İnsan hakları örgütleri uyarıyor: İran’da binlerce siyasi tutsağın hayatı tehlikede
İran’da son olarak iki siyasi tutsağın ani bir şekilde idam edilmesinin ardından insan hakları örgütleri ülkede toplu infazlardan ciddi endişe duyduklarını açıkladı.
İran’da son olarak iki siyasi tutsağın ani bir şekilde idam edilmesinin ardından insan hakları örgütleri ülkede toplu infazlardan ciddi endişe duyduklarını açıkladı.
İran devletinin 1988’de binlerce siyasi mahkumun infaz edildiği katliamı tekrar etmeye hazırlandığı yönündeki endişeler artıyor. İnsan hakları savunucuları ve muhalif kaynaklar, infazların hızlandığını ve devletin sistematik baskılarla yeni bir toplu cinayete zemin hazırladığını belirtiyor.
Pazar günü sabah saatlerinde 48 yaşındaki Mehdi Hassani ve 70 yaşındaki Behrouz Ehsani adlı iki siyasi mahkumun ani bir şekilde idam edilmesi, bu endişeleri daha da derinleştirdi. Ailelerine hiçbir bilgi verilmeden gerçekleştirilen infazlar sonrası, cesetlerin teslim edilmediği ve gizlice gömülmeye çalışıldığı bildirildi.
Mehdi Hassani, daha önce yayınladığı sesli mesajlarda rejimin baskılarını kınamıştı. Behrouz Ehsani ise hayatını İran halkının özgürlük mücadelesine adamaya hazır olduğunu dile getirmişti.
İran Yüksek Lideri Ali Hamaney’in doğrudan talimatıyla, son aylarda infazların kamuya açık birer tehdit aracına dönüştürüldüğü belirtiliyor.
İnsan hakları aktivisti Saeed Masouri, 25 yıldır tutuklu bulunduğu cezaevinden kaleme aldığı mektubunda, rejimin kendisini ve diğer mahkumları “ölüm komiteleri” yerine artık “keyfi ateş” emriyle hedef aldığını belirtti. Masouri, geçtiğimiz günlerde yüzü örtülerek hücresinden sürüklenerek alındıktan sonra işkenceyle tanınan Zahedan Hapishanesi’ne sürgün edildi.
İran Ulusal Direniş Konseyi’nin (NCRI) İngiltere temsilcisi Dowlat Nowrouzi, uluslararası toplumun İran rejiminin insanlığa karşı işlediği suçlara karşı yıllardır etkili bir adım atmamasını eleştirerek, “Bu cezasızlık ortamı, rejimi yeni katliamlar için cesaretlendiriyor” dedi.
Devlet kontrolündeki Fars Haber Ajansı’nın bu ay içerisinde 1988’deki kitlesel infazların tekrarını alenen savunması, tehlikenin ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu. 1988’de yaklaşık 30 bin siyasi mahkum idam edilmişti.
Geçtiğimiz yıl resmi kayıtlara göre 1.000’den fazla idam gerçekleştiren İran, dünyada en çok infaz gerçekleştiren ülke konumunda. Aktivistler, 2025 yılında bu sayının daha da artmasından korkuyor.
İran’daki baskı ortamı sadece infazlarla sınırlı değil. Geçtiğimiz ay, yaklaşık 700 kişinin “casusluk şebekesiyle bağlantılı” oldukları iddiasıyla tutuklandığı bildirildi. Gözaltı merkezlerinde keyfi tutuklamalar ve işkenceler yaygınlaşmış durumda.
İnsan hakları savunucuları, İran rejiminin yeni bir kitlesel infaz dalgasına hazırlandığını ve uluslararası toplumun bu sefer sessiz kalmaması gerektiğini vurguluyor. Rejimin içine düştüğü yapısal çöküşün üzerini örtmeye çalıştığı ve bu amaçla toplumun en savunmasız kesimlerine yöneldiği ifade ediliyor.
ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜNDEN TEPKİ
Uluslararası Af Örgütü, İran’da Behrouz Ehsani (69) ve Mehdi Hassani’nin 27 Temmuz 2025’te gizlice idam edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, ülkede artan siyasi baskı ve idam dalgasına dikkat çekerek, derhal tüm infazların durdurulması çağrısında bulundu.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktör Yardımcısı Kristine Beckerle yaptığı açıklamada, iki siyasi mahkumun adil yargılanma hakkı hiçe sayılarak, ailelerine ve kendilerine haber verilmeden gizlice infaz edildiklerini belirtti. Ehsani ve Hassani’nin, yaklaşık iki yıl boyunca avukatlarına erişimi engellenmiş ve yalnızca beş dakika süren göstermelik bir duruşmada kendilerini savunma hakları ellerinden alınmıştı. Yargılamada esas alınan delillerin, işkence ve baskı yoluyla alınan zoraki “itiraflar” olduğu vurgulandı.
Uluslararası Af Örgütü’ne göre, Ehsani ve Hassani cezaevinde kaldıkları süre boyunca her salı günü açlık grevi yaparak idam cezasına karşı barışçıl bir kampanya yürütüyorlardı. “Salı Günü İdama Hayır” adlı bu kampanya, İran yetkililerince bastırılmak istenen muhalif seslere karşı yürütülen sistematik baskının hedefi haline geldi. Beckerle, “Bu infazlar, İranlı yetkililerin ölüm cezasını siyasi baskı aracı olarak nasıl kullandığını açıkça gösteriyor” dedi.
YENİ BİR 1998 KORKUSU
Örgüt, son infazlarla birlikte, İran devlet medyasının 1988’deki kitlesel siyasi infazların tekrarı için yaptığı çağrıların, daha geniş çaplı bir idam kampanyasına işaret edebileceğinden endişe duyuyor. 1988’de binlerce siyasi mahkûmun gizlice infaz edildiği biliniyor.
İran’da Haziran ayında İsrail ile yaşanan gerginliğin ardından baskıların arttığını belirten örgüt, çok sayıda kişinin tutuklandığını, mahkemelerin hızlandırıldığını ve idam cezalarının onaylanmasını kolaylaştıracak bir yasa tasarısının Meclis onayına sunulduğunu aktardı.
TEHLİKE ALTINDAKİ DİĞER MAHKUMLAR
Uluslararası Af Örgütü, siyasi nedenlerle idam riski altında bulunan en az 19 kişinin ismini açıkladı. Bunlar arasında, İsrail saldırısı sonrası ortadan kaybolan İsveç-İran uyruklu akademisyen Ahmadreza Djalali ve üç kadın hakları savunucusu; Pexşan Ezîzî, Werîşe Muradî ve Şerife Muhammedi bulunuyor.
Ayrıca “Jin, Jiyan, Azadî” protestolarıyla bağlantılı en az dokuz kişi ve İran rejiminin terör örgütü ilan ettiği Halkın Mücahitleri Örgütü (PMOI) ile ilişkili en az altı kişi idam tehdidi altında. Bu isimler arasında Fazel Bahramian, Mehran Bahramian, Abolhassan Montazer ve Vahid Bani Amerian gibi isimler yer alıyor.
Uluslararası Af Örgütü, ek olarak en az 13 kişinin daha infaz riski taşıdığını belirtti ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.