Komutan Ronahî Yekta ve 17 gün direndiği bina

Tişrîn direniş cephelerini gezerken, gördüğüm her savaşçı, komutanları Ronahî’nin ardılıydı. Her birinin yüz ifadesinde Ronahî’nin parlayan gözleri ve direniş kararlılığı vardı.

QSD ve YPJ savaşçılarının HTŞ-SMO çetelerine karşı büyük bir kararlılık ve azimle mücadele ettiği Tişrîn Barajı direnişinin 1. yıl dönümüne girerken, savaş cephelerinde aylarca süren direniş noktalarının izi halen çok canlı ve savaşçıların anısı gereği korunuyor. Bu tarihi direnişin destanını ve savaşçıların direniş öykülerini yazmam için savaşın yaşandığı bölgeye giderek, direnişin izini sürmem gerektiğini anladım. Biliyorum, Tişrîn direnişine ilişkin kurulacak sözler, belki de o mücadele dolu günlerin bir saniyesini bile anlatmaya yetmeyecektir Ama yine de tarihin sayfalarına bırakacağımız her anı ve direniş öyküsünün, en az savaşçıların yürekleri kadar sade bir izdüşümü olacağına inanıyorum.

Savaşın yaşandığı alana adımımı attığım her karışta, QSD ve YPJ savaşçılarının çetelere karşı büyük bir inanç ve kararlılıkla yürüttükleri direnişin izlerine rastlıyorum. Bir yandan zorlu savaştan geriye kalan yıkıntılara, direniş mevzilerine, savaş tünellerine bakıyordum, diğer yandan bu eşsiz direnişi hangi kelimelerle yazıya dökebilir ve gözler önüne serebilirim diye düşünüyordum.

Yürümeye devam ederken, savaşın ilk gününden sonuna kadar Tişrîn direnişinde yerini alan Gelhat isimli QSD savaşçısı bana eşlik ederek, gazetecilik gözüyle direnişin izini sürdüğüm her ana tanıklık etmişti. Günlerce arkadaşlarıyla birlikte çetelere karşı savaşan Gelhat, direniş boyunca mevzilerde yaşanan çarpıcı anları anlattı. Savaşçı Gelhat ile bir süre yürüdükten sonra, beni direnişin günlerce sürdüğü ve belki de en ağır geçtiği bir mevziye doğru götürdü. Geldiğimiz mevzi, savaş sürecinde çok stratejik bir bina ve binanın çevresiydi. Gazetecilik refleksiyle fotoğraf makinamı çıkarıp binanın ve çevresinin her karesini görüntüledim.

Direniş boyunca, her gün tanklar, obüsler, ağır silahlar ve savaş uçaklarıyla aralıksız vurulan bina ve çevresinde sağlam bir yer kalmamış. Çınar ağaçları ortadan ikiye ayrılmış, elektrik kabloları yerlere serilmiş, yüksek gerilim direkleri yamulmuş. Binanın yıkık dökük duvarlarına dikkatlice baktım. Günlerce duvarları kendisine mevzi yapan savaşçıların direnişlerini anımsadım. Duvarlara, toprağa düşenlerin son sözleri, son duyguları, son haykırışları sinmişti adeta.

EN GÜÇLÜ DİRENİŞİN SAHNESİ

Savaşçı Gelhat ile direnişin izini sürmeye devam ederken, bu bina ve çevresinde 17 gün boyunca iki arkadaşıyla birlikte büyük bir direniş gösterip, 25 Aralık 2024’te şehadete ulaşan YPJ Komutanı Ronahî Yekta’nın son mermisine kadar savaştığını ve çetelere geçit vermediğini aktardı. Tişrîn savaşında, Komutan Ronahî’nin en güçlü direnişlerine sahne olduğu bu bina ve çevresi, savaşın ve hakikatin kesiştiği en sıcak noktasıydı.

Savaşçı Gelhat, Ronahî Yekta’nın bir Tabur Komutanı olduğunu ama savaş sürecinde doğal sorumluluğuyla hareket edip, tüm savaşçıların bulunduğu mevzilere gelerek, savaşçıları motive ettiğini söyledi. Gelhat’ın anlatımlarından, Ronahî’nin gücünü, düşlerini, özlemlerini, umutlarını, tecrübelerini, kendisinden sonra gelecek nesillere aktardığını anladım. Bir halkın umudunu yok etmek isteyen çetelere karşı amansızca savaşmıştı Ronahî. Belki de kutsanmış coğrafyanın ateş yalımlı bir özgürlük düşüydü Ronahî. İnsanların çektiği acıları, zorlukları, ütopyaları ve birçok şeyi yüreğinde gizlemişti belki de.

