Suriye Ulusal Demokratik İttifak Partisi kurucularından Ebdilrehman Xelîl Murşid, 2 Aralık 2024 sabahı Şehba’da teslimiyeti reddetti. Murşid, Türk devletine bağlı çete grupları tarafından kuşatıldığı sırada “teslim olmayacağını” belirterek son kurşununu kendisine sıktı.
KİMDİR?
1966’da Efrîn’de doğan Ebdilrehman Murşid, Lübnan Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. 1980’lerden itibaren Kürdistan Özgürlük Partisi çevresinde özgürlük düşüncesinin yayılması için çalıştı. Bu süreçte Baas rejimi tarafından birçok kez tutuklandı ve ağır işkencelere rağmen mücadelesini sürdürdü.
19 Temmuz 2012 Rojava Devrimi’nin ilanıyla birlikte çalışmalara hız verdi. Kızı Narîn’i de yanına alarak devrimi köy köy, mahalle mahalle büyüttü; bir gün bile mücadeleden geri durmadı. 2014’te Efrîn’de İç Güvenlik Güçleri’nin (Asayiş) kurulmasında aktif rol aldı, kontrol noktaları oluşturdu, savunma çalışmalarını yürüttü, Kanaat Önderleri Meclisi’nde yöneticilik yaptı, Askeri İrtibat Ofisi’nde görev aldı.
2018’deki Efrîn Direnişi (Çağ Direnişi) sırasında köyü Miskê’yi terk etmedi. Çeperlerde yaralanan savaşçıları topladı; eşi Ayrîn ve kızı Narîn ile birlikte son ana kadar onları tedavi etti. 18 Mart 2018’de zorunlu göç başladığında yüz binlerce Efrînliyle birlikte Şehba Kantonu’na yürüdü. Ama gönlündeki yurtseverlik ve Efrîn’e dönüş umudu asla göç etmedi.
Şehba’da da aynı kararlılıkla çalıştı: İç Güvenlik Güçleri’nde, Kanaat Önderleri Meclisi’nde, Öğretmenler Birliği’nde ve en son kurucusu olduğu Suriye Ulusal Demokratik İttifak Partisi’nde görev aldı. Ambargo ve sürekli saldırılara rağmen çevresine umut aşıladı; “Direnişte ısrarcı olmalıyız” diyerek herkese moral oldu. Zeytin ve meyve ağaçları dikti: “Bir gün Efrîn’e dönersek burada kalanlar faydalansın” diyordu.
27 Kasım 2024’te HTŞ’nin Baas rejimini devirmesiyle başlayan kaos ortamını fırsat bilen Türk devleti ve çeteleri, 2018’de zorla göçerttiği Efrînlilere karşı Şehba’da ikinci bir işgal saldırısı başlattı. Yüz binlerce insan bir kez daha yollara düştü. 1 Aralık’ı 2 Aralık’a bağlayan gece saldırılar şiddetlenince Ebdilrehman Murşid ailesine ve arkadaşlarına, “Teslim olmaktansa ölmeyi tercih ederim” dedi.
Ebdilrehman’ın eşi aynı zamanda kuzeni olan Ayrîn Murşid, eşinin ağır aile yükü nedeniyle yarım kalan hukuk eğitimine rağmen yeniden üniversiteye dönme hayali kurduğunu belirtti.
“Çocukluktan beri birlikte büyüdük. Eğitime ara verse de ‘Bir gün Rojava Üniversitesinde tekrar okuyacağım’ derdi.” ifadelerini kurdu.
Ayrîn, Ebdilrehman’ın 1980’lerde özgürlük hareketiyle tanışarak siyasi faaliyetlere katıldığını, özgürlük hareketinden ‘arkadaşlar’ın evlerini sık sık ziyaret ettiğini belirtti. Baas rejiminin evi birçok kez bastığını da aktaran Ayrîn, eşinin üç kez tutuklanarak Filistin Cezaevi’nde ağır işkenceden geçirildiğini anlatırken, “İşkenceye rağmen bir gün bile mücadelesinden vazgeçmedi.” dedi.
EFRÎN SAVAŞINDA YARALILARI TEDAVİ EDİYORDU
Ayrîn Murşid, 2018’deki Efrîn saldırıları sırasında eşinin köyü terk etmediğini ve yaralıları tedavi etmek için günlerce çalıştığını anlattı:
“Cindirês bölgesindeki köyünden ayrılmadı. Kızımız Narîn ile birlikte çeperlerde yaralanan yoldaşları tedavi ediyordu.”
GÖÇTEN SONRA ŞEHBA’DA ÇALIŞMAYI SÜRDÜRDÜ
Aile, 18 Mart 2018’de Efrîn halkıyla birlikte Şehba Kantonu’na göç etmek zorunda kaldı. Ayrîn, Ebdilrehman’ın burada da İç Güvenlik Güçlerinde görev aldığını, Kanaat Önderleri Meclisi, Öğretmenler Birliği ve Suriye Ulusal Demokratik İttifak Partisinde aktif rol oynadığını ifade etti. Ayrîn, “Göç etse de umudu göç etmedi.” dedi.
