Türkiye’nin tehditleri ve artan saldırıların zamanlaması ne söylüyor?

Türk devlet yetkililerinin bölgeye yönelik tehditleri ile Halep’in Kürt mahallelerine dönük saldırıların, Şam–Özerk Yönetim temaslarının hemen ardından gerçekleşmesi, sürecin planlı olduğuna dair değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Türkiye destekli ve Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı oldukları belirtilen silahlı gruplar, Halep’in Kürt nüfusun yoğun olduğu Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerinde sivil yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını sürdürüyor. Rastgele ve yoğun bombardımanlarda şimdiye kadar 2’si kadın olmak üzere 3 sivil katledildi, aralarında iki ve üç yaşlarında çocukların da bulunduğu 17 kişi yaralandı.

Yerel kaynaklara göre saldırılarda; Şêxmeqsûd Mahallesi’nde Zihor Sokağı, Kastêlo yolu çevresi ve Şiqeyêf bölgesi, Eşrefiyê’nin batısındaki Şîhan bölgesi ile Lêremon ve Zeytûn kavşakları, Benî Zêd Mahallesi’nde ise Tirkawî Kavşağı hedef alındı. Bölgede halen saldırılar sürerken, mahalleler üzerinde insansız hava araçları uçuş yapıyor. Saldırılar halen sürüyor.

SİLAHLI ÇETE GRUPLAR VE ARTAN GERİLİM

Son haftalarda artan gerilimin merkezinde yer alan Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri, bugün bir kez daha El-Hamzat (Hamza Tümeni), El-Emşat (Süleyman Şah Tümeni) ve Nureddin Zengi adıyla bilinen silahlı çete grupların saldırılarına sahne oldu. Söz konusu gruplar kendilerini Suriye Geçici Hükümeti ve onun Savunma Bakanlığı’na bağlı yapılar olarak tanımlasa da, sahadaki fiili durumun bunun ötesinde olduğu görülüyor.

Bu yapıların Türkiye tarafından eğitildiği, silahlandırıldığı ve askeri–istihbari gözetim altında hareket ettiği; Ankara’nın bölgesel stratejik hedefleri doğrultusunda konumlandığı yönündeki gözlemler, saldırıların “yerel ve kontrolsüz eylemler” olmadığına işaret ediyor.

ŞAM TEMASLARI VE SALDIRILARIN ZAMANLAMASI

Saldırıların, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam yönetimi arasında yürütülen temasların hemen ardından gerçekleşmesi dikkat çekti. Uzun bir aranın ardından QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile QSD Genel Komutanlığı üyeleri Sozdar Hacî ve Sîpan Hemo’dan oluşan bir heyet, 4 Ocak’ta askeri entegrasyon başlığı kapsamında görüşmeleri sürdürmek üzere Şam’a gitmişti. QSD, tarafların nihai bir sonuca ulaşana kadar görüşmelerin kurumsal bir çerçevede devam etmesi konusunda mutabık kaldığını açıklamıştı.

Tam da bu sürecin ardından gerçekleşen saldırılar, kamuoyunda bu eylemlerin tesadüfi olmadığı ve devam eden diyalog sürecini sabote etmeyi hedeflediği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

SİYASİ AÇIKLAMALAR VE SAHADAKİ YANSIMALARI

Saldırıların gerçekleştiği gün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Suriye’deki gelişmelere ilişkin yaptığı ve QSD’yi hedef alan açıklamaları da dikkat çekti. Bahçeli, “Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü tesis edilmelidir” ifadelerini kullanarak açık bir tehdit dili benimsedi.

Bu açıklamanın hemen ardından Halep’te sivil yerleşim alanlarının yeniden hedef alınması, saldırıların zamanlaması ile siyasi mesajlar arasındaki bağı daha görünür kılıyor.

Şêxmeqsud ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırılar, tekil askeri girişimler olmanın ötesinde, merkezi bir stratejinin parçası olarak hayata geçiriliyor. Amaç; Özerk Yönetim ile Şam arasında gelişen temasları sekteye uğratmak, bölgede istikrarsızlığı derinleştirmek ve yeni bir çatışma zemini oluşturarak işgal politikalarına alan açmak.

Türkiye Savunma Bakanlığı’nın son dönemde dile getirdiği “Şam bir plan yapar ve inisiyatif alırsa her türlü desteği veririz” yönündeki açıklamalar da bu çerçevede ele alınıyor. Bu söylemler, sahadaki saldırıların arkasındaki siyasi iradeye dair önemli ipuçları olarak yorumlanıyor.

Bu durum, saldırıların “kontrolsüz yerel grup eylemleri” olmadığına, aksine merkezi bir planlamanın ürünü olduğuna işaret ediyor. Saldırıların sadece yerel bir güvenlik sorunu olmadığını, aynı zamanda bölgesel dengeleri hedef alan daha geniş bir politikanın parçası olduğunu da ortaya koyuyor.

QSD VE ÖZERK YÖNETİM UYARDI

QSD Basın Merkezi, işgalci Türk devleti ile Şam’a bağlı silahlı grupların Tebqa kantonuna bağlı Tişrin Barajı çevresinde bulunan Syraitel Tepesi’nde ve Der Hafir bölgesinde, havan topları, ağır silahlar ve intihar dronlarıyla sivil yerleşim alanlarını hedef alan saldırılar gerçekleştirdiğini de duyurdu. QSD, saldırıların sivil yaşamı doğrudan tehdit ettiğini vurgulayarak, bölgedeki halkın güvenliğinin ciddi risk altında olduğuna dikkat çekti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise saldırıların derhal durdurulması, sorumluların cezalandırılması ve diyalog yoluna dönülmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, Suriye'nin çok kültürlü mozaiğine vurgu yapılarak, kapsayıcı bir çözümün gerekliliği vurgulandı.