GÖRÜNTÜLÜ

Mirxan Karker: İslam’ın özü komünaldir

KCK Halklar ve İnançlar Komitesi Üyesi Mirxan Karker, İslam’ın özünün komünal ve demokratik olduğunu belirterek, Demokratik İslam’ı geliştirme çağrısı yaptı.

MIRXAN KARKER

Medine Sözleşmesi’ni hatırlatan KCK Halklar ve İnançlar Komitesi Üyesi Mirxan Karker, sonrasında devletlerin iktidarları olunca Emeviler, Abbasiler ve Osmanlı Sultanlığının ortaya çıktığını ve bu sözleşmenin rafa kaldırıldığını söyledi. 

Mirxan Karker, ANF’ye İslam’ın komünal ve toplumsal yönlerini de değerlendirdi. Önder Apo’nun yeniden komünleri gündeme getirdiğini hatırlatan Mirxan Karker, tarihte ilk savaşın sınıflar arasında değil, komün ile devlet arasında başladığını savundu. Hz. Muhammed’i de döneminin bir komüncüsü olarak kabul eden Karker, “O en büyük devrimcidir ama devrimi devam etmemiştir. Demokratik İslam’ın temeli komündür” dedi.


İSLAM’IN KATI YORUMU

Mirxan Karker, İslam’ın komünal yanına rağmen bazı oryantalist çevrelerin İslam’ı kadın, insan hakları ve dünya görüşü açısından katı şekilde yorumladıklarını ve demokrasinin önünde engel saydıklarını belirtti. Karker, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ABD’nin yeni bir düşmana ihtiyaç duymasıyla Ortadoğu’da radikal İslam’ın öne çıkarıldığını, bu teoriler temelinde sistemin kendini ayakta tuttuğunu ileri sürdü. Karker, Ortadoğu’da örneğin Seyyid Kutub gibi cihatçıların Kuran'dan bazı ayetleri örnek göstererek, “Allah'ın emrini yerine getirmeyenin kafir olduğunu, bu yolda demokrasiye ulaşılamayacağını ve hilafet veya diktatörlük istediklerini belirtti. O yüzyılın alimlerinin demokrasiye uygun İslami terimler geliştirdiğini kaydeden Karker, mevcut emirlerin Allah ile kul arasında olduğunu ve demokrasinin kul ile kul arasında sağlanabileceğini söylediler” şeklinde konuştu.

EMEVİLER, ABBASİLER, OSMANLILAR

Mirxan Karker, Kürt alimlerinin Hz. Muhammed’i peygamberlikten önce ve sonra günahsız olarak değerlendirdiklerini anımsatarak, şunları ifade etti: “Bu durum yanlış değildir. İnanç böyle bir kültür üzerine kurulmuştur. Hadislerde de örnekleri vardır. Bu, Hz. Muhammed’in demokratik ve komünal yönünü gösterir. O, ‘mazlumları zalimlere karşı koruyalım’ dedi, bölgenin yiğitleri bir araya gelip bir sözleşme imzaladılar. Bu sözleşmede ‘mazlumların hakkını alana kadar birlik olacağız, ekonomide eşitliği sağlayacağız’ dediler. Önder Apo da en çok Medine Sözleşmesi’ni değerlendiriyor. O sözleşmede Hz. Muhammed, Yahudileri ve Müslümanları bir ümmet olarak tanımlıyor. Bu çok önemli bir noktadır. Sonrasında devletlerin iktidarları oldu; Emeviler, Abbasiler, Osmanlılar ortaya çıktı. Onlar bu sözleşmeyi rafa kaldırdılar. 

TARİHSEL ÇATIŞMANIN DEVAMI

Bir süre sonra Yahudi-Arap savaşları başladı. Benî Kurayza kabilesi soykırıma uğradı. Yahudiler, Hayber’den sürüldü. Bugün Gazze’de yaşanan savaş da aslında bu tarihsel çatışmalara dayanıyor. İşte bu yüzden Önder Apo, ulus devletçi zihniyete karşı Demokratik Ulus paradigmasını gündeme getirdi. En son İbrahim Sözleşmesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bugün ulus devletler ve radikal İslamcılar Filistin’i ateşe atıp Filistin halkına arkalarını döndüler. 

KÖTÜYE KULLANANLAR TEŞHİR EDİLMELİ

Bilinçli alimler, Önder Apo’nun değerlendirmeleri üzerine çalışmalı, gerçek İslamiyet’i kötüye kullananları teşhir etmeliler. Onlar her şeyi kendi çıkarları için kullanıyorlar. Masum insanları da ateşe atıyorlar. Oysa Medine Sözleşmesi, Yahudileri ve Müslümanları bir ümmet olarak görüyordu. Önder Apo da bunu demokratik ulus anlayışıyla yorumluyor. ‘Eğer toplum birbirini tanımazsa bu ateş sönmez’ diyor. İşte bu felsefe ve fikirler toplumda yayılmalıdır.”