Ensarioğlu’nun açıklamalarına yanıt: Bu bir itiraf, failler derhal cezalandırılsın!

AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun üniversitelerdeki fuhuş ve şantaj ağlarına yönelik açıklamalarını değerlendiren Dersim Kadın Platformu bileşenleri, bunun aslında bir “itiraf” olduğunu belirterek, adı geçen faillerin cezalandırılmasını talep etti.

DERSİM'DE KADINLARDAN TEPKİ

Geçtiğimiz günlerde AKP Milletvekili ve eski Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu, özellikle Kürdistan’daki üniversitelerde genç kadınların şantaj ve tehditlerle fuhuş sarmalına çekildiğine dair çarpıcı açıklamalar yaptı. Ensarioğlu, bazı mülki amirlerin, bürokratların ve akademisyenlerin devletin verdiği yetkileri kullanarak genç kadınları “örgüt ilişkisi” iddiasıyla korkutup baskı altına aldığını ve bu yolla fuhuş ağları kurulduğunu iddia etti. Bu iddiaların odağındaki kentlerden biri de Dersim, Munzur Üniversitesi oldu.

Konuyu Dersim Kadın Platformu bileşeni sivil toplum kuruluşu temsilcilerine ve siyasetçilere sorduk. Görüşlerine başvurduğumuz kadınların tamamı, AKP’li Ensarioğlu’nun açıklamalarının bir iddiadan öte, bölgede yıllardır sistematik olarak uygulanan kirli politikaların resmi bir ağızdan “itirafı ve malumun ilanı” olduğu görüşünde birleşti.

Kadın örgütü temsilcileri, barınma krizinden kampüsteki güvenlik zafiyetlerine kadar birçok altyapı sorununun öğrencileri bu ağlara karşı savunmasız bıraktığını vurguladı. Demokratik hak arayışlarına ve halay çeken öğrencilere anında müdahale eden üniversite yönetimlerinin, fuhuş ve taciz iddialarında adı geçen personeli koruduğunu, hatta bu kişilerin idari soruşturmaya uğramak yerine daha üst makamlara getirilerek ödüllendirildiğini ifade etti. Bölgedeki bu abluka ve cezasızlık iklimine karşı Meclis’te acilen bir araştırma komisyonu kurulmasını talep eden kadınlar, kadınların can güvenliğinin ancak örgütlü bir mücadele ve dayanışmayla korunabileceğini vurguladı.

‘SALİM ENSARİOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI BÖLGEDEKİ SUÇ AĞLARININ İTİRAFIDIR’

Eski Bakan Salim Ensarioğlu’nun bölgede, özellikle üniversitelerde yoksul gençlere yönelik çeteleşme ağlarına dair açıklamalarını değerlendiren Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Serpil Argın, bu sözlerin yıllardır dile getirilen iddiaları doğrulayan bir itiraf niteliğinde olduğunu belirtti:

“Salim Ensarioğlu’nun ifade ettiği şeyler, aslında malumun ilanı gibi, bir itiraf niteliğinde. Biz, yıllardır bölgede mücadele eden kadınlar olarak bir fuhuş çetesinin varlığından haberdardık. Kent özelinde bu durum hep konuşulurdu ama elimizde bunu somut olarak kanıtlayacak şeyler yoktu. Örneğin Cem Tekinoğlu ismi de bu kentte bir dönemler çok zikrediliyordu. Bu ilişki ağının itirafı niteliğindeki açıklamalar aslında Gülistan Doku meselesinde daha da ayyuka çıkmıştı. Devletin gücünü ve olanaklarını bu memurların ne için kullandığı apaçık ortada.

Bölge illerinde yıllardır süregelen çatışmalı sürecin ardından özel bir politika uygulanıyor; zaten Ensarioğlu da açıklamalarında bunları söylüyor. Buraya gelen genç öğrenci kadınları ‘örgütle ilişkin var’ diyerek korkutuyorlar. Kadınların örgütsüz olmasından, arkalarında örgütlü bir güç bulunmamasından faydalanıyorlar. Sıradan bir kadının, karşı karşıya kaldığı bu devasa güç karşısında korkması ve kaygılanması çok doğal bir sonuçtur. Bizim bundan sonra kadınlar olarak ne yapmamız gerektiğini konuşmamız gerekiyor.”

