Özgürlük Hareketi’nin sanatçı ve direnişçi isimlerinden Delîla Meyaser (Şenay Göçer), şehadetinin 18. yılında Kevana Zêrîn Kültür ve Sanat Hareketi tarafından anıldı.
Yapılan açıklamada, şehitleri anmanın “bilincin bir tutumu” olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
Anmak, bilincin bir tutumudur; özünde tarihin akışında nasıl mayalandığımızı gösterir.
Şehitleri anmak, bizi bugünlere taşıyan, umutla dolu bir geleceğe yürümemize güç veren en değerli, en kutsal ve en anlamlı mirastır. Bu nedenle bizler, Özgürlük Hareketi’nin sanatçı, direnişçi ve cesur kadını Delîla Meyaser yoldaşın şehadetinin 18. yıldönümünde onu sonsuz saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Delîla Meyaser yoldaşın şahsında, özgürlük yolunun tüm şehitlerini ve kadın-ana toplumunun değerlerini sanatıyla yüceltenleri bir kez daha minnetle selamlıyoruz. Bu güzergâhta aşkla yürüyen, kendilerini en güzel şekilde oluşturan devrimci sanatçı kişilikler ortaya çıktı. Onların adı Mizgîn, Sarya Baran, Viyan Peyman, Berçem Efrîn, Jînda Hewlêr, Ronahî, Arjîn, Şoreş ve Delîla Meyaser oldu. Bu yoldaşlarımızın şahsında, özgürlük uğruna canlarını feda edenlere duyduğumuz saygı ve sevgi doruğa ulaşmıştır. Onlar devrimciliklerini sanatla gerçekleştirdiler.
Hakikatin mayası sanattır. Ve hakikat anlarından bugüne, bu maya giderek daha derin bir anlam kazanmıştır. İnsanlık serüveninin en büyük farkı da burada gizlidir. Bu serüvenin öznesi, hakikati arayan, yaratma aşkıyla yaşayan sanatçıdır. Anlamlı varoluş, hakikat arayışı ve yaratma tutkusu en saf haliyle sanat aracılığıyla açığa çıkar. Bu aşk, ne zamana ne de mekâna sığar. Onlar kimi zaman dağların zirvelerinde, kimi zaman zindanların karanlıklarında ışık oldular. Nerede olurlarsa olsunlar, hakikat aşkı ve anlamı elleriyle yarattılar; biz onları bu yüzden sanatçı olarak tanımladık. İşte bu hakikatin sembollerinden biri de dağların zirvesinde kendini var eden Delîla Meyaser yoldaştı. Onun sesi özgürlüğün çağrısı oldu; yüreğimizin ve hafızamızın derinliklerine kazındı.
Delîla Meyaser tarihsel bir tutumun sahibiydi. 1999 yılında Önder Apo’ya karşı geliştirilen komploya karşı 28 gün süren açlık eylemini kendi evinde gerçekleştirdi. Ancak bu direnişle yetinmedi; kendisini yeniden yaratmak için eşi benzeri olmayan dağlara yöneldi. Burada kadim kadın-ana ve direniş kültürüyle sesini hakikatle buluşturdu, ona anlam verdi ve en güzel yolculuğunu başlattı. Uçsuz bucaksız dağlar onun tanıklarıdır; sırlı geceler onunla konuşmuştur. Yoldaşları ismini ve sesini ana yüreğinden çıkan bir muska gibi bağırlarına bastılar; düşleri ve hayalleri ülke semalarında dolaştı.
Güzellik ve hakikatle örülü bu yolculuk, 24 Ağustos 2007’de Heval Delîla’nın şehitler kervanına katılmasıyla devam etti. Kela Memê’de Türk ordusuyla girilen çatışmada o ve 11 yoldaşı bu kervanın onurlu neferleri oldular. Roza ve Avesta yoldaşların şahsında hakikat yolunun tüm şehitlerini saygıyla anıyor, anıları önünde eğiliyor ve onların onurlu yaşam ideallerini gerçekleştireceğimizin sözünü yineliyoruz.
Onun yolculuğu her yoldaşımızda sürüyor. Sesi, davulu dağlarda, kayalıklarda, ovalarda ve yaylalarda yankılanıyor. Onun umutları ve amaçları, tüm yoldaşların umut ve amaçlarıyla iç içe yaşamaya devam ediyor. Şehadetinin 18. yıldönümünde biz, Kevana Zêrîn Kültür ve Sanat Hareketi olarak, şehitlerimizden aldığımız güçle, Şehit Delîla Meyaser’in şahsında onların amaçlarını gerçekleştirme sözümüzü yeniliyoruz.
Hakikatin yol göstericileridirler. Onların izinde yürümek, bizim var oluş anlamımızdır.