GÖRÜNTÜLÜ

Efrînlilerin tek talebi: Güvenli ve onurlu dönüş

HTŞ’nin Halep’i ele geçirmesinin ardından Türk devletinin kuşatması altında ikinci kez yerinden edilen Efrînli yurttaşlar, zor koşullardaki kamplarda güvenli ve onurlu dönüş talebini yineliyor.

EFRÎNLİLER GERİ DÖNÜŞ

Tebqa Kantonu’ndaki göçmen kampında yağmurla karışan kuru toprak ve soğuk havanın keskin kokusu ortama hakimdi. Yırtık çadırlar ile teneke yığınlarının arasında koşuşturan çocukların sesleri duyulsa da kahkahaları, yaşanan ağır koşulların gölgesinde donuktu. Efrînli ailelerin yüzlerinde uzun süren göç yolculuğunun yorgunluğu açıkça görülüyordu. Eski çadırlar kendi imkanlarıyla onarılmış, ancak rüzgara ve şiddetli yağmura karşı zar zor ayakta durabilecek hale getirilebilmişti. Bazı aileler çadır duvarlarını plastik ve iplerle güçlendirmeye çalışsa da bunlar yalnızca geçici çözümler sunuyordu. Kaynakların yetersizliği nedeniyle birçok kişi, çadırların çökmesi ya da yağmurla dolup taşması ihtimaliyle sürekli bir tedirginlik içinde yaşıyordu. Kamp düzeninin eksikliği de yaşamı zorlaştırıyordu. Çadırların düzensiz yerleşimi, yürüyüş yollarının, ortak kullanım alanlarının ya da su ve erzak depolama noktalarının net biçimde organize edilmesini engelliyordu. Bazı bölgelerde biriken çöpler ve akıntı halindeki kanalizasyon suları, hem hijyeni zorlaştırıyor hem de özellikle çocuklar için ciddi sağlık riskleri oluşturuyordu. Özerk Yönetim’in eldeki sınırlı imkanlarla destek sağlama çabaları karşısında ihtiyaçların büyüklüğü müdahaleyi yetersiz kılıyordu.

DAYANIŞMANIN GÖLGESİNDE YAŞAM MÜCADELESİ

Tüm bu ağır koşullara rağmen kampta en belirgin olan, insanların birbirine tutunma çabasıydı. Aileler yiyecek, su ve sahip oldukları imkanları paylaşıyor, zor şartlar altında çocuklara küçük de olsa güvenli bir yaşam alanı oluşturmaya çalışıyordu. Kadınlar çadır köşelerini düzenleyip ortak mutfak alanları kurarken, erkekler basit malzemelerle çadırları sağlamlaştırmak için çaba harcıyordu.


‘UMUDUMUZU KAYBETMEDİK, ONURLU BİR DÖNÜŞ İSTİYORUZ’

Kamp sakinlerinden Fewzi Mustafa, iki kez göç etmek zorunda kalmış olmanın ağırlığını şu sözlerle anlatıyor: “Sekiz yıl Şehba’da direndik. Soğuk, kuşatma ve işgalci Türk ordusunun her gün bize yönelik gerçekleştirdiği saldırılara rağmen ayakta kaldık. Tebqa’ya vardığımızda her şeye yeniden başlıyormuşuz gibi hissettik. Çilemiz bitmedi. Efrîn halkı buna layık değil; 58 gün boyunca kendi şehirlerinde direnen ve Şehba’da sekiz yıl kalan bir halkız. Umudumuzu hiç kaybetmedik, topraklarımıza dönme hakkımızdan vazgeçmedik. Ama bugün bize ‘Efrîn’e dönün’ diyorlar. Nasıl döneceğiz? Şehrimiz hala işgal altında, silahlı çete gruplarının kontrolünde. Birkaç günde bir yeni bir katledilme haberi alıyoruz. Böyle bir durumda nasıl döneriz? Tehdit altında yaşamayı kabul etmeyiz. Böyle bir ortamda dönüş mümkün olamaz. Dönüş ancak güvenli ve onurlu olursa anlamlıdır; Asayiş’in koruması altında, kendi gücümüzle dönersek olur. Efrîn sadece bir yer değil ki, toprağımız, zorla elimizden alınan değerimizdir. Burada tüm zorluklara rağmen çocuklarımızı korumaya, eğitmeye ve beslemeye çalışıyoruz. Asla pes etmeyeceğiz, toprağımızdan ve onurumuzdan vazgeçmeyeceğiz.”

Aynı kampta yaşayan Nejah İbo da güvenli dönüş talebinin altını çizerek şunları söylüyor: “İrademiz acımızdan daha güçlü. Dönüş ancak Asayiş güçleriyle ve sivillerin güvenliğinin sağlanmasıyla olur. Efrîn bizim şehrimizdir ve ancak sivillerin güvenliğinin sağlandığı, onurlu bir dönüş mümkündür.”

Naziha Ehmed de, “Şehba’daki direnişimiz işgale ve Türk devleti çetelerine karşı gerçek bir mücadeleydi. Burada olmamızın tek nedeni dönüş hakkımızı savunmak. Pes etmeyeceğiz. Her gün attığımız her adım, hâlâ ayakta olduğumuzun kanıtı. Efrîn bizimdir” sözleriyle mücadeledeki kararlılıklarını vurguladı.

GÜVENLİ VE ONURLU DÖNÜŞ TALEBİ

Kamptaki sivillerin ortak mesajı net: Efrîn’e dönüş ancak güvenli şartlar sağlandığında mümkün olabilir. Halk, silahlı çete gruplarının çekildiği, güvenliğin Asayiş güçleri tarafından sağlandığı ve sivillerin onurunun korunduğu bir geri dönüş süreci talep ediyor.