Kobanê’deki tarihi törenin anlattıkları…

Kobanê’de tarihi bir tören düzenlendi. Önce Mazlum Abdi, Ayşe Efendi’ye “Başınız sağ olsun” diyerek acısını paylaştı. Mazlum Abdi’nin yanı sıra, yeni atanan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Sipan Hemo ve komutanlardan Mahmud Berxwedan da törendeydi.

11 savaşçı için merasim yapıldı. Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Abdi törende yaptığı konuşmada, “Daha umutlu olmalıyız. Görüşmelerimiz devam ediyor, esir takası yapılacak ve arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını bekliyoruz” dedi. 

Sade bir konuşma yapan Abdi, “Kendi bölgelerimizde kendimizi yöneteceğiz” diyerek halka seslendi. Eksikliklerden, hatalardan ve yetmezliklerden söz ederek on binlerin karşısında özeleştiri verdi.

 Kuzey Kürdistan ve Türkiye’den DEM Heyeti ve Kürt siyasetçileri de Kobanê’deydi. Salih Muslim’e layık bir merasim töreni için hazırlıklar yapılırken, heyet Akçakale sınırından geçerek Kobanê’ye giriş yaptı.

Kürtler Kobanê’de güçlü bir mesaj verdi. DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, “Kobanê ne ise; Amed, Batman, Kars da odur. Biriz, birlikteyiz ve ulusal değerlerimize birlikte sahip çıkacağız” sözleriyle birlik mesajını öne çıkardı. 

Bu ziyaret hem bir başsağlığı niteliği taşıyor hem de Suriye’deki Kürtlerle olan tarihsel bağın altını çiziyordu. Bölgedeki güç dengeleri değişirken, yeni düzen tartışmalarında Kürtlerin yüzyıllık kazanımları yeniden görünür hale geldi.

Suriye’de, Türkiye’de ve genel olarak bölgede Kürtlerin durumu ile ulusal birlik mesajları bu ziyaretin temel eksenini oluşturdu. Elbette Salih Muslim’in Suriye’de ve bölgede Kürtler arasında bıraktığı miras da bu çerçevede anıldı. Kürtler olmadan bölgedeki şekillenmenin mümkün olmayacağı bir kez daha vurgulandı.

Kobanê, Kürtler için kutsal bir yerdir; sadece bir şehir değil, bir hafıza, bir direniş ve bir kimlik mekanıdır. Kürtler Kobanê'de bir kez daha “Beraberiz” mesajını dünyaya verdi. Elli yıllık Kürt tarihi, siyaseti, yaşamı, statüsü ve yürüyen süreç bağlamında yeni mesajlar ortaya kondu. 

Ortadoğu savaşının ortasında Kürtler, önemli adımlar atarak bu tarihi süreçte konumlanıyor.  Salih Muslim’in merasim töreninde verilen fotoğraf da bunu yansıtıyordu: Uzun yıllardır Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürtler üzerindeki etkisi, Kürt siyasetçisinin, komutanının ve savaşçısının sınır tanımayan ortak yürüyüşü, “Biriz ve bu meşakkatli yoldan birlikte yürüyoruz” mesajıyla dünyaya gösterildi.

Amed–Kobanê hattında yüzyılın özgürlük yankısı hissediliyordu. Kürtler için sınırların anlamı kalmadı. Yarım yüzyıldır “varlık”, “kurtuluş”, “özgürlük” denildi; bugün bölgede Kürtler olmadan yeni bir dizaynın ve yeni bir yol haritasının çizilemeyeceği gerçeği Kobanê’de bir kez daha görünür oldu. Kürtlerin anayasal hakları Ankara’da ne ifade ediyorsa, Suriye'de de Kürtlerin kaderi ve anayasal hakları aynı derecede önem taşıyor.

Diğer bir ifadeyle, Türkiye’de Kürtlerin hakları garanti altına alınmadığı sürece Suriye’de de savaş bitmez; entegrasyon ve 29 Ocak anlaşmasından da gerçek bir sonuç çıkmaz.

SURİYE’DE KÜRTLERSİZ YENİ HÜKÜMET OLMAZ 

Kürtler DAİŞ’e karşı savaşmış, Suriye’de ağır bedeller ödemiş, göçertilerek yerinden yurdundan edilmiş, dili ve kimliği resmiyet kazanmamış bir halk olarak artık yeni bir döneme giriyor. Bunu yalnızca Suriye eksenli düşünmek yetersiz kalır. Türkiye ve Suriye’de anayasal haklar temelinde, yurttaşlık kimliğiyle demokratik bir çerçevede yaşamak isteyen bir Kürt halkı var. Türkiye’deki çözüm çabalarının hem Türkiye’deki hem Suriye’deki Kürtleri ilgilendirdiğini ve yürüyen süreçte bunun daha net görüldüğünü söylemek mümkün.

Newroz’dan sonra Türkiye’de yürütülen süreç ve önümüzdeki günlerde Türk devletinden beklenen adımlar Kürtleri doğrudan ilgilendiriyor. 27 Şubat çağrısı, siyasi ve hukuki adımların bir an önce atılmasının kaçınılmaz olacağı tartışmalarını beraberinde getirirken, Suriye ve Türkiye’de paralel bir süreç yürütülüyor. Türkiye, Kürtlerin varlığına ve kazanımlarına engel mi olacak, yoksa Kürtlerle anlaşarak bölgedeki savaşın ortasında kendi geleceğini mi güvence altına alacak sorusu bugün en hayati sorulardan biri.

Kürtlersiz bir Türkiye ve Anadolu’nun, yaşanan yüzyıllık coğrafyada yeni bir savaşın parçası olup olmayacağı da giderek daha fazla tartışılıyor.

Suriye’de yürütülen entegrasyon süreci, bu paralel sürecin hem siyasi hem toplumsal boyutunu belirleyecek görüşmelerin ve anlaşmaların zeminini oluşturuyor.