Nidal Hawari: Çözüm halkların dayanışması ve federal bir Suriye’dir

Araştırmacı yazar Nidal Hawari, Suriye'de Alevilere yönelik katliamların sistematik hale geldiğini belirterek, bu katliamların durdurulmasının ancak halkların dayanışması ve federal, adem-i merkeziyetçi bir sistemle mümkün olacağını vurguladı.

Suriye’nin Humus kentinde, 26 Aralık’ta Alevi nüfusun yoğun olarak yaşadığı Wadi al-Dhabab Mahallesi’nde bulunan İmam Ali ibn-Ali Talip Camii’ne yönelik düzenlenen bombalı saldırıda en az sekiz kişi katledildi, on sekiz kişi yaralandı. Saldırıyı radikal İslami örgüt El Ensar üstlendi.

Saldırının ardından, rejim değişikliği süreciyle birlikte Alevilere yönelik başlayan katliamlar, Suriye’de Alevi toplumunun maruz kaldığı baskıları bir kez daha dünya kamuoyunun gündemine taşıdı. Saldırıyı protesto eden Aleviler; Lazkiye, Tartus, Humus ve Alevi nüfusunun yoğun olarak yaşadığı birçok bölgede sokaklara çıktı. Gösterilere geçici Şam hükümetine bağlı güçler ile çete gruplarının saldırdığı; bu saldırılarda çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiği, birçok kişinin ise gözaltına alındığı belirtildi.

Suriye’de Alevi toplumuna yönelik sistematik baskıları ANF’ye değerlendiren Arap Alevi aktivist ve araştırmacı yazar Nidal Hawari, yalnızca Alevilerin değil, ülkedeki tüm halkların ciddi bir katliam tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Hawari, Suriye’de faaliyet yürüten silahlı yapıların uluslararası çıkarlar doğrultusunda oluşturulmuş birer “küresel terör şebekesi” olduğunu belirterek, bu yapıların dünyanın dört bir yanından toplanan unsurlardan oluştuğunu ve uluslararası listelerde de terör örgütleri arasında yer aldığını hatırlattı. Söz konusu grupların özellikle Alevileri hedef aldığını vurgulayan Hawari, Alevilerin şu anda silahsız ve en savunmasız topluluk konumunda bulunduğunu ifade etti. Alevilerin bu şekilde pasifize edilmesi halinde ise sıranın Suriye’de yaşayan diğer farklı topluluklara geleceği uyarısında bulundu.

‘AMAÇ ALEVİLERİ GÖZ ETTİRMEK VE BÖLGEYİ YENİDEN DİZAYN ETTİRMEK’

Hawari, yürütülen politikanın yalnızca mezhepsel değil, aynı zamanda jeostratejik ve ekonomik bir planın parçası olduğunu belirterek, halkın göçe zorlandığını ve yerlerine Orta Asya ile Türkiye bağlantılı silahlı yapıların yerleştirilmek istendiğine dikkat çekti. Bu sürecin enerji kaynaklarını ve stratejik bölgeleri kontrol altına alma hedefi taşıdığını vurgulayan Hawari, bu plan hayata geçirilene kadar Suriye halklarının çok ağır bedeller ödeyeceğinin altını çizdi.

Esad rejiminin çöküşünün ardından halkın büyük bir şok yaşadığını ifade eden Hawari, Alevilerin uzun süre örgütsüz ve savunmasız bırakıldığını söyledi. Ancak katliamların sürmesiyle birlikte halkın korku duvarlarını yıkmaya başladığını kaydeden Hawari, bugün sokaklarda görülen eylemlerin bu korkunun aşılmasının bir sonucu olduğunu belirtti.

Silahlı grupların kitleleri pasifize etmek amacıyla sokaklarda silahlı infazlar gerçekleştirdiğine dikkat çeken Hawari, buna rağmen halkın geri adım atmadığını vurguladı. Alevi halkının bundan sonra da taleplerini dile getirmekten ve kendini savunmaktan vazgeçmeyeceğini ifade eden Hawari, şunları söyledi:

“Son yaşananlar Aleviler için bir dönüm noktasıdır. Aleviler bundan sonra susmayacak. Saldırıların devam etmesi halinde ise bu mücadele Aleviler açısından silahlı bir sürece evrilecektir.”

