Suriye’de Baas rejiminin ve Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu tarih, Suriye halkı için özgürlük ve demokrasiye dayalı yeni bir dönemin; adalet ve eşit yurttaşlık temelinde devletin yeniden inşasının başlangıcı olarak görülmüştü. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, beklentilerin aksine ülkenin geleceğine dair kaygıları derinleştiriyor.
Değişim sonrası siyasi ve idari yapı, halkın umut ettiği dönüşümü yansıtmıyor. Aksine, Suriye’nin “Baas’ın çarpık bir versiyon” niteliğinde yeni bir modele sürüklenebileceği endişesini artırıyor. Bu yapı yalnızca eski rejimin olumsuzluklarını taşımakla kalmıyor, Ahmed Şara’nın liderliğinde daha fazla kaos, bölünme ve aşırılığı da beraberinde getiriyor. Şara’nın yeni Suriye’ye dair verdiği birçok vaat ise pratikte tekçilik, dışlama ve toplumun çeşitliliğini yok sayan uygulamalarla çelişiyor.
Bu yaklaşım, Suriyeli farklı bileşenlerin süreçlere katılımını engelliyor, ulusal uzlaşı yerine dar ideolojik ya da bölgesel çıkarların öne çıktığı gündemlerin dayatılmasına yol açıyor. Böylece eski istibdadın yeni isimler altında yeniden üretildiği, hatta daha karmaşık bir hal aldığı bir düzen oluşuyor.
Bu zihniyetin etkileri yalnızca çoğulculuğun dışlanmasıyla sınırlı kalmıyor, Baas rejiminin en belirgin özelliklerinden biri olan sistematik dışlama ve görünmez kılma politikalarına kadar uzanıyor. Siyasal, dini veya etnik farklılığı olan herkesin kamusal yaşamdan uzaklaştırıldığı o dönemden sonra, ulusal uzlaşı ve tüm kesimlerin devlete yeniden entegrasyon sürecinin başlaması bekleniyordu. Ancak bu gerçekleşmedi. Ulusal diyalog, hükümetin oluşturulması, anayasa taslağı ve son Halk Meclisi seçimleri bunun en açık göstergeleri.
Görev dağılımında bağımsız veya tarafsız Suriyeli yetkinlikler görmezden gelinirken, liyakat yerine faksiyonel sadakatler esas alındı. Bu durum kurumların inşasını zayıflatıyor ve odağın ülkenin çıkarlarından çok iktidarı kontrol etmeye kaymasına neden oluyor. Eleştirel veya bağımsız sesleri bastırmak için ihanet ve ajanlık suçlamalarının siyasi bir silah olarak kullanılmaya devam etmesi ise Baas dönemindeki güvenlikçi söylemin açık bir devamı niteliğinde.
Bu bağlamda Mısır’daki Demokratik Suriye Meclisi (MSD) temsilcisi Leyla Musa, ANF’ye yaptığı açıklamada bu tehlikeli eğilim konusunda uyardı. Suriye’nin tarih boyunca demokratik bir bütünleşmeyi hiç bilmediğini, bu nedenle çatışma ve anlaşmazlıkların sürekli var olduğunu belirtti. 8 Aralık sonrasında yaşananların bu yarığı daha da derinleştirdiğini, tekçi ve dışlayıcı zihniyetin hâlâ sürdüğünü ifade etti. Alevilere ve Dürzilere yönelik nefret örneklerini bunun kanıtı olarak gösterdi.
Suriye’nin zorlu ve acı dolu bir yılı geride bıraktığını söyleyen Leyla Musa, geçiş döneminin başından itibaren atılan adımların doğru yönde olmadığını vurguladı. Tüm bileşenleri kapsayan bir Suriye ulusal diyaloguna duyulan acil ihtiyacı dile getirirken, bunun gerçekleşmemesi halinde durumun Suriyelilerin hiç istemeyeceği biçimde daha da kötüleşeceğine inandığını ifade etti. Yine de bunu önlemek için hâlâ bir fırsatın bulunduğunu belirtti.
