Yaklaşık 50 kişinin imzaladığı açıklamada, Lalezar Oteli olayı ve şehir merkezine tank, zırhlı araç ve ağır silahların getirilmesi sert bir şekilde eleştirilerek, bunun geçmişte yaşanan acı tecrübeleri hatırlattığı ifade edildi.
“Bu ülkede hâlâ silah üstün durumda ve sorunların çözümüne dair bir niyet yok” denilen açıklamada, şehirlerin askerileştirilmesi, yargı yetkisinin hiçe sayılması ve muhalif seslerin bastırılmasının demokratik hakları tehdit ettiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, geçmişte yalnızca bir üniversite olmasına rağmen sesini yükselten gençlerin susturulduğu, bugün onlarca üniversiteye rağmen benzer baskıların devam ettiği hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:
“Bu adımlar baskıya ve siyasetin yozlaşmasına giden bir yolu açıyor. Maaşlar ödenmiyor, halk yoksulluk ve çaresizlik içinde Bağdat’a mahkum ediliyor. İktidardaki iki parti kendilerine şu soruyu sormalıdır: Bundan sonra ne yapacaklar?”
Grup, hiçbir anlaşmazlığın şehir merkezinde silahla çözülemeyeceğini belirterek, şehirlerin farklılıkların ve ortak yaşamın ifadesi olduğuna dikkat çekti.
“Şehir tek bir tarafın ya da ailenin değil, bütün yurttaşların ortak malıdır” denilen açıklamada, siyasi dosyaların partilerin veya silahlı güçlerin kararlarıyla çözülemeyeceği, medya kanallarının kapatılmasına da gerekçe olamayacağı vurgulandı.
Açıklamada son olarak, “Koalisyon güçlerinin DAİŞ’e karşı savaş için KDP ve YNK’ye verdiği silahlar şehirlerde birbirine karşı kullanılmamalıdır. Çünkü bu siyasi ve toplumsal ilişkileri yıkıma uğratır ve güveni yok eder.” denildi.