EFRÎN’İN ÖFKESİYLE YPJ’DEYDİ

Ronahî Yekta (Arşîn Hisên) Efrîn’de doğup büyür. Çocukluğunda kültür ve sanat çalışmaları içinde yer alır. Yaşamı boyunca sanatı ve devrimi birlikte ele alan Ronahî, güzel ve davudi sesiyle sanata olan ilgisini, yoldaşlarının ortamında icra etmeyi hedefler. Sanat onun yaşamının vazgeçilmez bir mücadele alanı olur.

Yaşamını, devrimci bir kadının ilkeleriyle şekillendiren Ronahî, El Nusra çetesinin 2012’de Halep’e saldırdığı andan itibaren tereddüt etmeksizin yolunu bulur ve devrim çalışmalarına katılır.

İlk olarak Devrimci Gençlik çalışmalarında yerini alan Ronahî, genç kadın ve gençlerin eğitilmesinde ve örgütlenmesinde temel sorumluluk üstlenirken, tüm genç kadınların ve gençlerin yoldaşı olur. Türk devletinin işgal ettiği Efrîn, Ronahî’nin yaşam yürüyüşünde artık büyük bir öfke ve nefrete dönüşür. Bundan dolayı mücadele katılımını gözden geçirerek, Efrîn’i savunmanın en etkili yolunun, YPJ saflarına katılmaktan geçtiğini derinden hisseder.

Kısa sürede savaş sanatı ve kadınların korunması alanında kendisini derinleştiren Ronahî, gördüğü askeri ve ideolojik eğitimlerle YPJ’nin genç komutanlarından biri olur. Yürüttüğü pozitif ve sonuç alıcı pratiğiyle yüzlerce savaşçı yetiştiren Ronahî, kadın özgürlük çizgisinin en güçlü maneviyatıyla yaşar. YPJ Komutanı Ronahî Yekta, 25 Aralık 2024’te Tişrîn Direnişi’nde şehadete ulaşır.

Yürüyüşe devam ederken, direnişin 5. gününde Özgür Basın çalışanlarından gazeteci arkadaşımız Enes Yıldız ve Serdar Semsûr’un, çetelere ait olan ve imha edilen bir tankın önünde çektiği Ronahî Yekta ve iki savaşçıyla direnişi anlatan programı aklıma geldi. Özel savaş medyasının Tişrîn Barajı’na dair dezenformasyonunu ve yalanını ortaya çıkaran bu önemli programda Ronahî, QSD ve YPJ savaşçılarının direnişini, 5 gün boyunca süren çatışmaları ve işgalci çetelerin saldırılarını şöyle anlatıyordu:

“Hem yeraltı hem de yer üstünde devam eden bu büyük savaş, bir kerede başlamasına rağmen, arkadaşlarımızın sergilediği mücadele direnişi ve yaratıcı taktikler, kendi başına büyük bir başarıdır. Tişrîn’in bütün alanlarına saldırılar oldu. Fakat arkadaşlarımız savaş cephesinde büyük bir direniş içerisinde ve çetelere geçit vermiyorlar.”

DİRENİŞ MEVZİSİNE ÇEVRİLEN BİNA

Savaşçı Gelhat ile Ronahî’nin direniş cephesinde tüm arkadaşlarına siper olduğu ve kendisine siper yaptığı bu bina ve çevresinde yürümeye devam ediyoruz. YPJ Komutanı Ronahî’nin bir yandan savaşı koordine ettiğini diğer yandan ise zamanını direniş cephelerine gidip, savaşçılarla motivasyon sohbetleri ederek geçirdiğini dile getirdi. Yaklaştıkça, YPJ Komutanı Ronahî’nin sıradan görülen bu binayı nasıl bir direniş mevzisine çevirdiğini görüyorum. Ronahî’nin, arkadaşları tarafından yerinde durmak bilmeyen canlı, hiperaktif ve savaşa adapte olan biri olduğu söyleniyordu. Bir grup arkadaşıyla konuşlandıkları bu binaya olası saldırılara karşı güçlü hazırlanmak için çaba sarf ettiğini öğrendim. Savaş sırasında, binanın ilk iki kattaki dışa bakan bütün kapı ve pencereleri kamufle edilmiş. Buraların savaş mevzisine nasıl çevrildiğini anlattı savaşçı Gelhat.

