Kürt-Türk kardeşliğinin ruhuna uyulmuyor
PKK varlığını sonlandırdı, silahlı mücadeleye son verdi ama Türk yönetimi, hala PKK’nin arkasına saklanarak Suriye’de Kürtlere karşı soykırımın planlarını yapıyor.
PKK varlığını sonlandırdı, silahlı mücadeleye son verdi ama Türk yönetimi, hala PKK’nin arkasına saklanarak Suriye’de Kürtlere karşı soykırımın planlarını yapıyor.
HTŞ ve QSD arasındaki görüşmeler nereye evrilir tam kestirilemiyor. Bunun nedeni taraflar arasındaki birbirlerine uzak dünya görüşleridir. Ayrıca farklı siyasi ve sosyal güçler arasında uzlaşma, ortaklaşma biçiminde sorunlar ele alınmıyor. HTŞ, QSD ve muhalefeti düşman güç olarak görüyor. Dine ve milliyetçiliğe dayalı katı merkeziyetçi, otoriter bir yönetim, iktidar anlayışları var. Demokratik Özerk Yönetim ise zaten demokratik bir sistem kurmuş. Bu anlamda birbirlerine çok uzaklar. Bu uzaklıkları ve farklılıkları bir biçimde yakınlaştırma, karşılıklı güven artırıcı adımlarla uzlaşma mümkündür. Ancak Suriye’de işler sadece iç dinamikleler ele alınmıyor. Son derece olumsuz ve yıkıcı etkide bulunan dış güçler de var.
Bu dış güçlerin başında Türkiye gelmektedir. Türkiye, akıl sınırlarını zorlayan bir Kürt düşmanlığıyla bütün girişimleri ve süreçleri tıkıyor. Suriye’yi denetimine almak ve Kürtlerin varlığını, kazanımlarını ortadan kaldırmak için politika üretiyor, baskılıyor, tehditler savuruyor. Suriye’de işgale son vermek yerine daha kalıcı olmanın arayışında. HTŞ’nin zayıflığından ve konumundan yararlanarak çözüm girişimlerini baltalıyor.
PSİKOLOJİK SAVAŞ ELEMANI GİBİ BAKAN
Bilindiği gibi QSD ve Koalisyon, DAİŞ’e karşı etkili ve sonuç alıcı bir savaş yürüttü. En son Dêrazor bölgesinde, Baxoz’da DAİŞ’in toprak üstündeki egemenliğine son verildi, yenilgiye uğratıldı. Kuzey ve Doğu Suriye halklarının bu savaşta 20 binden fazla şehidi ve yaralısı var. Bunlar dünyanın gözü önünde olan şeylerdi. Türk Dışişleri Bakanı ise psikolojik bir savaş elemanı gibi gerçekleri ters yüz ederek savaş hazırlığı ve kışkırtıcılığı yapıyor; “QSD öncelikle Dêrazor’dan güçlerini çekmeli, bölge HTŞ’ye devredilmeli. PKK gelip o bölgeyi işgal etmiş, sömürgeleştirmiş’’ diyor. PKK ne zaman, hangi güçlerle gelip o bölgeleri işgal etmiş? Bütün bunlar gizliden, bir gecede mi oldu? Akıl alır gibi değil ama niyet ve zihniyet kötü oldu mu, gerçeklerin bir anlamı kalmıyor! QSD, o bölgelerden çekilmezse çok ağır, kanlı savaşlar olur, demeyi de ihmal etmiyor. Bu ağır savaşı kim yapacak, kimler organize edecek?
SOYKIRIMIN PLANLARINI YAPIYOR
Suriye halkı savaştan ve yıkımdan bıktı. İhtiyacı olan şey, yeni bir savaş değil. Suriye barışını ve birliğini arıyor. Dost olduğunu söyleyenler, barışın ve demokratik bir sistemin kurulması için destek verir. Türkiye ise yeni bir savaşın ağlarını örüyor. PKK varlığını sonlandırdı, silahlı mücadeleye son verdi ama Türk yönetimi hala PKK’nin arkasına saklanarak Suriye’de Kürtlere karşı bir soykırımın planlarını yapıyor.
