Kürdistan’ın işgaline ve Kürt halkına yönelik zulme karşı yıllardır büyük bir direniş sergileyen gerillalar, özgürlük yolunun taşlarını yürekleriyle döşedi; özgürlük mücadelesini ileri taşıdı, zafere ve ölümsüzlüğe ulaştırdı. Doğa Şîn (Binevş Altay) bu ölümsüz ordunun savaşçılarından biriydi.
Zorluk ve engel nedir bilmeden, nerede ihtiyaç varsa oradaydı. Kürdistan ve Kürt halkının özgürlüğü için yaşadı ve savaştı. Ailesi ona narin bir çiçeğin adını, "Binevş"i verdi. Bu isim, onun ruhunun ve kalbinin güzelliğini yansıtıyor ve ona çok yakışıyordu.
Binevş, bereketli ve kutsal topraklara sahip Riha’da (Urfa) dünyaya geldi. Bu kutsallığı yüreğinde taşıyordu. Toprağını çok seviyordu ve onunla büyük bir onur duyuyordu; çünkü Önder Apo da bu topraklarda doğmuştu. Ailesi yurtseverdi ve Önder Apo’nun mücadelesine bağlıydı; bu uğurda canlarını ve mallarını feda etmekten çekinmiyorlardı.
Binevş de bu davaya aynı bağlılıkla yaklaşarak, sisteme her anlamda başkaldırıyor; sahtekar düzene asla boyun eğmiyor ve bu düzenin bir parçası olmayı düşünmüyordu. Gerilla olmak ve Kürdistan özgürlük mücadelesinde yer almak onun temel amacıydı. Bu konuda kararlı ve netti.
O gün geldi; Binevş hayallerine kavuştu ve halkının davasının bir savaşçısı oldu. 2014 yılında tarihe "Kobanê Direnişi" olarak geçen günlerde, Doğa Şîn adıyla bu destanın bir parçası haline geldi. Kobanê savaşının tüm zorluklarına rağmen, yeni olmasına karşın görevini cesaretle yerine getiriyor, ön cephede yer alıyor ve barbar DAİŞ çetelerine karşı kahramanca savaşıyordu.
Savaşın o ilk günlerinde, değerli birçok yoldaşıyla beraber zaman geçiriyor, savaşın kalbinde en güçlü yoldaşlıkları yaşıyor, ülkeye olan sevgiyi derinden hissediyordu. Bu, Doğa için bir başlangıç noktasıydı. Çünkü biliyordu ki başlangıçlar önemlidir; çoğu zaman nasıl başlarsan öyle devam eder ve öyle sonuçlanır.
Gerillalar, savaşın şiddeti içinde DAİŞ’in yüreğine korku salıyordu. Onlar bu halkın kahramanlarıydı ve güçlü iradeleri, ne denli büyük bir kudrete sahip olduklarını gösteriyordu. Herkes tüm kalbiyle direniyordu ki Kobanê düşmesin. Apocu gerillalar tereddütsüz canlarını feda ediyor, son sözleri “Bijî Berxwedana Kobanê” oluyordu.
Gerilla Doğa da bu direnişin kahramanlarındandı. Kobanê savaşında yüzünden ağır yaralandı ve tedavi için cepheden ayrılmak zorunda kaldı. Yarasının izi yüzünde kaldı. Bu iz, Kobanê direnişinin büyüklüğünü, Kürt kadınlarının cesaretini ve yurt sevgisini taşıyordu. Heval Doğa’ya bakan herkes, gözlerindeki enerjiyle ve bu izlerle birlikte, direnişçi kadınların öyküsünü anımsıyordu.
Bu yara, onun asi kimliğini ve güzelliğini daha da belirginleştiriyordu. İnsan, uğruna mücadele verdiği değerlerle bütünleşir. Doğa Şîn sadece yaralanmadı; canının bir parçasını da bu topraklara verdi. Kanı Kürdistan toprağına aktı ve onunla arasında yalnızca ruhsal değil, fiziksel bir bağ da oluştu. Bu bağ, onun Kürdistan’a duyduğu sevginin başka bir düzeyde olduğunu gösteriyordu.
