İran İslam Cumhuriyeti’nin 12 günlük savaşın ardından yaşadığı çok yönlü çöküş; yapısal zayıflıklar, bölgesel güç kaybı ve uluslararası izolasyon, Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’ni (PJAK) geleceğe hazırlıklı bir konuma getirdi. PJAK, adım adım İran’daki gelişmelerin belirleyici aktörlerinden biri olmaya hazırlanıyor.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Yönetim Konseyi Üyesi Fûad Bêrîtan, ANF’ye verdiği özel röportajda, PJAK’ın bugün en güçlü durumunda olduğunu ve her türlü senaryoya hazırlıklı bulunduğunu vurguladı.
12 günlük savaşın ardından İslam Cumhuriyeti’nde ne tür krizler yaşandı ve bunların boyutları nelerdir? Bir PJAK üyesi olarak bu gelişmelere ilişkin görüşleriniz nelerdir?
İslam Cumhuriyeti, İsrail ile yaşadığı 12 günlük savaşın ardından her alanda derin bir çöküş yaşıyor. Bu, yalnızca askeri veya güvenlik alanlarıyla sınırlı değil; aynı zamanda paradigmatik ve ideolojik bir çöküştür. İslam Cumhuriyeti’nin mevcut versiyonu fiilen işlevini yitirmiş ve yerine yeni bir model konulamamıştır.
Savaş, İslam Cumhuriyeti’nin pazarlık gücünü ciddi şekilde zayıflattı. Hava savunma sistemleri büyük zarar gördü, “Şii Hilali” bir seraba dönüştü ve nükleer programı ağır bir darbe aldı. Ekonomik krizler, çevresel felaketler ve halk ile hükümet arasındaki derin uçurum, rejimin aciz bir durumda olduğunu gösteriyor. Yenilgi üstüne yenilgi yaşayan İslam Cumhuriyeti, bölgesel hegemonya iddiasını kaybetmiş ve totaliter yapısının sonuçlarıyla yüzleşmektedir.
Bu durum, rejimin hayatta kalmasını her zamankinden daha fazla tehdit ediyor. İslam Cumhuriyeti’nin “ne savaş ne müzakere” sloganı artık sürdürülebilir değil. Batı ile bir anlaşmaya varmadan önce ciddi tavizler vermesi gerekiyor; ancak bu tavizler, rejimin ideolojik temelini sarsabilir. Rejim, bir yol ayrımında: Ya köklü bir değişim yapacak ya da krizler daha da derinleşecek.
PJAK olarak biz, bu krizi İran halkı için bir fırsat olarak görüyoruz. Rejim, halkın iradesine teslim olmadan ve özgürlük ile demokrasiyi kabul etmeden bu krizlerden çıkamaz. Aksi takdirde, sistemik baskı ve halkın sesini yok sayma politikaları, rejimi daha da çökertecek.
‘HALK, REJİME OLAN GÜVENİNİ TAMAMEN KAYBETTİ’
İslam Cumhuriyeti’nin yapısal krizlerinin kökeni nedir ve neden mevcut yönetim modeli toplumun taleplerine yanıt veremiyor?
İslam Cumhuriyeti’nin krizleri, yapısal ve zihinsel bir temele dayanıyor. Rejim, onlarca yıl boyunca halkın taleplerini bastırdı ve mantıksız bir yönetim modeli benimsedi. Bu model, hayatta kalmayı sürdürmek için her türlü taktiksel hamleyi yaptı: Diplomatik ilişkileri kesip yeniden kurdu, “aşırılıkçı-ılımlı” ikilemiyle oynadı ve gerektiğinde zehirli kadehi içti. Ancak bu taktikler artık işe yaramıyor.
Hamaney’in politikaları, rejimin başarısızlığının sembolü oldu. İslam Cumhuriyeti, artık karar alma süreçlerinin merkezi olmaktan çıktı. Güç ve servet sahipleri, kendi çıkarlarını korumak için rejimi terk edebilir. Örneğin, Tahran Cuma İmamı Sedighi’nin görevden alınması, Ulusal Güvenlik Konseyi’ndeki değişiklikler ve Ali Laricani’nin sahneye dönmesi gibi hareketler, değişimin işaretleri olabilir. Ancak bu adımların samimi mi yoksa taktiksel mi olduğu belirsiz.
Halk, rejime güvenini tamamen kaybetti. Rejim, sadece kendinin hayatta kalmasını önemsiyor; krizleri çözmek ya da halkın taleplerine yanıt vermek yerine baskıyı artırıyor. Kürdistan’dan Belucistan’a, Azerbaycan’dan Şiraz’a kadar halk, rejimin şiddetine ve baskısına karşı kolektif bir hafıza oluşturdu. Yeşil Hareket’ten “Jin, Jiyan, Azadî” devrimine kadar tüm halk hareketleri, rejimin diyalog yerine şiddeti seçtiğini gösteriyor.