MASADAKİ ASIL GÜÇ TÜRKİYE’DİR
Hatırlanırsa Thomas Barrack’ın katıldığı Şam’daki ilk görüşme Dêrazor yüzünden tıkandı. Daha sonraki görüşmelerde de Dêrazor hep gündemin birinci maddesi oldu. Bu konunun Türkiye’nin dayatması olduğu biliniyordu. Görünürde Özerk Yönetim karşısında masada oturan güç, Şam’daki geçiş hükümetiydi ama özünde ise masada oturan asıl güç Türkiye’nin kendisiydi. Özerk Yönetim yetkilileri bu gerçeği bilmiyor değildi. Şimdi Türk Dışişleri Bakanı kendisini deşifre ediyor. Basın önünde “İlk adım, öncelik olarak QSD kendisini Dêrazor’dan çeksin” diyor.
TÜRKİYE HALKLARI CEVAP VERMELİ
Türkiye müzakerelere, Suriye’nin içişlerine neden bu kadar karışıyor? Bütün girişimleri Kürtleri tehdit ve tasfiye içeriklidir. Her koşulda da HTŞ’yi destekleyeceklerini vurguluyorlar. HTŞ’yi destekliyorlar, kafaları birbirine uyuyor! Bu onların bileceği şey. Türkiye halklarına sormak gerekir; HTŞ neden Kürtlerden daha fazla size yakın? HTŞ’nin savunduğu ve temsil ettiği hangi değerler size, yaşamınıza ve çıkarlarınıza uygun? Kürtlerin savunduğu, Suriye’de kurdukları demokrasi ve halklarla birlik gibi değerler size daha mı uzak? Suriye’de nasıl bir rejim ve komşu görmek istersiniz? Bu soruyu Türkiye halklarının gündeminde sürekli tutmak gerekir.
SİYASİ SİSTEM NASIL OLACAK?
Şimdi Şam’da yapılan görüşmelerde QSD’nin entegrasyonu öne çıktı. Bu da Türkiye’nin bastırmasıyla olan bir durum. HTŞ güvenlik konusuna yoğunlaşıyor. Bu doğru. Ülkenin tümüne hakim değiller. Alevilere ve Dürzilere karşı katliamlar yaptılar. Zihniyetleri böyle, son derece gericidirler. Biat kültürünü dayatıyorlar. Demokrasiden uzaklar, karşılar ama katliam ve yasaklarla da güvenlik her zaman sağlanamaz. Kuzey ve Doğu Suriye de öyle kolay bir lokma değil. İstemeseler de QSD’yle görüşmek durumundalar. Silahlı güçlerin entegrasyonu dediğimiz gibi öncelikli konu değildi. Onlar bunu dayattı. Özerk Yönetim de süreç tıkanmasın diye görüşmeleri sürdürdü. Halbuki öncelikli konular var. Suriye’de siyasi sistem nasıl olacak? Bunda anlaşma, ortaklaşma olmadı mı diğer konuların bir anlamı kalmıyor. HTŞ’nin yaptığı geçici anayasanın kabul edilmesi mümkün değil. Bu konuların tartışılması ve öncelikli ele alınması gerekirdi.
YÜZEYSEL VE BASİT YAKLAŞIM
Suriye’de zorladıkları yetmiyormuş gibi, Türkiye’deki süreci de tıkamışlar. QSD hemen silah bırakmalı, HTŞ’ye yama yapılmalı, diye İmralı’yı zorluyorlar. İmralı, QSD’ye de bir çağrı yapmalı, diyorlar. İmralı’yı ellerinde rehin tutup istediklerini yaptıracakları bir makam sanıyorlar. Madem İmralı, QSD hakkında böyle bir çağrı yapacak, o zaman QSD yetkilileri ve Özerk Yönetim ile görüşmesi, tartışması gerekmiyor mu? Bölgenin, Kürt halkının kaderini belirleyen soruna bu kadar yüzeysel ve basit yaklaşmak hangi derde derman olur?