Terör listesinde yer alan çeteler Halep mahallelerine saldırıyor

Uluslararası yaptırım listelerinde yer alan çete grupları, bugün Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarını sürdürüyor. Sözkonusu suç örgütleri, yeni isimler altında ve “geçici hükümet” adıyla sahada.

Suriye Geçici Hükümeti bünyesinde yer alan ve işgalci Türk devletine bağlı silahlı çete grupların, Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiye ve Benî Zeid mahallelerine yönelik saldırıları ile bu mahallelere girme girişimleri devam ediyor.

Halep İç Güvenlik Güçleri, meşru savunma temelinde saldırılara karşılık veriyor. 6 Ocak Salı gününden bu yana süren saldırılarda 7 kişi katledilirken, 50’yi aşkın kişi yaralandı.

ANHA’nın haberine göre uluslararası yaptırım listelerinde yer alan ve geçici hükümet çatısı altında söz konusu mahallelere saldıran başlıca çete gruplar ise şöyle:

NÛREDÎN EL ZENKÎ

Nûredîn El Zenkî çete grubu, 1 Kasım 2011 tarihinde kuruldu. İşgalci Türk ordusuna bağlı olan grup, 2012–2016 yılları arasında Şêxmeqsûd Mahallesi’ne yönelik saldırılara katıldı ve bu süreçte sivillere karşı çok sayıda suç işledi.

Grubun çete başlarına göre ideolojileri “ılımlı İslam” olarak tanımlansa da saha pratiği ve eylemleri etnik, mezhepsel ve selefi bir çizgide şekillendi. 19 Temmuz 2019’da Halep’in Şaar Mahallesi’nde Filistinli bir çocuğun kafasının kesilmesi bu duruma örnek olarak gösterildi.

Bu olayın ardından ABD, Türkiye destekli çete gruplarına finansman sağlayan “Timber Sycamore” programını iptal etti. Çok sayıda rapora göre bu gruplar, Türkiye tarafından Ulaştırma Bakanlığı üzerinden finanse ediliyordu.

Nûredîn El Zenkî grubu, 2015 yılında Viyana’da gerçekleştirilen barış görüşmeleri sürecinde terör örgütleri listesine alındı. Bu dönemde Ürdün, terör örgütlerinin sınıflandırılması ve listelenmesinde yetkili ülke olarak görev yaptı.

İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre Nûredîn El Zenkî, 16. Tümen, Cephe el-Şamiye ve Ehrar el-Şam grupları, 2014–2015 yıllarında kontrol ettikleri bölgelerde gazetecileri ve insani yardım kuruluşu çalışanlarını kaçırarak işkenceye maruz bıraktı. Ayrıca muhalif kişilerin binalardan atılarak infaz edildiği belirtildi.

Nûredîn El Zenkî grubu, 2019 yılında Heyet Tahrir el-Şam ile yaşanan ağır çatışmaların ardından dağıldı ve “Lîwa el-Sâlis” adıyla Feylak el-Mecid bünyesine katıldı.

FEYLEQ EL MECID

Feylak el-Mecid, 2017 yılında Türkiye istihbaratı tarafından kuruldu. Grup, ilk kez 2018 yılında Efrîn’e yönelik saldırılara katıldı ve kent bu saldırıların ardından işgal edildi. Feylak el-Mecid’in saldırılarının büyük bölümü Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerine yönelik olurken, eski Suriye rejimiyle doğrudan bir çatışmaya girmedi. Bu durum, grubun ilan ettiği “rejime karşı savaş” söylemiyle açık bir çelişki oluşturuyor.

Grup yeni kurulmuş olmasına rağmen, çete başı Yasir Ebdurehîm, Suriye halkına ve özellikle Kürtlere karşı işlediği suçlarla tanınıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ebdurehîm’i kamuoyunda sık sık övdüğü biliniyor.

