Öz savunma her zaman gereklidir*

Mao, “İktidar namlunun ucundadır" der. Ama namlunun ucunda sosyalizm kurulamaz. Namlunun ucunda devlet kurulur, ulus-devlet kurulur ki, bu da sosyalizm olmaz. Zaten bu tür denemeler iflas da etmiştir.

DEMOKRATİK KOMÜNAL TOPLUM MANİFESTOSU

Toplumsal barış önemlidir; demokratik sosyalizmi inşa edebilmek için toplumsal barış sorununun çözümlenmesi gerekir. Toplumsal barış, savaşla olmaz. Reel-sosyalizmin çözülüşünde de böyledir. Reel-sosyalizm savaşa dayalı olduğu için çöktü. Bilindiği gibi Mao, “İktidar namlunun ucundadır" der. Ama namlunun ucunda sosyalizm kurulamaz. Namlunun ucunda devlet kurulur, ulus-devlet kurulur ki, bu da sosyalizm olmaz. Zaten bu tür denemeler iflas da etmiştir.

Şüphesiz öz savunma her zaman gereklidir. Öz savunma hukukla olur, demokratik siyasetle olur. Herhangi bir güç tarafından varlığın imhasına yönelik saldırı olduğunda, varlığın isyan hakkı doğar. Toplumsal barış için de bu ilke önemlidir. Bu ilke tüm müzakerelerde savunulacaktır. Demokratik Sosyalizm açısından da öz savunma önemlidir.

POZİTİF DEVRİM

İnşa sürecinin yeni ve en önemli bir kavramsallaştırması söz konusu pozitif devrimdir. Bu, yeni bir devrim anlayışıdır. Yıkım teorisi değil, inşa teorisidir. Genelde devrimlerin tümü yıkıcıdır. İktidar ve devleti ele geçirerek inşa etme esastır. Pozitif devrimin farkı, iktidara ve devlete bulaşmadan komünalizme dayalı demokratik toplum ve demokratik ulusu inşa etmektir. Yani kendi dünyamızı inşa edeceğiz. Devletin aşılması yıkmakla değil, komünalizmi inşa ederek devletin alanını daraltmakla gerçekleşir. Sosyalizm, Ortadoğu’nun bir gerçekliğidir, kökü buradadır. Demokratik komünalizm veya demokratik sosyalizm ancak burada yeşerir.

Pozitif devrim denilen inşa gerçeği demokratik moderniteye dayanır. Demokratik sosyalist modernite, kastik katilin günümüzdeki versiyonu olan kapitalist moderniteye karşı komünal yaşam değerlerinin korunması ve savunulması temelinde yapılanmış toplumsallıkları ifade eder. Kapitalist modernitenin üçlü sacayağı karşısında demokratik modernite veya komünalitenin de üç temel ilkesi vardır: Ulus-devlete karşı demokratik ulus, kapitalizme karşı demokratik komünalizm ve endüstriyalizme karşı eko-ekonomi. Soygun ve talan düzeni olan kapitalizmin korkunç yok edici gücüne karşı toplumu komünalite ile savunmak, yeni dönemin varoluşsal bir gerekliliğidir. Demokratik komünalitede ısrar her zamankinden daha fazla insan olmakta ısrardır.

DEMOKRATİK TOPLUM SİSTEMİNİN KÖK HÜCRESİ KOMÜNDÜR

Demokratik toplum sisteminin kök hücresi komündür. Komün, temel paradigma, çekirdek düşünce, kendi kendini yöneten toplum demektir. Devletin nasıl bir tarihi varsa komünün de bir tarihi vardır. Ulus-devlet nasıl ki kapitalizmin silahı ise, halkların kurucu ilkesi ve silahı da komündür. Esas devrim komünün inşa edilmesidir. Her şey, her adım, her politika komün eksenli geliştirilmelidir. Halkların özgür yaşamı komünle mümkün olacaktır. Sosyalizmin doğası komünlere dayanır. Yeni dönemin eksenini demokratik komünal toplum inşası oluşturacaktır.

Politik alanda iktidarcılığı aşıp demokratik yönetime geçmek, sosyalizm için hayati bir ilkedir. Bu ilke, ulus-devlet anlayışından demokratik ulus anlayışına ve onun politik araçlarına geçişin ifadesi olacaktır. Sosyalizm için ölüm çukuru demek olan iktidarcılık ve devletçilik hastalığına karşı tedbir komünalitedir. Komünaliteyi hayata geçirmek, sosyalizme bulaştırılmış iktidarcılık ve devletçilik hastalıklarını temizlemek ve sosyalizmi gerçek anlamda demokratik özüyle buluşturmaktır.

SOSYALİST KİŞİ KOMÜNALDİR, KOMÜNALİSTTİR

Sosyalist kişi komünaldir, komünalisttir. Onun ilk işi komünü örgütlemektir. Çünkü toplumsallığın özü komündür. Spor, eğitim, kültür, çevre, sosyal alan, ekonomi, sanat ve her alanda farklı komünler kurulmak durumundadır. Her şey, her adım, her politika komün eksenli geliştirilmelidir; çünkü komün temel paradigmadır ve çekirdek düşüncedir. Bu da ciddi bir birikim, düşünsel güç, felsefe ve etik gerektirir. Bu hususta üç temel ilkesel tutum olmalıdır: Demokrasi, özgürlük ve sosyalistlik. Komün ancak bu sayede geliştirilebilir.

