Suriye’de Ahmed Şara yönetiminde HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesinin ardından bir yıl geçti. Bu bir yıl içerisinde HTŞ ve ona bağlı hareket eden çeteler, ülke genelinde birçok halka karşı saldırılarda bulundu. Bu saldırıların en yoğununu ise Aleviler yaşadı.
Suriye’de yaşayan Aleviler, 27 Aralık Cumartesi günü federasyon ve ademi merkeziyetçi bir yönetim talebiyle eylem yaparken HTŞ güçleri eylemcilere saldırdı. Bu saldırıda en az 10 Alevi katledilirken, onlarca eylemci de yaralandı.
HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesinden hemen sonra ilk saldırdığı yerler de Alevilerin yaşadığı sahil bölgeleri oldu. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde onunu oluşturan ve ağırlıklı olarak Lazkiye ve Tartus bölgelerinde yaşayan Alevilere yönelik saldırılar, DAİŞ döneminden bu yana devam ediyor. Aleviler, bu iki bölge dışında Humus, Hama ve Şam’ın bazı bölgelerinde de yoğun bir nüfusa sahip.
QSD’nin DAİŞ’i yenip gücünü sınırlamasından sonra azalan saldırılar, Ahmed Şara yönetimindeki HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesinin ardından yeniden artarak devam etti. HTŞ’nin kontrolünde olan bölgeler olması nedeniyle QSD’nin doğrudan müdahale edemediği Alevilerin yaşadığı bölgelere yönelik saldırılar, tüm tepkilere rağmen sürüyor.
HTŞ ile QSD arasında varılan ve kamuoyunda 10 Mart Mutabakatı olarak bilinen anlaşmanın temel maddelerinden biri, Alevilere ve diğer halklara yönelik saldırıların azalmasını öngörmesine rağmen HTŞ bu maddeye ısrarla uymadı. Yıl sona ererken HTŞ, Alevilere yönelik soykırım saldırılarını sürdürmeye devam ediyor.
HTŞ’NİN ALEVİ DÜŞMANLIĞI
HTŞ, Şam’ı ele geçirdiği 8 Aralık 2024 tarihinden kısa bir süre sonra, Mart ayında “Esad rejimi askerleri bulunuyor” gerekçesiyle Lazkiye’ye yönelik bir saldırı düzenledi. Ancak saldırılar esasen Esad’a bağlı güçlere değil, bölgede yaşayan Alevi halkına yönelik gerçekleştirildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) açıklamalarına göre, bu saldırılar sırasında 500’den fazla insan hayatını kaybetti.
SOHR’un açıklamasından kısa bir süre sonra, 23 Mart 2025 tarihinde Suriyeli insan hakları savunucularının kurduğu İnsan Hakları ve İnsani Takip Komitesi tarafından yayımlanan rapor, saldırıların boyutunun çok daha büyük olduğunu ortaya koydu. Komite, 6–9 Mart tarihleri arasında Alevilere yönelik 25 katliam saldırısının gerçekleştiğini ve 2 bin 246 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Bu açıklamadan sonra 25 Mart’ta SOHR tarafından yayımlanan bir başka raporda ise Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus bölgelerinde Alevilere yönelik 62 katliam saldırısının gerçekleştiği, bu saldırılarda bin 659 kişinin katledildiği duyuruldu.
Saldırıların katliam boyutuna ulaştığı dönemde QSD’nin duruma müdahale edeceği açıklanmasının ardından HTŞ ile QSD arasında, kamuoyunda 10 Mart Mutabakatı olarak bilinen anlaşma imzalandı.
6 Mart’ta başlayan katliam saldırıları kısa süreliğine dursa da HTŞ yönetimi ve HTŞ bünyesindeki çetelerin Alevilere yönelik tacizleri devam etti. Bu tacizler, bir süre sonra yeniden saldırı boyutuna ulaştı. HTŞ ve cihadist çetelerin Alevilere yönelik katliam saldırılarında binlerce Alevi daha yaşamını yitirdi.
KATLİAMIN SORUMLULARI YARGILANMADI, YENİ KATLİAMLARIN ÖNÜ AÇILDI
Temmuz ayında HTŞ’nin, Mart ayında yaşanan Alevi katliamına ilişkin hiçbir sorumluyu yargılamaması ve aksine aklamasının ardından, Alevilerin yaşadığı bölgelerin girişlerine HTŞ askerlerinden oluşan kontrol noktaları kuruldu. Bu kontrol noktalarında Alevilere yönelik kaçırma ve bireysel infazlar yaşanmaya başladı.
Kasım ayında ise Humus’ta Şam Geçici Hükümet güçleri Alevilere yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılarda Alevilerin evleri yakıldı; sokaklara çıkan çeteler, yakaladıkları Alevileri katletti. Saldırıların ardından özellikle Humus’ta Alevilerin protesto amacıyla sokağa çıkması üzerine HTŞ güçleri tarafından kitlelere saldırıldı. Binlerce kişiye yönelik bu saldırılarda onlarca kişi yaşamını yitirdi.
Alevilerin protestolarının ardından rejime bağlı güçler ve çeteler, Humus ve Hama’da silahlı şekilde sokağa çıkarak yeni katliam çağrıları yaptı.
TOPLU KATLİAMLARIN YANI SIRA KAÇIRMALAR VE DİNİ DEĞERLERE SALDIRILAR
HTŞ ve ona bağlı çeteler, Alevilere yönelik yalnızca büyük çaplı katliam saldırıları gerçekleştirmedi. Özellikle Lazkiye ve Tartus bölgelerinde Alevilerin kaçırılarak katledilmesi ya da Alevi kadın ve çocuklarının kaçırılarak köleleştirilmesi olayları da sıkça yaşanmaya başladı.
BM’nin Temmuz ayında yayımladığı bir rapora göre, yaşları 3 ila 40 arasında değişen çok sayıda kadın ve çocuk, özellikle gündüz saatlerinde sokak ortasında kaçırıldı. Raporda, kaçırılan kadın ve çocukların ailelerinin tehdit edildiği belirtilirken HTŞ yönetiminin herhangi bir resmi soruşturma başlatmadığına dikkat çekildi.
BM raporunda ayrıca kaçırılan kadın ve çocuklara cinsel saldırılar gerçekleştirildiği ve zorla evlendirildikleri belirtilerek, Alevi kadınlara yönelik bu saldırıların sistematik olduğu vurgulandı.
Uluslararası Af Örgütü ise Temmuz ayında yayımladığı raporda, Şubat–Haziran 2025 tarihleri arasında en az 36 Alevi kadın ve çocuğun kaçırıldığını açıkladı.
HTŞ ve ona bağlı çetelerin saldırıları, Alevilerin ibadethanelerine yönelik olarak da sürdü. Mart 2025’ten itibaren onlarca Alevi türbesi ya yakıldı ya da tamamen yok edildi.