İdlib’in Tirmenin köyünden olan Ebdurehîm’in, 2015–2016 yıllarında Şêxmeqsûd Mahallesi’ndeki sivillere yönelik topçu saldırılarını yönettiğine dair çok sayıda görüntü bulunuyor. Bu saldırılarda 350’den fazla sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ayrıca 2016 yılında aynı mahalleye üç kez kimyasal silah kullanıldığı iddialarıyla suçlanıyor.

2019 yılında Feylak el-Mecid çeteleri, YPJ savaşçısı Çiçek Kobane’yi esir aldı. Yayınlanan bir görüntüde Çiçek Kobane’nin yanında Türk bayrağıyla poz verildiği, kafasının kesileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu görüldü. Çiçek Kobane, Meşrefe köyünde esir alınmadan önce onur direnişinde yer alıyordu.

Ebdurehîm’in adı; Halep’te Filistinli bir çocuğun kafasının kesilmesi, Suriye Demokratik Güçleri (QSD) savaşçılarının cenazelerine yönelik teşhir ve hakaret eylemleri gibi çok sayıda başka suçla da anılıyor.

Feylak el-Mecid grubu ağırlıklı olarak işgal altındaki Girê Spî’de faaliyet yürütüyor. Demografik değişim, insan kaçırma ve sivillere yönelik işkence suçlarında doğrudan sorumluluğu bulunuyor.

Ayrıca grubun, Türkiye ordusunun talimatları doğrultusunda gizli biçimde Libya ve Nijer’e gönderildiği de ifade ediliyor.

FEYLEQ EL ŞAM

Feylak el-Şam, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla biliniyor ve bu nedenle “El Vekîl” olarak adlandırılıyor. Grup, 2016 yılından bu yana Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü tüm işgal saldırılarına aktif olarak katıldı.

Gruba bağlı yaklaşık bin çetenin, Libya’da Türkiye’nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti saflarında savaştığı; ayrıca Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan lehine Ermenistan’a karşı kullanıldığı biliniyor.

Feylak el-Şam, başta Efrîn olmak üzere işgal altındaki bölgelerde Türkiye’nin varlığına karşı çıkan Suriyelilerin tutuklanması, kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılmasında rol oynadı.

Mart 2014’te kurulan çete grup, 2015 yazında Heyet Tahrir el-Şam ile birlikte “Ceyş el-Fetih” ittifakının parçası olarak İdlib merkezinin tamamını kontrol altına aldı. Daha sonra kontrol alanları ve nüfuz mücadelesi nedeniyle HTŞ ile çatışmalara girdi.

Bugün Feylak el-Şam, Türkiye’nin Suriye sahasındaki askeri ve siyasi planlarının uygulanmasında kilit çete gruplarından biri olarak faaliyet yürütüyor.

CEBHE EL ŞAMIYE

Cephe el-Şamiye, 2014 yılında Halep’te kuruldu. Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılara, Efrîn ve Şehba bölgelerinin işgaline katıldı; bu saldırılar binlerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına neden oldu.

Grup, Ezam Xerîb (Ebû el-İz Seraqib) adlı çete başı tarafından yönetiliyor. Aynı zamanda Halep vilayetindeki faaliyetlerden sorumlu olduğu ve mal-mülk gaspıyla tanındığı belirtiliyor.

Cephe el-Şamiye, 2021 yılında “Suriye Milli Ordusu Üçüncü Kolordusu”na katıldı. Beş gruptan oluşan bu yapının en önemli bileşeninin, 2013 yılında “İslami devlet kurma” hedefiyle kurulan İslami Cephe olduğu ifade ediliyor.

Grup bünyesinde, iç anlaşmazlıklar, yağma ve kişisel çıkar çatışmaları nedeniyle bölünmüş daha küçük silahlı yapılar da bulunuyor. Bunlar arasında Feylak el-Mecid’e katılmayı reddeden Ceyş el-Mücahidîn, Ketaib Nûredîn El Zenkî ve Festaqim Kema Umirt gibi gruplar yer alıyor.