HER GERİLLA KENDİ HİKAYESİNİN KAHRAMANIDIR
Doğa Şîn, her gerillanın kendi hikayesinin kahramanı olduğuna inanıyordu. Katılımıyla, yaşam tarzıyla, kurduğu ilişkilerle kendi yolunu çiziyor; hikayesine sahip çıkıyor ve ona anlam katıyordu.
O, Kürdistan uğruna her zaman büyük bir aşkla ve coşkuyla mücadele etti. Amacı, hikayesini zaferle tamamlamaktı. Katıldığı eylemlerle, kurduğu yoldaşlıklarla ve büyüttüğü umutla hikayesinin sayfalarını örüyordu. Bu yüzden, yaşamı amacına göre şekillenmişti. Yani o, "fikir, zikir ve eylem" kadrosuydu. Söyledikleriyle yaptıkları arasında bir fark yoktu. Zaten Önder Apo’nun istediği de buydu. Şehit Doğa, yaşamıyla ve pratiğiyle Önderlik çizgisine yaklaşmayı başardı.
Büyük küçük demeden yaptığı her çalışmayı önemsiyor, her görevin devrime hizmet ettiğine inanıyordu. Bu bilinçle her işe yöneliyor, gerekeni yerine getiriyordu. Medya Savunma Alanları’nda süren savaş ve direniş süreçlerinde heval Doğa kararlılıkla yer aldı; yoldaşlarıyla omuz omuza mücadele etti. Üstlendiği görevlerdeki başarısı, onun bulunduğu alanda kalmasının daha uygun olduğunu gösterdi.
Şehit yoldaşlarının acısını derinden hissediyor, onların verdiği mücadelenin yükünü sırtında taşıyor, emek ve çalışmalarıyla onlara layık olmaya çalışıyordu.
KÜRDİSTAN TOPRAĞININ ONURLU BİR ŞEHİDİ
Heval Doğa’nın duruşu, Apocu gerillaların çok yönlülüğünü gösteriyordu. O sadece silah taşıyan bir savaşçı değildi; aynı zamanda özgür yaşamın ve çok yönlü zenginliklerin taşıyıcısıydı.
Derin bir bilince sahipti; entelektüel, felsefi, tarihsel ve sanatsal yönleriyle dikkat çekiyordu. Kendini dağların zirvesine konumlandırmıştı; Önderliğin felsefesini anlamak ve bu doğrultuda yaşamak isteyen bir militandı. Böyle bir bilinç, insanda birçok güzelliği ortaya çıkarıyor, karanlıkları ortadan kaldırıyor, insan ve yaşam sevgisini büyütüyordu.
Doğa da bu güzelliği taşıyordu ve kalemiyle çevresine ışık saçıyordu. Şiirler yazıyor, gerilla yaşamını dizelere döküyor, şehit yoldaşlarının kişiliklerini ve kahramanlıklarını anlatıyordu. Bu şiirlerde, yoldaşlarına duyduğu sevgiyi, kararlılığını ve dağlara olan bağlılığını dile getiriyordu.
Asil duruşu, ölçüleri ve değerleriyle, Önder Apo’nun kararlı ve güçlü bir militanı olduğunu gösteriyordu. Önemli görevler üstleniyor, hiçbir zorluğu engel olarak görmüyordu. Bu nedenle, büyük bir inançla görevlerini yerine getiriyordu. Mütevazı ve sevgi dolu kişiliğiyle, birlikte mücadele ettiği tüm yoldaşlarının sevgisini kazanmıştı. Kadın yoldaşlarıyla olduğu kadar, erkek yoldaşlarıyla da derin bir yoldaşlık ilişkisi kuruyor; özgür yaşamı hep birlikte inşa ediyordu. Bu yüzden, heval Doğa fiziken aramızdan ayrılsa da, yoldaşlarının kalbinde ve dilinde her zaman yaşayacak. Cesaret, fedakarlık ve kahramanlık denince, gerilla Doğa Şîn mutlaka akla gelecek.
Doğa Şîn, 11 Ocak 2025’te işgalci Türk devletinin Garê’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda şehit düştü. Gerilla Doğa, Kürdistan’ın onurlu bir şehidi oldu.