Şêxo: Efrîn’e dönüş için işgal sona ermeli
Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü Başkanı Îbrahîm Şêxo, Efrîn’de Türkiye bağlı çetelerin işgali altında olduğunu, ev ve işyerlerine el konulduğunu belirterek, işgal bitmeden dönüşleri olamayacağını söyledi.
Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü Başkanı Îbrahîm Şêxo, Efrîn’de Türkiye bağlı çetelerin işgali altında olduğunu, ev ve işyerlerine el konulduğunu belirterek, işgal bitmeden dönüşleri olamayacağını söyledi.
İşgalin üzerinden 7 yılı aşkın bir süre geçen Efrîn’de taciz, yağma, demografik değişim ve kültürel kırımın hız kesmeden devam ettiğini belirten Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü Başkanı İbrahim Şêxo, 8 maddelik 10 Mart Mutabakatı’nda yer alan “yerinden edilmiş Suriyelilerin geri dönüşü” maddesine dikkat çekerek, “Efrîn halkı dönmek istiyor fakat bu, Türk güçleri ve onlara bağlı tüm çete grupların çekilmesiyle ve işgalden önce olduğu gibi kentin yeniden yerel halk tarafından yönetilmesiyle mümkün olur” dedi.
Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile Şam’daki geçiş hükümeti arasında 10 Mart’ta varılan 8 maddelik mutabakat, Suriye’de yeni bir dönem olarak değerlendirildi. Mutabakatta yer alan, “Yerlerinden edilmiş tüm Suriyelilerin kendi belde ve köylerine geri dönmelerinin sağlanması ve Suriye hükümeti tarafından korunmalarının sağlanması” maddesi, toprakları Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından işgal edilen Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê halkı için büyük bir umut oldu. HTŞ’nin iktidara gelmesinin üzerinden tam bir yıl geçti, ancak şu ana kadar söz konusu dosyada herhangi bir ilerleme sağlanmadı. ANF’ye konuşan Efrîn-Suriye İnsan Hakları Örgütü Başkanı İbrahim Şêxo, QSD ile Şam’daki Geçiş Hükümeti arasında varılan mutabakatın, Suriyeli göçmenlerin geri dönüşü konusunda umut yarattığını, ancak özellikle Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê’den göç edenler için henüz hiçbir gelişme kaydedilmediğini söyledi.
EFRÎN’DE İŞGAL, YAĞMA VE FİDYE SÜRÜYOR
Türk devleti ve çetelerinin 2 Aralık 2024’teki saldırıları sonucunda yaşanan ikinci göç dalgasını hatırlatan Şêxo, Fırat Kantonu’na sığınan Efrînli ailelerin çok zor koşullarda kaldığını, uluslararası insani kuruluşların bölgede neredeyse hiç destek sunmadığını ifade etti. “Özerk Yönetim kısıtlı imkânlarıyla yardım sağlamaya çalıştı fakat bu, ihtiyaçların çok gerisinde kaldı. Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından zorla Efrîn’e gönderilen siviller ise henüz evlerine kavuşamadı. Bunu kanıtlayan çok sayıda video mevcut” dedi. Şêxo, Efrîn’e dönenlere evlerini geri alma vaadiyle kurulan sözde komisyonun ise görevinin aksine fidye toplama ve yağmaya destek verdiğini belirterek, ihlallerin sürdüğünü vurguladı.
TÜRK GÜÇLERİ ÇEKİLMEDİ, KIYAFET DEĞİŞTİRDİ
Sanal medyada yayılan “Türk güçlerinin Efrîn’den çekildiğine” dair iddiaları yalanlayan Şêxo, bölgede toplam 5 Türk üssünün aktif olduğunu söyledi. Şêxo, şunları ifade etti: “Ciya’da, Derviş köyünde, Şêxorze’de, Basile’de ve Şêrawa’daki Cilbir’de üsleri duruyor. Türk güçleri Efrîn’den henüz çıkmadı. Bazı güvenlik birimleri Efrîn’den çekilmiş olabilir, ancak büyük çoğunluğu sadece kıyafet değiştirip şehirde kalmaya devam etti. Bu üsler yerlerinde duruyor. Efrîn hâlâ, Türk istihbaratının kontrolündedir. İsim olarak ‘Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı ‘genel güvenlik güçleri’ deniliyor ama gerçekte bunlar, aslında işgalci Türk devleti çeteleridir. Sabah güvenlik görevlisi üniforması giyiyor, geceleri de yağma, hırsızlık ve cinayet için dışarı çıkıyorlar. Şam’ın, Efrîn’i kontrol edecek veya grupları denetleyecek gücü yok. Serêkaniyê ve Girê Spî’de olduğu gibi, hepsi talimatlarını Türk istihbaratından alıyor.