EMŞAT VE HEMZAT VE ‘ORTAK GÜÇ’ 

Bu grubun adı 2011 yılından bu yana farklı finansman kaynakları nedeniyle birkaç kez değiştirildi. Başlangıçta ‘Nar Hattı Grubu’ ardından Osmanlı dönemine dayanan ‘El Sultan Süleyman Şah Tugayı’ adını aldı. Daha sonra Türk ordusuyla bağlantılı en yakın grup olup, Suriye rejimine karşı olan hedeflerinden uzaklaştılar ve Kürt bölgelerine saldırmaya başladılar. 

Alınan bilgilere göre, Türk İstihbarat üyeleri, Baas rejimi 2016 sonbaharında Halep’in doğusundaki mahalleleri kuşattığında ‘El Sultan Süleyman Şah Tugayı’ çetelerinin Halep’in Hêderiye’deki üssünde mahsur kalmıştı. 

 Kendini Türkmen grubu olarak gösterse de çete liderleri ve üyelerinin çoğu Suriye’deki Türkmenlerden olan, ancak esasında ‘Yeni Türkler’den oluşan bir grup olarak öne çıkıyor. 

 ‘Emşe’ çetesi, Türkmen değil, Hama’nın kuzeyindeki Cibalin bölgesinde bulunan Hosa ilçesindeki Arap kabilesinden ve eskiden tarım araçları şoförüydü. Ancak devrimden sonra Suriye halkının katiline dönüşerek Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmeye başladı. 

Hemzat, diğer adıyla ‘Hamza Tümeni’ne Seyf Bulad Ebubekir isimli çete liderlik ediyor. 2016 yılından bu yana Türkiye’nin emriyle Mara’da birçok grubun katılımıyla kuruldu. 

Bu grubun görevi, Türk devletinin Kürtlerin göç ettirilmesine ve Kürt bölgelerindeki demografik yapının değişitirilmesine yönelik planlarına doğrudan katılmaktı. 2020 yılında tesadüf eseri ortaya çıkan; Kürt kadınların kaçırılması ve gizli hapishanelerde tutulması olayı dikkatleri bu gruba çevirmişti. 

Ebubekir ismi aktivist ve gazeteci Mihemed Ebdullatîf (Ebu Xenum) ve hamile eşinin 2022 yılında Halep’in kuzeyindeki Babê kasabasında öldürülmesinde geçmişti. 

Suriye halkına karşı binlerce suç işlendi. Bu suçlar nedeniyle ABD Hazine Bakanlığı 2023 yılında Hemzat ve Emşat gruplarına yaptırım uyguladı. 

Her iki grubun çete liderlerinin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Türk mafyasının başı Alaattin Çakıcı ile işbirliği içinde olduğu biliniyor. 

Birçok raporda, ‘Bozkurtlar Hareketi’ne (MHP’nin çete kanadı) bağlı çetelerin Tişrîn Barajı ve Qereqozaq Köprüsü’ndeki çatışmalarda yer aldığı bildiriliyor. 

İki grubun çeteleri ‘Ortak Güç’ adında ortak bir grup oluşturdu ve el-Şara ile yapılan görüşmenin ardından herhangi bir gerekçe belirtmeden Suriye İtilafı Vatani grubundan ayrıldılar. Bu ayrılığın da Türkiye’nin emri doğrultusunda olduğu kaydedildi.  

SULTAN MURAD TUGAYI 

Raporlara göre, Sultan Murad Tugayı adlı çete grubu 2012 yılında Türk İstihbaratı tarafından kuruldu. Dikkat çeken detaylardan biri de grubun adını bir Osmanlı sultanından almış olmasıydı. Sultan Murad Tugayı içinde yer alan gruplar şöyle; Sultan Mihemed El Fatih Tugayı, Zeki Türkmeni Tugayı, Eşbal El Akida Tugayı. 

