Şengal Aydınlanma Konferansı: Her koşulda demokratik toplum yürüyüşüne katılacağız

Şengal Aydınlanma Konferansı’nın sonuç bildirgesinde, Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın 73. Ferman’a yanıt olduğu belirtilerek, “Her koşulda demokratik toplum yürüyüşüne katılacağız” vurgusu yer aldı.

Şengal Sosyal Bilimler Akademisi, 17-18 Temmuz tarihlerinde Şengal'de gerçekleştirdiği Aydınlanma Konferansı’nın sonuç bildirgesini açıkladı. 

Sonuç bildirgesinde şu ifadeler yer aldı:

“Êzidî halkı olarak binlerce yıldır fermanlara maruz kalıyor ve yok sayılıyoruz. Ancak artık başımızı kaldırma zamanıdır. 3 Ağustos 2014’te gerçekleşen insanlık tarihinin en büyük ihanetlerinden biri olan fermanın 11’inci yıldönümüne yaklaşırken gördük ki, varlığımızı korumak için toplumsal örgütlenmemizi geliştirmemiz şart. Mücadele ve direniş tarihimizin yeni bir aşamasındayız. Önder Apo’nun Şengal ve Êzidî halkını savunmaya çağırdığı günlerden bugüne büyük ilerlemeler ve değişimler yaşadık. Kadim Êzidî halkı artık askeri, siyasi, toplumsal ve örgütsel olarak kendini inşa etmiştir. Bin yıllık hakikatimiz yeni bir sistemle birleşmiş, bizlere güç, irade ve söz hakkı kazandırmıştır. Bu güç artık Irak’ta da etkili olmaktadır. 

ÖNDER APO’NUN ÇAĞRISI TEMEL OLUŞTURDU

27 Şubat’ta Önder Apo tarafından yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, Êzidîler için bir Rönesans başlangıcı olarak değerlendirildi. Bu çağrı, Şengal Aydınlanma Konferansı’nın temelini oluşturdu. Konferansa Şengal’den ve Şengal dışından yaklaşık 150 delege katıldı. Konferans; Êzidîler, Zerdüştîler, Kakailer, Şiiler, Sünniler ve Araplar gibi bölgenin farklı inanç ve kültür temsilcilerinin katılımıyla toplumsal birlik mesajı verdi. Bu durum, Önder Apo’nun demokratik ulus paradigmasının gerçekliğini bir kez daha ortaya koydu. Ayrıca farklı yazar, aydın ve akademisyenler de çevrimiçi katılımla konferansa destek sundu. Konferans, önemli kararlar alarak güçlü bir irade beyanında bulundu. 

ÊZIDÎ TOPLUMU KENDİSİNİ YENİ DÖNEME GÖRE HAZIRLAMALIDIR

Önder Apo’nun mesajında belirttiği gibi, “Êzidîler için fermanlar dönemi bitmiştir.” Bu mesajla birlikte konferansta ortaya çıkan irade, toplumumuzun katliamlarla anılan bir toplum olmaktan çıkıp, bilimsel ve aydınlanma çalışmalarıyla Ortadoğu’ya öncülük edebilecek bir aşamaya geldiğini gösterdi. 

Artık eski yöntemlerle ilerlenemez. Ortadoğu’da ve dünyada büyük değişimler yaşanıyor ve Êzidî toplumu da bu değişimlere uyum sağlamalıdır. Her yerde yeni siyasal ve toplumsal sistemler tartışılmakta, bizler de değişim, dönüşüm ve yeniden doğuş tartışmaları yapıyoruz. Bu değişim, bizim için sadece bir yenilenme değil, yeniden yaşam bulmadır. 

Düşünce, felsefe ve inancımızı Önder Apo’nun fikirleriyle bilimsel temele oturtmak zorundayız. Çünkü değişim bilimle mümkündür, özellikle de toplumsal bilimle. 

BU DEĞİŞİM JİNEOLOJİ İLE ÖNE ÇIKMALIDIR

Devlet ve iktidarlar, toplumu köklerinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Toplumları değerlerinden koparıp, onlara yabancı değerler dayatıyor. Êzidî toplumu da kendi temel değerlerini bu saldırılardan korumalıdır. Toplumların gerçekliği kadındır. Kadın yalnızca çocuk doğuran değil, insanlığın yaratıcısıdır. 

Bugün kadına yönelik saldırılar çok yönlüdür. Fiziksel saldırıların ötesinde kadın gerçeği topyekûn hedef alınmaktadır. Kadın yok sayılmakta, kadının değeri yadsınmaktadır. Eğer kadın yok sayılırsa, hayat da yok sayılmış olur. Bu nedenle değişim ve özgür bir yaşam için kadın temel alınmalıdır. Ve bu kadın öncülüğü Jineoloji ile geliştirilmelidir. 