‘HERKESE MORAL KAYNAĞIYDI’
Şehba’daki ağır koşullara rağmen Ebdilrehman’ın halk arasında moral kaynağı olduğunu belirten Ayrîn, “Her gün ‘Direnişte ısrarcı olmalıyız.’ diyerek insanlara umut verirdi.” ifadelerini kullandı.
‘TESLİM OLMAMAK İÇİN KENDİNİ FEDA ETTİ’
Murşid ailesi, 1 Aralık’ta gerçekleşen göç sırasında konvoyun silahlı çete gruplar tarafından kuşatıldığını aktardı. Ayrîn, çatışma anında eşinin teslim olmamak için son kurşununu kendisine sıktığını söyledi:
“Çete kurşunuyla öldürülmemek ve teslim olmamak için son kurşununu kendine sıktı. Her ne kadar şehadeti bizim için acı verici olsa da, ben ve çocuklarım onunla büyük gurur duyuyoruz.”
‘TESLİM OLMAYANLAR EN BÜYÜK KAHRAMANLARDIR’
Ebdilrehman’ın kızı Narîn Murşid, babasının eğitim konusundaki hassasiyetini ve kendisine aldığı defterleri hâlâ sakladığını belirterek, “Babam bana okumayı, yazmayı önemsememi öğretti” dedi.
Ayrîn, “Bugün babamı anarken çok gururluyum. Çocukken babam bana sürekli defter ve kitap getirirdi ve ‘Okuma ve yazma konusunda kendini geliştirmen gerekir’ derdi. Her nereye giderse gitsin bana defter ve kalem getirirdi. Hatta bugün hâlâ, babamın 8 yıldan fazla bir süre önce bana aldığı kalemler benim en kıymetli hatıralarım arasında” şeklinde konuştu.
Narîn, konuşmasının devamında babasının 2013–2014 yıllarında Önder Apo'nun felsefesini yayma çalışmalarından söz ederek şöyle dedi:
“2013–2014 yıllarında babamla birlikte bir fakültedeydik. Orada öğrencilere ders veriyordu; o öğrencilerden biri de bendim. Babam orada Önderlik felsefesini yayıyordu. Ayrıca nöbet sistemiyle güvenliği sağlıyordu. O yıllarda Cehphet El Nusra Efrîn’e saldırmaya hazırlanıyordu. Babam merkezdeki tüm öğrenci ve öğretmenleri uyarıp fakültenin kontrol noktalarında nöbet tutturuyor, ülkesini savunmak için hazırlık yapıyordu. Babam her adım attığında ben de yanında duruyordum.”
Narîn, savaş döneminde birçok ailenin köyü terk ettiğini, ancak babasının kalıp köyü savunduğunu söyledi:
“Günlük 40’tan fazla yoldaş evimize geliyor, toplantılar yapıyordu. Yaralıları birlikte tedavi ediyorduk.”
GERİ DÖNÜŞ UMUDUNU HİÇ KAYBETMEDİ
Narîn daha sonra babasının Efrîn’e olan bağlılığından bahsetti:
“Şehba’ya göç ettikten sonra babam sık sık Efrîn’e en yakın köylerden biri olan Soxanekê’ye giderdi. Orada hazırlık yapıyor ve ‘Efrîn’e dönmek istemiyor musunuz? Haydi dönelim’ diyerek espriler yapıyordu bize. Efrîn’e dönüş arzusu son nefesine ölümüne kadar sürdü; bir kez bile umudunu kaybetmedi.”
Narîn konuşmasını babasının şehadetini şu ifadeleri kullandı:
“Çete saldırıları başladığında Şehba Kantonu kuşatılmıştı. Ben Hesekê’deydim ve ailemin durumunu soruyordum. Halka Şehba’dan çıkma kararı alınmıştı. Ben sürekli babamı arıyordum fakat bana cevap vermiyordu; çünkü o sırada şehit düşmüştü fakat ben bilmiyordum. Bir süre sonra şehadet haberi bana ulaştı. Ne kadar acıtsa da bir gerçek var ki, teslim olmayanlar en büyük kahramanlardır.”
Diğer kızı Jîndar Murşid, babasının eğitime ve doğaya verdiği önemi vurguladı. Tarım Mühendisliği okuduğunu belirten Jîndar, “Bizi her zaman desteklerdi.” dedi.
Jîndar, babasının son telefon görüşmesinde güvenli şekilde ulaşacaklarını söylediğini ancak kısa süre sonra şehit düştüğünü öğrendiğini aktardı:
“Babam, teslim olmayacağını söyledi. Kuzey ve Doğu Suriye’ye ulaştı ama şehit olarak ulaştı. Bugün sahip olduğumuz güç, onun mirasına bağlılığımızdan geliyor.”