Baxoz’un özgürleştirildiği hamleden kaçan DAİŞ çeteleri, bu gruba dahil oldu. Ayrıca grubun içinde çok sayıda Türk askeri ve Türk İstihbarat mensubu da bulunuyor. ‘Askeri Tümen’ üniformaları giyen ve ‘Sultan Murad’ bayrağı ile Türk bayrağı taşıyan grup üyeleri, Türkiye’den Suriye’nin işgal altındaki bölgelerine askeri malzeme taşıma görevini de yerine getiriyor. 

Sultan Murad çeteleri, 10 Aralık 2024 tarihinde Minbic’i işgal ettiklerinde savaş yaralılarını katlettiler. Paylaşılan görüntülerden, Arapça ve Türkçe konuşan çetelerin Minbic Askeri Meclisi komutanları ve işgali püskürten sivilleri katlettikleri görülüyor. 

Sultan Murad çete grubu aynı zamanda, Türkiye’nin Suriyeli çetelerin Libya, Nijer ve Azerbaycan’da savaşması isteğini onaylayan ve diğer çetelerin önünü açan ilk grup. Çete liderlerinin maaşlarını çalması ve Libya ile Nijer’deki savaşa katılmaları nedeniyle yaklaşık 3 bin çete bu gruptan çekildi.  

Sultan Murad çeteleri, 2018 yılında Efrîn işgal edildiğinde Erdoğan’ın büyük bir resmini Bilbil kasabasındaki Xer Dağı’na astı. 

 Sultan Murad çetelerinin işlediği suçların listesi oldukça uzun. İşgal altındaki Efrîn ve Ezaz’da kaçırma, tecavüz ve şantaj gibi en iğrenç suçları işlediler. Ayrıca Rai hapishanesi ve MİT’in kontrolündeki birçok hapishaneyi yönetiyorlar. 

El MUTESEM GRUBU 

 El Mutesem çete grubu, 2015 yazında Halep’in Mari kasabasında kuruldu. Bu grubun çeteleri başlarda Lazkiye’nin kuzey kırsalında aktifti. Ardından HTŞ onları Halep’in kuzey kırsalına geçmek zorunda bıraktı. 

El Mutesem çete grubu, işgalci Türk ordusunun Suriye topraklarına girişini kolaylaştırdı. Ayrıca Efrîn (2018) ile Girê Spî ve Serêkaniyê’deki (2019) işgal saldırılarına katıldılar. 

Grubun çete liderlerine sıklıkla yöneltilen ‘ihanet, yolsuzluk, yetkinin kötüye kullanımı, devrim mallarının çalınması ve kamu mallarının çalınması’ suçlamaları bulunuyor. Bu suçlar, 2024 yazında grup içinde iç çatışmalara da yol açtı. 

EL CEBHE EL WETENIYA LITEHRİR 

El Cebha El Weteniya Litehrir (Ulusal Kurtuluş Cephesi) isimli çete grubu 2018 yılında kuruldu. Bu grupta Ceyş El Nesir, Ehrar El Şerqiye ve Cebhet Tehrir Sûriye, Ceyş El Nuxbe ile Siqur El Şam ve daha birçok gruptan çete yer alıyor. Bu gruplara bağlı çeteler, 2015 ve 2016 yıllarında  Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldırdı. Bu saldırılarda yüzlerce sivil katledildi ve yüzlercesi göç etti. 

El Cebha El Weteniya Litehrir’in bir parçası olan Ehrar El Şerqiye çeteleri, 20 Mart 2023 tarihinde Efrîn’in Cindirês ilçesinde Newroz kutlaması yapan bir peşmerge ailesine saldırdı. Saldırıda aynı aileden 5 kişi şehit düştü ve çok sayıda kişi yaralandı. Saldırı geniş çaplı bir tepkiye yol açtı ve saldırganların hesap vermesi çağrısı yapıldı. 

Baas rejiminin düşmesiyle birlikte, bu gruplar işgalci Türk devletinin emri üzere sözde ‘Suriye Ordusu’na katıldılar ancak görünürde varlıklarını sürdürdüler. Hala işgalci Türk devletinin kontrolü altındalar. Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar devam etti ve en büyük saldırı Tişrîn Barajı’na yapıldı.