İNTİKAMCI YAKLAŞIM
Bu yıl boyunca Suriye toplumunun birliğini tehdit eden intikam duygusu da kendini gösterdi. Rejimin düşmesi, karşılıklı şiddet sarmalını adil bir geçiş süreci ve ulusal uzlaşı yoluyla sonlandırmak için büyük bir fırsat sunmuştu. Ancak kontrolü ele alan gruplar veya güçler, geçmiş ihlalleri araştırmak için tarafsız mekanizmalar oluşturmadı. Bunun yerine yeni rejimin rakiplerini veya kişisel anlaşmazlıkları hedef almak için kullanılan “sert intikam” mantığı hâkim oldu. Tutuklamalar, gasp etme ve tasfiye girişimleri bunun somut örnekleri.
Bu intikamcı yaklaşım yaraları iyileştirmez, aksine yeni mağdurlar yaratır ve bunlar gelecekte yeni isyan veya şiddet dalgalarının çekirdeği haline gelebilir. Böylece Suriyelilerin çok iyi bildiği intikam döngüsü yeniden üretilir. Temmuz ayında Süveyda’da Dürzi topluluğuna yönelik katliamlar ve ondan önce mart ayında sahilde Alevilere yapılan saldırılar tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşti. Suriye Demokratik Güçleri’ne yönelik saldırılar da sürüyor.
AŞIRILIKÇILIĞA VE DİKTATÖRÜĞE AÇIK KAPI
Bu “çarpık versiyonu”nun en tehlikeli yanı ise aşırıcılığın yayılması ve Suriye'nin çeşitli sosyal dokusunu tehdit eden dini, mezhepsel veya dar bölgesel radikal ideolojilerin öne çıkan bazı gruplar tarafından benimsenmesidir. Baas rejimi görünüşte laikti, ancak sahaya çıkan yeni güçler çatışmayı dini ve mezhepsel bir zemine çekmeye çalıştı. Bu da ulusal birliği zayıflatıyor ve modern, sivil bir devletin inşasını zorlaştırıyor. Üstelik bu yaklaşım anayasa taslağı aracılığıyla kurumsallaştırıldı.
Mısırlı siyasi analist Tarık el-Berdisi, ANF’ye yaptığı açıklamada bu durumun beklenen bir sonuç olduğunu, çünkü İslamcı akımların zihniyetinin böyle işlediğini söyledi. Mısır’da 2013’te halk ayaklanmasına neden olan İhvan deneyimini hatırlatarak, bu hareketlerin intikam, dışlama ve devlet mekanizmalarını kendi yandaşlarıyla doldurma arayışından başka bir şey bilmediğini ifade etti. Bu akımların devlet inşa etmekten çok iktidarda kalmakla ilgilendiğini vurguladı.
Berdisi, Suriye’nin daha iyi bir geleceğe geçiş yol haritasının iyi bilindiğini, yani tüm bileşenlerin yer aldığı bir geçiş döneminin zorunlu olduğunu belirtti. Eğer Ahmed Şara öncülüğündeki Şam geçiş hükümeti ülkeyi başarısızlığa sürüklenmekten korumak istiyorsa, dar faksiyonel veya dışarıdan dayatılan gündemlerden vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
Beşar Esad’ın düşüşünden bir yıl sonra anlaşılıyor ki Suriye’nin gerçek meydan okuması sadece rejimi devirmek değil, onu üreten zihniyeti çözmek. Baas’ın çarpık ve yeniden üretilmiş bir versiyonuna kayma riski hala canlı. Tekçilik, dışlama ve intikam gibi eski uygulamalar yeni sloganlar altında tekrarlanıyor, buna siyasi ve ideolojik aşırılıklar da eklenince süreç daha da karmaşık bir hal alıyor.
Dolayısıyla Suriye’yi bu kaderden kurtarmanın yolu, şiddete bulaşmamış tüm tarafları içeren kapsamlı bir ulusal uzlaşıdan, intikam mantığından uzak, bağımsız mekanizmalarca yürütülen bir geçiş dönemi adaletinden ve devleti liyakat, tarafsızlık ve eşit yurttaşlık ilkelerine dayalı şekilde yeniden inşa etmekten geçiyor.