‘MUNZUR ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ BASKI İKLİMİ SUÇ ODAKLARINI KORUYOR’

Munzur Üniversitesi’ndeki baskıların tesadüf olmadığını ifade eden Serpil Argın, kampüsteki abluka ikliminin suç odaklarını koruma işlevi gördüğünü vurgulayarak tüm kadınları dayanışmaya çağırdı:

“Munzur Üniversitesi'nde öğrenci dernekleri bir açıklama yapamıyor, kulüpler politik anlamda hiçbir çalışma yürütemiyor, adeta bir kalkan var orada. Öğrenci kulüpleri üniversite içerisinde bir söyleşi dahi organize edemiyor, yapılan en son açıklamaya müdahale edildi ve bir bildiri bile dağıtılamıyor. Üniversitede neden bu kadar yoğun bir baskı ve denetim uygulandığını bu son yapılan açıklamayla beraber okuduğumuzda daha iyi anlıyoruz. O baskının aslında neye hizmet ettiğini ve neyin aracı haline getirildiğini net bir şekilde görmüş oluyoruz.

Bizim kadınlar olarak artık bir karar vermemiz gerekiyor: Onlar mı güç olacak, yoksa biz mi güç olacağız? Bizim güç olmamızın yolu da mücadele etmekten, dayanışmadan ve daha çok yan yana gelmekten geçiyor.”

‘ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARININ İTİRAFIDIR’

AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun iddialarını değerlendiren bir diğer isim de DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin oldu. Yeğin, yıllardır dile getirdikleri sorunların resmi bir ağızdan teyit edilmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

 “Yıllardır dile getirdiğimiz sorunların resmi bir ağızdan ifade edilmesi önemli. Çünkü bugüne kadar taleplerimiz iktidar tarafından hep görmezden gelindi. Dersim’de, özellikle üniversitede, özel savaş politikaları kapsamında yaşanan taciz ve baskılar çokça dile getirildi, ancak muhatap alınmak yerine, ismi geçen tacizciler mücadele eden kadınlara davalar açtı. Rektörlük ve mülki amirler hiçbir çaba göstermedi. Gülistan Doku davasında da devlet mekanizmasının yerel işbirlikçilerle nasıl bu işin içinde olduğu, herkesin bildiği halde sustuğu görüldü. Cenazenin hala bulunamaması da samimiyetsizliği ortaya seriyor.

Eğer çözüm isteniyorsa, Meclis’te üniversiteleri araştırma komisyonu kurulmalı, yereldeki kadın örgütlerinin ve öğrencilerin görüşleri alınmalıdır. Ensarioğlu’nun, öğrencilerin düşürüldüğüne dair verileri nereden elde ettiği ve bu isimler hakkında ne işlem yapılacağı çözülmesi gereken bir merak konusudur.”

KAMPÜSTE HALAY ÇEKENE BİLE, MÜDAHALE EDİLİYOR

Munzur Üniversitesi’ndeki baskıcı uygulamalara ve çifte standarta değinen Hümeyra Yeğin, kampüsün kapılarının denetimsiz bir şekilde dışarıya açıldığını vurgulayarak, “Sistem yıllardır buraya ciddi müdahalelerde bulunuyor. Geçen yıl mezuniyette doğum günü pastası kesip halay çekmek isteyen öğrencilere güvenlik hemen müdahale etti. Bir yanıyla bu kadar baskıcı bir tutum varken, diğer yanıyla yetkisini kullanan kişilerin rahatça cirit attığı ortamlar yaratılıyor.

Metropollerde üniversiteye kartla girilirken, burada adliye kampüs içinde olduğu için her araç hiçbir kontrol olmadan içeri giriyor. Öncelikle bu güvenlik sorunu çözülmelidir. Öğrenciler en demokratik basın açıklamasına katıldığında hemen ifadeye çağrılıyor. Bu baskı ortamında, iktidardan iddialara dair somut ve samimi bir adım atılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

BUNCA SOMUT İDDİAYA RAĞMEN HALA ADIM ATILMAMASI SORU İŞARETİ

AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun iddialarını değerlendiren Dersim Eğitim-Sen üyesi Rojda Çiftçi ise kadın kurumlarının yıllardır teşhir ettiği kirli ilişkilerin ve cezasızlık politikalarının bu açıklamalarla bir kez daha görünür olduğunu belirtti: “Biz, kadın mücadelesi yürüten kurumlar olarak yıllardır bu tür olayları teşhir ettik. Muhalif partiler Meclis’e soru önergeleri verdi ama sürekli üzeri örtüldü. Gülistan Doku dosyasında açığa çıkanlar, kurumlar içerisindeki kirli ilişkiler ağının ve failleri koruyan cezasızlık sisteminin bir sonucudur.

İktidar partisinde yer alan ve geçmişte devlet bakanlığı yapmış bir vekilin yıllar sonra bu açıklamayı yapması, zihinlerde soru işaretleri yaratsa da bir yandan çözüm adına umut uyandırıyor. Ancak bunca somut iddiaya rağmen hala adım atılmaması, var olan durumu meşrulaştırma ve çözümsüzlüğe sürükleme kaygısını da beraberinde getiriyor. Umudumuz, etkin bir soruşturma yürütülmesinden yana olsa da geçmiş pratiklerden kaynaklı ciddi endişelerimiz var.”