Hawari, Alevilerin toplumsal taleplerinin karşılanması için mücadelenin süreceğini belirterek, Kürtler ve Dürzilerin de benzer taleplere sahip olduğunu vurguladı. Bu talepler etrafında halkların birlikte yürüteceği mücadelenin ortak yaşamı güçlendireceğini ifade eden Hawari, taleplerin karşılanmaması halinde Suriye’de ciddi kopuşların yaşanabileceğine dikkat çekti. Baskı ve terör yöntemlerinde ısrar edilmesi durumunda ülkeden kopma ve ayrı devletleşme süreçlerinin hızlanabileceği uyarısında bulundu.

Alevi toplumunun katliamlara karşı başlattığı sivil mücadeleye HTŞ ve ona paralel silahlı örgütlerin, insanları katlederek yanıt verdiğini söyleyen Hawari, gösteriler sırasında ciddi katliamların yaşandığını belirtti. Ancak Suriye’de bağımsız haber alma merkezlerinin bulunmaması nedeniyle gerçek kayıp sayılarının tespit edilemediğini dile getirdi. Hawari, özellikle insan hakları aktivistlerinden gelen bilgilerin durumun vahametini açıkça ortaya koyduğunu ve uluslararası kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

Hawari şunları söyledi: “Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nin açıkladığı rakamlar çok düşüktür. Birçok ölüm resmi kayıtlara geçmiyor. HTŞ’ye bağlı karakollar, yaptıkları tutuklama ve gözaltıların çoğunu kayıt altına almıyor. Gerçek ölüm sayıları kayıt altına alınmıyor. Bazı ailelerin tamamen yok edildiğini ve arkalarından konuşacak kimsenin kalmadığını biliyoruz. Bu nedenle uluslararası kurumların açıkladığı rakamlar gerçeği yansıtmıyor. Yaşananlar çok daha büyük katliamlar olduğunu ortaya koyuyor.”

‘ÇÖZÜM, HALKLARIN DAYANIŞMASINDAN GEÇİYOR’

Hawari, Suriye’de huzur ve istikrarın sağlanmasının tek yolunun halkların birlikte hareket etmesi olduğunu belirterek; Aleviler, Dürziler, Kürtler, Hristiyanlar ve diğer tüm halklara, ortak demokratik yaşam talebi etrafında birleşme çağrısında bulundu.

Hawari, “Bu duruma bölgenin dışında bakalım. Bölgede güç ve para sahibi olan ülkeler; Amerika, İngiltere ve İsrail ne istiyor? Bölgede aslında merkezi olmayan federe ve demokratik sistem talep ediyorlar. Bunu tehdit olarak gören güçler ise Suriye’yi asla rahat bırakmıyor. Şu an da istikrarın oluşmamasının nedeni de bu.

Türkiye bu konuda ısrarını sürdürürse, daha önce de birçok kez dile getirildiği gibi, kendi içinde ciddi sorunlarla karşılaşacaktır. Zaten ekonomik bir kriz var ve siyasi durum kaosa doğru ilerliyor. Bugün DAİŞ üyeleriyle Yalova’da çatışmalar yaşandı. Bu güçlerin harekete geçirilmesi, Türkiye’nin Suriye üzerindeki baskısının bir yansıması olarak görülüyor.

Şu anki durumun değişmesinin tek koşulu, Suriye halklarının birlikte dayanışma içerisinde hareket etmesidir. Aleviler, Dürziler, Kürtler, Hristiyanlar ve tüm diğer topluluklar normal insanlar gibi demokrasi içinde yaşamak istiyor. Bu ancak kolektif dayanışma ve ortak hareket etmekle mümkün olabilir. Halklar bunun farkında. Bahsedilen engeller ortadan kalktığında, çok uzun sürmeden Suriye’de halkların ortak demokratik bir yapıyı inşa edeceğine inanıyorum” dedi.