Komün öz-yönetime dayalı federatif ilişkiler ağını gerektirir. Komün demokrasisiz olmaz. Demokratikliği kendini yönetmesinden gelir. Komün demokrasisi sosyalizmdir, demokratik ulus da sosyalist ulustur. Halkın ulusal toplum olması gerçekte demokratik ulus haline gelmesidir. Proleterya diktatörlüğü kavramı sorunludur. Çünkü diktatörlük zor demektir. Burada radikal bir ayrım yapılmaktadır. Demokrasi yönetimi devralmak değildir. Kurulacak komün demokratik, yani kendi kendini yönetir olmak durumundadır.

Ulus-devlet programına sahip olmak ne sosyalist düşünceye uygun bir amaç olabilir ne de pratik, realist bir çözüm yaratabilir. Gerçekleşse de çok kanlı olur. Bu, bir sosyalistin kabul edemeyeceği bir şeydir. Dolayısıyla biz “demokratik ulus” çözüm önerisini geliştirdik. Sosyalizme yakışır olan çözüm, demokratik ulus çözümüdür. “Sosyalizm demokrasisiz olmaz” anlayışı ile “demokratik toplum programını” geliştirmek, her koşulda hayata geçirilmesi gereken bir ilkedir.

KÜRTLERİN BİR ÖZ SAVUNMA GÜCÜ OLACAKTIR

İlkesel olarak öz savunma gücü, ulus devletlerin ordusu olmayacağı gibi bir Kürt ulus-devlet gücü olmayacaktır. Zabıtadan daha büyük ama ulusal devlet ordusundan daha küçük, kesinlikle sosyalizmin de ruhuna uygun olan bir öz savunma gücü olacaktır. Hangi güç, ulusal imhaya, ulusal inkâra veya aşiretçi çatışmalara zoraki yol açarsa ona karşı kullanılacak bir güç olacaktır. Bu genel bir nitelemedir. Ulus-devletlerin böyle bir öz savunma ihtiyacını kabul etmeleri toplumsal barış için de gereklidir.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YERİNE YENİ BİR ÖRGÜTLENME MODELİ

Ulus devletlere dayalı Birleşmiş Milletler de iflas etmiştir. Yerine, “Ulus-devletler ve Demokratik Uluslar Birliği" tarzında yeni bir örgütlenme modeli düşünülmelidir. Demokratik Uluslar Birliği, sadece ulus-devletleri değil, devleti olmayan ulusları da kapsamına almak durumundadır. Birleşmiş Milletler yanlış bir isimlendirme değil ama ulus devletleri kapsarken, demokratik ulusları dışında bırakmaktadır. Demokratik ulusları da bu birliğe dahil edecek bir düzenleme gerekir. Beş hegemon gücün sultasından kurtulmanın yolu, devlet olmayan ulusları da dahil ederek BM’yi daha demokratik bir yapıya kavuşturmaktan geçer.

Mevcut durumda BM’de “gözlemci üye" statüsü, demokratik ulusların katılımını sağlamak için yeterli değildir. Devlet olmayan ulusların, BM’ye gözlemci değil, asli üye olarak katılması gerekir. “Dünya Demokratik Uluslar Birliği", bu haksızlığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunabilir.

Bir ilke olarak, demokratik olmayan, diktatoryal rejimlere de sınırlama getirilebilir. Bunu yapabilirler mi? Ütopik bir beklenti gibi görülse de anlamlı bir milletler birliğinin kurulması için düşünülebilir. Ulus devletler ortadan kalkmayacağına göre, demokratik bir dönüşüm yaşamalarının yol ve yöntemleri tartışılmalıdır. İşte demokratik ulus paradigması, ulus-devletlerin demokratik dönüşümü tartışmalarına sosyalizm cephesinden bir katkıdır. Demokratik Uluslar Birliği de bunun genel ifadesi olacaktır.

Kürtler’in dört komşu ulus-devletle birliğini demokratik entegrasyonla ifade ederken; diğer dünya uluslarıyla ilişkilerine de Komünal Enternasyonal diyoruz. Diğer uluslarla ilişkiler, komünal demokratik ulus adına geliştirilir. Sosyalizme dair geliştirdiğimiz yeni teorik, kuramsal açılımların, tarih-toplum analizlerimizin ve bir bütün olarak Demokratik Modernite Paradigmamızın dünyanın farklı alanlarında yaşanan arayışlarla ve mücadele deneyimleriyle buluşması, bu çalışmaların yeni örgütlenmeleri geliştirmesi, sosyalist ideolojinin ve mücadele stratejisinin gelişimine önemli katkılar yapacaktır. Yanı sıra bölgesel ve küresel sosyalist çevreler arasında bir iletişim ve dayanışma sağlanmasına, sosyalizmin inşasına güç verecektir.

Bu amaçla uluslararası muhalif ve sosyalist çevrelerin katılımıyla Birinci Komünal Enternasyonal’in toplanması, önemli bir ihtiyacı karşılayacaktır.

 

* Demokratik Komünal Toplum Manifestosu kitabından derlenmiştir.