BARINMA SORUNU VE GÜVENLİK ABLUKASI ÖĞRENCİLERİ SİNDİRMEYE YÖNELİK

Munzur Üniversitesi’ndeki öğrencilerin maruz kaldığı baskılara ve yetersiz altyapı sorunlarına da dikkat çeken Rojda Çiftçi, barınma krizi ile kentteki yoğun denetim mekanizmalarının öğrencileri savunmasız bıraktığını belirterek şunlara işaret etti:

“Bu sorunları eğitim sistemiyle, ekonomik ve barınma boyutuyla komple değerlendirmek gerekiyor. Üniversiteye gelen öğrencilerin barınma sorunları çözülmediği için her yıl birçok öğrenci kayıt yaptırmaktan vazgeçip geri dönüyor. Bu çözümsüzlük, öğrencileri güvencesizliğe sürüklüyor.

Dersim gibi her adımın kameralarla takip edildiği bir kentte, Gülistan Doku dosyasının aydınlatılmaması tüm topluma ve öğrencilere yönelik bir sindirme politikasıdır. Bu güvensizlik ortamı yüzünden kadın platformuna veya baroya başvuran birçok öğrenci, korkudan sözlü beyanlarını ve ifadelerini geri çekmek zorunda kalıyor.

Gülistan Doku davasında adı geçen hocalar ve daire başkanları hakkında hala etkin bir soruşturma yürütülmedi. Toplumun güvenini yeniden tesis etmek için Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş gibi dosyaların karanlıkta kalan tüm noktaları derhal açığa çıkarılmalıdır.”

‘ENSARİOĞLU’NUN AÇIKLAMALARI YILLARCA SÖYLEDİĞİMİZ HER ŞEYİN KABULÜDÜR’

AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun iddialarını değerlendiren Dersim İHD Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil de Munzur Üniversitesi’ndeki suç ağlarına karşı yıllardır verdikleri mücadelenin ve dile getirdikleri iddiaların, iktidar kanadından bir isim tarafından tescillendiğini belirterek şöyle konuştu:

“Kadın platformu olarak Munzur Üniversitesi’ndeki fuhuş çetelerine ilişkin ilk açıklamalarımızı 2015 yılından itibaren yapmaya başladık. Uzun yıllardır bunun mücadelesini veriyor, kamuoyunu bilgilendiren basın açıklamaları yapıyoruz. Genç kadınların, ildeki bazı üst düzey yetkililerle aralarının yapıldığını ve bu kişilere yönlendirildiğini birçok defa dile getirdik.

Üniversiteden gelen genç kadınlar platformumuza başvurularda bulundu. Ancak gerek aile ve toplum baskısından çekinmeleri gerekse karşılarındaki kişilerin üst düzey makamlarda bulunmasının yarattığı korku nedeniyle bu olayları yargıya taşımak istemediler. Çekincelerinden dolayı maalesef bu başvuruları adli sürece dönüştüremedik, bu sessizlik yüzünden de olaylar üniversitede yıllarca devam etti.”

MUNZUR ÜNİVERSİTESİ İDARİ SORUŞTURMA AÇMADI, İSMİ GEÇENLER ÖDÜLLENDİRİLDİ

Üniversite yönetiminin taciz ve fuhuş iddiaları karşısında bugüne kadar sessiz kaldığını ve failleri koruduğunu ifade eden Nurşat Yeşil, Ensarioğlu’nun açıklamalarının ardından hem idari hem de adli sürecin derhal başlatılması gerektiğini vurguladı: “Üniversitede hem bu fuhuş ağı hem de bazı akademik kadrolardaki kişilerin öğrencilere yönelik taciz iddiaları hep gündemdeydi. Hatta geçmişte mahkemeye taşınan toplu bir taciz iddiası da yaşandı. Biz bu iddiaları sürekli gündeme getirmemize rağmen Munzur Üniversitesi yönetimi hiçbir personel hakkında idari soruşturma açmadı, yaşananları görmezden geldi.

Geçmişte bu kişilerin isimlerini vererek açıklamalar da yaptık; ancak cezalandırılmak yerine başka yerlere tayin edilerek daha yüksek görevlerle ödüllendirildiler.

AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu'nun açıklamaları bu anlamda değerli. Yıllardır bildiğimiz ve haykırdığımız şeylerin iktidar partisinden bir vekilin ağzından dökülmesi, tüm bu gerçeklerin kabulü anlamına gelir. Bu kabulün ardından Munzur Üniversitesi'nin derhal idari soruşturma başlatmasını ve adli sürecin önünün açılmasını bekliyoruz.”