Rejimin kurtuluşu, özgürlük, demokrasi ve eşitlik temelinde halkın iradesine teslim olmaktan geçiyor. Aksi takdirde krizler daha da derinleşecek ve rejim çöküşe sürüklenecek.
‘KÜRDİSTAN, İRAN’IN GELECEĞİNDE BELİRTLEYİCİ BİR FAKTÖR OLACAK’
PJAK, İran’ın geleceğinde kendini nasıl konumlandırıyor? Diğer güçlere yönelik politikanız nedir?
İran toplumu, özellikle Kürt halkı, tüm baskılara rağmen özgürlük arzusunu koruyor. Kürt toplumu, siyasi gelişmeleri yakından takip ediyor ve her türlü senaryoya hazırlıklı. PJAK, bugün siyasi, örgütsel ve savunma açısından en güçlü durumunda. Biz, Kürdistan ve İran’daki denklemlerin belirleyici bir gücü haline geldik.
PJAK, Kürdistan halkı ve İran’daki özgürlükçü güçlerle koordinasyon içinde hareket etmeye kararlı. Ancak muhalefetin dağınıklığı endişe verici. Birçok muhalefet grubu, toplumdan kopuk ve gerçekçi çözümler üretemiyor. Bazıları ise rejimin hizmetine girerek ya da otoriter söylemlerle hareket ederek güvenilirliğini kaybetti. Özellikle kraliyetçi kamp, demokratik olmayan ve baskıcı bir vizyon sunuyor. Bu gruplar, Kürt halkına ve özgürlükçü hareketlere karşı düşmanca bir tutum sergilerse, PJAK’tan ve halktan orantılı bir yanıt alır.
PJAK olarak, özgürlük, demokrasi ve eşitlik temelinde diyalog ve iş birliğine açığız. Ancak Kürdistan halkına ve İran’daki diğer toplumlara yönelik tehditlere karşı sessiz kalmayacağız. Gücümüz, irademiz ve yeteneğimizle halkımızın haklarını savunacağız.
Kürdistan, İran’ın geleceğinde belirleyici bir faktör olacak. Kürdistan halkının katılımı ve koordinasyonu olmadan hiçbir yerel ya da yabancı proje başarıya ulaşamaz. PJAK, üçüncü bir yol olarak; totaliter ve dışlayıcı projelere karşı alternatif, gerçekçi ve pratik çözümler sunmaya hazır.
‘PRENSİP OLARAK CİDDİ VE STRATEJİK BİR DİYALOG TEKLİFİNE AÇIĞIZ’
Mesud Pezeşkiyan’ın muhalefetle diyalog gerekliliği hakkındaki açıklamalarına tepkiniz nedir?
Pezeşkiyan’ın açıklamaları, geçmişteki acı deneyimlerimiz nedeniyle temkinle karşıladığımız bir söylem. Rejim, daha önce de “diyalog” söylemini taktiksel olarak kullandı. Bu açıklamaların ciddiyeti ve derinliği belirsiz. Ancak prensip olarak ciddi ve stratejik bir diyalog teklifine açığız. Diyalog, savaş, şiddet ve yıkımdan daha iyidir. Ancak bu diyalog, rejimin güvenlik odaklı ve aldatıcı mekanizmalarına dönüşmemeli.
Eğer rejim halkımıza ya da bize saldırırsa, meşru müdafaa hakkımızı kullanırız. Aynı zamanda demokratik bir diyalog için halkımıza güveniyoruz. PJAK, Kürt halkının haklarını garanti altına almak ve tarihsel baskıyı sona erdirmek için mücadele ediyor. Biz, modern, demokratik ve eşitlikçi bir İran için savaşıyoruz; siyasi, dilsel, ulusal, etnik, kültürel ve cinsiyet eşitliğini savunuyoruz.
‘REJİM, DOĞAYI VE HALKI SÖMÜRMEYE DEVAM EDİYOR’
Son olarak, Sine’de çevreyi korumak için hayatlarını feda eden üç genç Kürdistanlının trajik kaybına değinmek istiyorum. Bu olay, İslam Cumhuriyeti’nin çevresel yıkım ile mafya benzeri askeri ve güvenlik politikalarının bir sonucudur. Rejim, doğayı ve halkı sömürmeye devam ediyor. PJAK olarak çevresel yıkıma karşı mücadele etmeyi sürdüreceğiz.
PJAK, halkın gücüne inanan bir harekettir. Toplumun taleplerini dikkate alarak, tarihsel kriz anlarında halkla birlikte hareket etti ve etmeye devam edecek. Kürdistan ve İran’ın geleceğinde, özgürlük, demokrasi ve eşitlik için mücadele eden bir güç olarak yer alacağız.
Rejim halkın taleplerine yanıt vermezse, daha da zor günler kapıda. Ancak PJAK, halkın iradesiyle şekillenen bir geleceğe hazır.