Yas Bitmez” adlı kitabıyla okurla buluştu.

Yaşananların unutulmaması ve toplumsal hafızanın diri tutulması amacıyla bu görüşmeleri yaptığını belirten Serdar Korucu, barışın inşası noktasında hafıza ve cezasızlığın önemli bir noktada durduğunu ifade etti. "Acı çeken aileler barış diyor, dinlememiz gereken onlar" diyen Serdar Korucu, ailelerin yasının ise cezasızlık politikası son bulduğunda biteceğine dikkat çekti.

Korucu'nun kitabı, toplumsal hafızaya kazınması gereken olayların kayda geçirilmesini; adaletin ve barışın bu tanıklıklar üzerinden inşa edilmesini amaçlıyor.


'BU YAŞANMIŞLIKLARIN KAYDA GEÇMESİ GEREKİYORDU’

Korucu, kitabın ortaya çıkış sürecini ve toplumsal barışa katkısını şu sözlerle anlatıyor: “Buzluğa konulan cansız bedenle hatırladığımız Cemile ya da hepimizin acıyla andığı Taybet Ana... 2015-2016 döneminden hafızalarımıza kazınmış yalnızca birkaç isim bunlar. Oysa o döneme dair toplumsal hafızaya kazınmış çok daha fazla olay olmalıydı. Büyük bir unutma inşası yaşandı. Bu hikâyelerin mutlaka kayda geçmesi gerekiyordu. Toplumda ciddi bir unutulma hali yaşandı; biz de bu hikâyelerin unutulmaması için bu çalışmaya başladık.

Hafıza kayıt altına alınmazsa, bir gün bunun hesabı da sorulamaz. Her bir hikâye, hepimiz için ayrı bir hafıza ve ayrı bir unutulmama hali.”

'AİLELER HER ŞEYE RAĞMEN BARIŞ DİYOR’

Çalışmaya İnsan Hakları Derneği (İHD) ile birlikte başladıklarını ve İHD sayesinde bölgedeki ailelere ulaştıklarını belirten Korucu, ailelerin en zor hikâyelerini kendileriyle paylaştığını ve bütün acılara rağmen hâlâ barıştan yana olduğuna dikkat çekti. Korucu, yazdığı kitaba dair şunları ifade ediyor:

"2015-2016’dan önce 'çözüm süreci' vardı. Sonrasında savaş politikalarına dönüldü. Çok ağır bir travma yaşandı. Aradan on yıl geçti ve bugün yeniden barışı konuşuyoruz. Aileler her şeye rağmen hâlâ barış diyor. Taybet Ana'nın ailesi şöyle diyor: ‘Biz neden bedel ödedik? Barış için evet dedik. Biz evet derken başkasının hayır demesini doğru bulmuyoruz.’ Çok doğru, çok haklı.

Gerçekten acı çekenler, barış için elini taşın altına koyarken başkalarının eleştirisinin çok da değeri olduğunu düşünmüyorum. Gerçek söz hakkı acı çeken, bedel ödeyen, ama her şeye rağmen bu mücadeleyi veren bu ailelerde.”

'CEZASIZLIK BARIŞA ENGEL’

Sokağa çıkma yasaklarının üzerinden on yıl geçtiğini ve geçtiğimiz yılın kasım ayında başladıkları kitabı bu ay bitirdiklerini belirten Korucu, “Toplumda genel bir unutulma hali var. Yorgunluk da var, ama bu insanlar unutulmak istemiyor. Çünkü failler ortada. Ceza almadan hayatlarına devam ediyorlar.

Bu cezasızlığa dair en büyük örneklerden biri de Helin Şen davası. Fail polis, sadece 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Ailesi diyor ki: ‘Maganda kurşunuyla ölseydi fail müebbet alırdı. Bu cezayı kabul etmiyoruz.’ Çok haklılar. Çünkü pek çok delil var ve yeterince cezalandırma yok” diyor.

'TOPLUMSAL HAFIZA HEP DİRİ OLMALI’

Korucu’ya göre bu adaletsizlik barış süreciyle doğrudan ilişkili: “Barışı konuşuyorsak, geçmişle yüzleşmeliyiz. Yaşananları kayda geçirmek ve hesap sormak barışın bir parçasıdır. Geçmişte devlet ve iktidarlar inkâr politikaları izlediği için toplumsal hafıza sürekli bastırılıyordu. Faili meçhuller kabul edilmedi. Erdoğan bile geçtiğimiz günlerde bunu itiraf etti ama ne bir özür var ne de adım.

En çok acı çeken insanlar bugün barış talep ediyor.”

'HERKES SUSUP ACI ÇEKEN AİLELERİ DİNLEMELİ’

Serdar Korucu, şu an süren diyalog sürecinde asıl söz hakkının acıyı bizzat yaşayanlarda olması gerektiğini vurguluyor:  “2015-2016’da yakınlarını kaybedenler, barışın gerçek muhataplarıdır. Çözüm süreci devam etseydi, Cemile bugün genç bir kadın olacaktı. Belki adını bile bilmeyecektik. Yine Taybet Ana'yı hiç bilmeyecektik. Ama olmadı. Onun cansız bedenini sokakta gördük.

Bu nedenle barış şart. Küçük bir kız, annesinin yanında özel harekât polisi tarafından vuruluyor. Ailesi barış istiyor. O zaman biz de susup onları dinlemeliyiz. İnsan hikâyeleri kalbe dokunur. Rakamlar soğuktur ama Cemile’nin bir çocuk olduğunu hatırlatırsanız, insanlar düşünmeye başlar.”

'TOPLUMUN BARIŞI KONUŞMASI LAZIM’

Korucu, kitabına verdiği "Bu yas bitmez" adıyla ilgili de şunları söylüyor: “Bu ailelerin cenazesi bile olmadı. Gözaltında kayıpların akıbeti, faillerin cezalandırılması, en temel taleplerden biri. Gerçek yas, cezasızlık sürdükçe bitmez. Cezasızlık her yerde ve bunların sona ermesi gerekiyor.

Bu noktada da barışın toplumsallaşması ve toplumun barışı konuşması gerekiyor. Asıl önemli olan bu.”

'BARIŞ İÇİN AİLELER KONUŞMALI'

Serdar Korucu’ya göre, barışla birlikte yüzleşme sağlanırsa yas da bir nebze hafifleyebilir: “Ölenler geri dönmeyecek ama en azından vicdanlar bir nebze rahatlar. Gerçek söz hakkı olanlar, bu ailelerdir. Onların sürece katılması gerekir.

Umarım talepleri sonuçlanır. Önceki çözüm süreçlerinde de tanıkların sesi yeterince duyulmuyordu. Şimdi bu fırsat yeniden var. O yüzden kurulan meclis komisyonunda mutlaka aileler olmalı ve söz kurmalı.

Bu süreç sadece 2015-2016 ile sınırlı değil; tüm dönemlerde acı çekenlerin sürece katılması gerekiyor. Çünkü onlar barışın gerçek tarafı. Gerçek barış, onların taleplerini dinlemekle mümkün olabilir.”