ÊZDATÎ FELSEFESİ ARAŞTIRILMALIDIR

Konferans, Êzdati felsefesinin unutulmasının toplumun temel sorunlarından biri olduğunu ortaya koydu. Êzdati felsefesi dar kalıplarla değil, kültür, felsefe ve tarih üzerinden ele alınmalıdır. 

Êzdati felsefesi hayatı, doğayı, varoluşu anlamaya çalışan bir bilgeliktir ve toplumun yeniden manevi ruhu olabilir. Folklor, müzik, dengbêjlik ve anlatılar bu değerlerin korunmasında önemli bir rol oynamıştır. Kapitalist sistem ise bu değerlere saldırmaktadır. 

Bu nedenle çocuklardan başlayarak toplum genelinde bu değerlerin korunması için bilinçlendirme ve eğitim yapılmalıdır. 

ŞENGAL’E DÖNÜŞ VAROLUŞUN TEMİNATIDIR

Vatan ve yurtseverlik kavramları konferansta genişçe tartışıldı. Êzîdxan, parçalanmış bir vatan olarak tanımlandı. Şengal ise Êzidî halkının varlığının merkezidir. Yurtseverliğin en temel görevi ise toprağı ve doğayı korumaktır. 

Şengal’e dönüş hem yurtseverlik görevi hem de varoluşumuzun teminatıdır. Göç, özellikle de Avrupa’ya göç, halkımızı köklerinden koparmaktadır. Toplumun köküne dönüşünü sağlamak zorundayız. 

Yurt, savunulmadıkça özgür olamaz. Savunma ise sadece askeri sistemle değil, örgütlü toplum gücüyle mümkündür. Bu nedenle konferansımızda şu vurgulandı: ‘Savunma toplumsal bir meseledir ve savunmasız varlık olmaz.’ 

GENÇLER AYDINLANMANIN ÖNCÜLÜ OLMALIDIR

Konferansımızda gençliğin öncülük iddiası güçlü şekilde vurgulandı. Yenilenme ve değişim, gençlik olmadan mümkün değildir. 

Gençler toplumun geleceği değil, bugünün taşıyıcısıdır. Avrupa’ya yönelen gençlerin, halkına ve yurduna dönmesi gerekmektedir. Erken yaşta evlilik gibi sorunlar da toplumumuzun en büyük tehlikelerindendir. 

Toplumsal sorunların çözümü için bilgiye, ilme, sabra ve emeğe ihtiyaç vardır. Aydınların, yazarların, akademisyenlerin bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. 

DEMOKRATİK ULUS FİKRİ KONFERANSIMIZIN BAŞARISIDIR

Konferansımız Önder Apo’nun mesajıyla coşku, irade ve umut içinde başladı ve öyle tamamlandı. Tüm inanç ve halkların bir araya gelmesi demokratik ulus paradigmasının başarısını gösterdi. 

Suriye’de Dürzî halkına karşı gerçekleşen katliam konferansta kınandı. Êzidî toplumu olarak biz, katliama uğramış bir halk olarak Dürzî halkına desteğimizi ilan ettik. Bu durum demokratik toplum ve halkların birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. 

HER KOŞULDA DEMOKRATİK TOPLUM YÜRÜYÜŞÜNE KATILACAĞIZ

Önder Apo’nun “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, 73. Ferman’a yanıttır, aynı zamanda Êzidîler için Rönesans başlangıcıdır” mesajı temel alınarak konferansımızda demokratik toplum sürecine aktif katılım kararı alındı. 

Bu kapsamda; 

1- 3 Ağustos 2014 Katliamı’nın soykırım olarak tanınması için çalışmalar yapılacak. 

2- Êzidîlerin tarih, kültür, inanç, felsefe ve coğrafyasına yönelik kapsamlı araştırmalar yürütülecek. 

3- Akademik çalışmalar Jineoloji perspektifiyle yürütülecek. 

4- Yazar, akademisyen ve tarihçiler ortak çalışmalara yönlendirilecek.  

5- Şengal ve Irak genelinde konferanslar ve çalıştaylar düzenlenecek. 

6- Êzidî halkının sözlü kültürü, müziği ve folkloru üzerine araştırmalar yapılacak. 

7- Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü ve demokratik ulus fikri için tüm inanç ve halklar arasında kardeşlik temelinde Irak’ta çalışmalar yürütülecek.’’