Binaya dışarıdan detaylı bir şekilde baktığımda da, QSD ve YPJ savaşçılarının konumlandıkları bu binanın avantajı olduğu kadar bir dezavantajı da vardı. Binanın Tişrîn lojmanlarından biraz daha uzak bulunan bir bahçenin içerisinde tek başına duruyor olması, saldırıya daha çok elverişli görülüyordu. Binanın etrafından gelecek olan saldırıları karşılamak zor da olsa püskürtmüşlerdi QSD ve YPJ savaşçıları. Komutan Ronahî’nin yaşamsal veya askeri olarak yapacağı tek bir hata, düşeceği tek bir eksiklik, buradaki direnişin kaderini belirleyecekti. Bundan dolayı sürekli neler yapılabilir üzerinde düşünüp koşuşturduğunu öğrendim.

MORAL, İNANÇ VE ÖRGÜTLÜ YOLDAŞLIK

Yürüyüş boyunca Ronahî’nin savaştaki rolünü ve hakimiyetini zaman zaman duygulanarak, kimi zaman da gururlanarak anlatıyordu Gelhat. Bir an durdu, on binlerce merminin isabet ettiği bir evin yıkıntılarından yola savrulan büyük taşlardan birine oturdu. Durmadan arkadaşlarıyla günlerce direndiği direniş mevzisine baktı. Yanına yaklaşırken, çok kısık ama duyabileceğim bir sesle “Ronahî arkadaş, inançlı, kararlı, ikirciksiz olarak, halkının özgürlüğü için ölümüne savaşıyordu” dedi. Evet, Gelhat ve onun gibi binlerce savaşçıyı ayakta tutan tek şey, moral, ideoloji, inanç ve örgütlü yoldaşlık idi.

Savaşçı Gelhat toparlanıp ayağa kalktıktan sonra bina ve çevresinde yaşanan direnişin ve çatışmanın izini sürmeye devam ettik. Tişrîn direniş cephelerini gezerken, gördüğüm her savaşçının, komutanları Ronahî’nin ardılı olduğunu gördüm. Her birinin yüz ifadesinde, komutanları olan Ronahî’nin parlayan gözleri ve direniş kararlılığı var. Savaşçı Gelhat, komutan Ronahî Yekta’nın şehadet haberini aldıklarında tüm savaşçılar olarak “Şehîd namirin, Jin Jiyan Azadî’ sloganını haykırdıklarını söyledi. Savaşçılar, 17 gün boyunca direndiği bu bina ve çevresine, komutanlarına bağlılık gereği, “Şehîd Ronahî Yekta Direniş Cephesi” ismini vermişlerdi.

Direniş cephesinde izlenimlerimi bitirip, röportajlarımı aldıktan sonra yavaş yavaş Tişrîn’den ayrılıyorum. Yol boyunca bana eşlik eden savaşçı Gelhat’a teşekkür ederken, o da bana çok içten “siz bizim direnişteki gözümüzsünüz” dedi.

Evet, bir direnişten daha çok, geleceğin inşasıydı Tişrîn. Direniş savaşçısı Şehit Ronahî Yekta’nın komutasında mücadele eden birçok savaşçı, bu geleceğin inşası için savaşmıştı. Kuzey ve Doğu Suriye halkı ise savaşçıların etrafında kenetlenerek, bu geleceği muştulamıştı. Biz Özgür Basın çalışanlarına düşen görev ise, tıpkı gerçeği açığa çıkarmak için yürüdükleri bu yolda hedef alınıp katledilen gazeteci arkadaşlarımız Nazım Daştan, Cihan Bilgin ve Egîd Roj gibi bu hakikati kayda almaktır. Onların hakikati savunan inançları, bağlılıkları ve azimleri, Özgür Basın'ın yürüyüşünü her zaman kararlı ve cesurca kılacaktır.