GÖRÜNTÜLÜ

Her şeye rağmen 'barış': Hiçbir anne gözü açık gitmemeli

Çatışmalı süreçte üç çocuğunu kaybeden Mürvet Demir, barışa hasret yaşamını yitiren Sakine Arat ile Berfo Ana’yı örnek göstererek, “Artık hiçbir anne bu dünyadan gözü açık göçmemeli. Bu süreç halklar için bir fırsat; devlet artık adım atmalı” dedi.

MÜRVET DEMİR

Her bir dağında, taşında ya da ağaç dibinde bir hikaye büyüten Kürdistan coğrafyası, büyüttüğü hikayedeki acılara ve bedellere rağmen filizlenip açmaya devam ediyor. Yıllardır süren savaş politikaları karşısında dağlarda büyüyen her bir filizi, barış ve özgürlük mücadelesi için dökülen kanlarla sürdüren bu coğrafya, her adımımızda bir hikayeyle karşılıyor bizleri.

Bu hikayeleri alıp büyüten, yılmadan yürüyen ve bugün de barış için en önde söz kuran Kürt anneleri, bu coğrafyanın en büyük mücadele aktörlerinin başında geliyor. Verdikleri bedellere rağmen acılarını bir kenara bırakıp "Artık yeter" diyen Kürt anneleri, bugün hem Sakine Arat hem de Berfo Ana gibi annelerin barış miraslarını yaşatmak için mücadele ediyor.

ÜÇ ÇOCUĞUNU KAYBETTİ YİNE DE 'BARIŞ' DEMEKTEN VAZGEÇMEDİ

Bu annelerden biri de, üç çocuğunu çatışmalı süreçte kaybeden ve bir oğlu hala PKK saflarında bulunan Mürvet Demir. Uzun süre Sakine Arat'la beraber yol yürüyen ve barış için mücadele eden Mürvet Demir, yaşadığı bütün zorluklara rağmen "Başka anneler gözü açık gitmesin" diyerek barış için mücadele ediyor.


İki oğlu ve bir kızını kaybettikten sonra Barış Anneleri Meclisi’ne katılan Mürvet Demir, burada son giden oğlu Serok'un kendisine çalmayı öğrettiği sazını dert ortağı olarak görüyor.

Barışın bütün halklar için değerli olduğunu ve bu sürecin heba edilmemesi gerektiğini vurgulayan Mürvet Demir, “Ana” dediği Sakine Arat'ın barış mücadelesini hayata geçirmeden de durmayacağını aktarıyor.

Mürvet Demir hem yaşadığı kayıpları hem de barış mücadelesine olan bağlılığını şöyle anlatıyor: “Barış güzel bir şeydir. Barış günü ve ayı kapsamında barış talep eden ve bunun için mücadele eden herkesi kutluyorum. Umarım bu topraklara barış gelecek ve hiçbir çocuğumuzun emeği boşa gitmeyecek. Akan hiçbir kan boşa gitmeyecek. Biz anneler aynı acıları çektik, aynı acılarla yaşadık. Her ne kadar bizi zorlasa da bunun için mücadele ettik."

'KİMSE ÖLMESİN DİYE MÜCADELE ETTİLER'

Mürvet Demir, barış talebine neden bu kadar sarıldıkları sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Bugün bu süreçte herkes bize ‘Neden bu kadar barış istiyorsunuz?’ diye soruyor. Bunun cevabını ancak yitirdiğimiz annelerle ve dökülen kanlarla verebilirim. Sakine Ana (Arat), bu uğurda mücadele eden annelerden biriydi. Yaşadığı süre boyunca kimse ölmesin diye mücadele etti. Tek başına Ankara’ya gitti, hiçbir anne ağlamasın diye ömrünü adadı. Hiçbir çocuğunu defnedemedi. Üç çocuğunu kaybetti ama hiçbir zaman evinde oturmadı. Her daim barış dedi, barışın peşinden gitti ve öldüğünde de bu hasretle gözü açık gitti.”

'SAKİNE ANA GÖZÜ AÇIK GİTTİ'

Mürvet Demir, Sakine Ana’nın son yolculuğuna dair unutamadığı bir anıyı da paylaşıyor: “Onu yıkadıklarında içeri girdim. Sakine Ana hepimizin annesiydi. İçeride, Sakine ananın gözünün açık olduğunu gördüm. ‘Kimin yolunu gözledi yolun’ dedim, sonra gözünü kapatmaya çalıştım; bir gözü kapandı ama bir gözü yine açık kaldı. Savaş her ne kadar devam etse de bugün barış, hepimiz için en kıymetli, en güzel olan şey. Biz barışı seçtiğimiz sürece güzel şeyler de arkasından gelir.

Biz anneler de Sakine ya da Berfo Ana gibi, hiçbir annenin artık gözünün açık gitmesini istemiyoruz. Bunun için herkes elini taşın altına koymalı.”

'SAZIM BENİM DERT ORTAĞIM'

Yaşadığı acıları, çaldığı sazı ve yürüttüğü mücadelesiyle bir nebze olsun unutmaya çalışan Mürvet Demir, “Çok fazla kaybımız oldu. Çok fazla bedel verdik. Sakine Ana benim için en zor olandı. Bir annenin barışa olan hasretini ve inancını onda gördüm ve hissetim. Çocuklarımdan sonra da aynısını yaşadım.

Saz çalmayı bana son giden oğlum Serok öğretti. Şimdi her sıkıldığımda sazımı alıp çalıyorum. Sazım benim dert ortağım oldu. O sazı çalınca her şey yeniden gözümün önünden geçiyor. Ama her şeye rağmen her notam barış için” diyor.

'BU FIRSAT KAÇIRILMAMALI'

Sürecin siyasi boyutuna da değinen Mürvet Demir, devletin adım atmamasını ise eleştiriyor:

“Bugün Kürt halkı barış için her şeyi yaptı ama devletten yana en ufak bir somut adım dahi yok. Bu süreçte halk bin adım atarken, devlet tek bir adım dahi atmış değil. Kurulan komisyonun adını barış ve kardeşlik koydular ama ne barışa ne de kardeşliğe dair bir şey gördük.

Sayın Öcalan bu süreci herkesin önüne altın tepside koydu. Kürt halkı sonuna kadar bu süreç için hazır. Biz, yaşadığımız sürece kaybettiklerimizin barış mücadelesini yerine getirmeliyiz. Bunu hayata geçirmek için bir gün dahi durmamamız gerekiyor. Artık adım atılması gerekiyor.”