TÜRKİYE’YE BAĞLI 3 ÇETE TÜM VARLIKLARA ÇÖKMÜŞ
İsim ve kıyafet değişikliğine gitseler de Efrîn’deki gruplar El-Amşat, Al-Hamzat ve Ahrar el-Şarkiya’dır. Üsleri, ekonomi ofisleri hâlâ duruyor. En az 500 bin zeytin ağacı bu grupların elindedir. Sadece Bilbilê’de 150 binden fazla ağaç var. Cindirês ve Şeran’da da durum aynı. Sadece Efrîn kent merkezinde 7 bin ticari dükkân ve on binlerce ev bu grupların elindedir. Eğer bu evler ve dükkânlar gerçekten iade edilseydi Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan 50 binden fazla Efrînli geri dönerdi. Şam’ın güvenlik birimleri, bu gruplara karşı tek kelime bile söyleyemiyor.”
KÜRT KİMLİĞİ VE DİLİNE YÖNELİK UYGULAMALAR
Efrîn halkının yüzde 90’ının yerlisi ve ana dilinin Kürtçe olduğunu; Özerk Yönetim döneminde eğitimde Kürtçe birinci dilken işgal sonrası sadece haftada iki saat okutulduğunu belirten Şêxo, şöyle devam etti: “Kürtçenin öğretimi tamamen durduruldu, yabancı bir dil -İngilizce ve Fransızca gibi- ilan edildi. Şam’daki Eğitim Bakanı açıkça ‘Kürtçe yabancı bir dildir; temel dil Arapçadır’ dedi. Ayrıca Türkçe de eklenip yabancı dil olduğu iddia edilse de durum öyle değil. Efrîn üniversitelerinde Türkçe öğretiliyor ve sınavları yapılıyor. Şehirde 45 binden fazla öğrenci var; kaç tanesi Kürtçe okuyor? Sosyal medya baskısı sonrası birkaç öğrenciyi toplayıp ‘Kürtçe ders veriliyor’ dediler, ancak gerçek böyle değil. Bu çok büyük bir ihlaldir: Efrîn’in asli halkı Kürt’tür, siz ise Kürtçeyi yabancı dil ilan edip Arapçayı temel dil yapıyorsunuz.”
1 MİLYONDAN FAZLA ZEYTİN AĞACI
Efrîn’in işgal öncesi 18 milyondan fazla zeytin ağacına sahip olduğunu hatırlatan Şêxo, işgalden bu yana kesilen ağaçların sayısının bir milyonu geçtiğini ifade etti. Şêxo, “Zeytin Efrîn ekonomisinin temelidir. Ağaçlar kesiliyor, yakılıyor, zeytinyağı Türkiye’ye taşınarak Türk ürünü gibi pazarlanıyor. Hâlen birçok arazi yakılıyor; Efrîn’in doğası bu gruplar tarafından yok ediliyor. Midanki Barajı’ndan akan suyun Hatay’ın Reyhanlı Barajı’na yönlendirilmesi de bölgedeki tarım dengelerini bozdu” şeklinde konuştu.
GERİ DÖNÜŞ DOSYASINI BASKI ARACI OLARAK KULLANIYOR
Şêxo, Efrînli göçmenlerin kendi topraklarına geri dönmesi konusuna ilişkin, 10 Mart Mutabakatı’nın 5. maddesini hatırlatarak, Efrînli göçmenlerin evlerine dönme talebinin güçlü olduğunu, ancak bunun şöyle mümkün olabileceğini söyledi: “Türk güçleri ve onlara bağlı tüm çete grupların çekilmesiyle ve işgalden önce olduğu gibi kentin yeniden yerel halk tarafından yönetilmesiyle mümkün olur. Ayrıca Şam’daki geçiş hükümeti, geri dönüş dosyasını Özerk Yönetim’e karşı siyasi bir baskı aracı olarak kullanmamalı; geri dönüş, uluslararası hukuk açısından insani bir haktır.”