Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır*

Sosyalizm bir seçenek olarak yaşamda belirdiğinde faşizm devreye girer. Sosyalizm seçeneği doğduğunda kastik katilin kapitalist temsilcileri sistem arayışına girer, ortaya çıkan sistemin adı faşizm olur.

DEMOKRATİK KOMÜNAL TOPLUM MANİFESTOSU

Faşizm ve sosyalizm konusuna biraz değinmek gerekir. Bu amaçla sosyalist devrim, sosyalist ideoloji, sosyalist gerçekleşme, sosyalist realizasyon ve toplamda sosyalizm ile faşizm ilişkisini ele almak gerekir. Sovyetler bunu başlattı. Hatta Paris Komünü o dönemin burjuvazisini çok ürküttü. Kaynağını burada aramalıyız. Faşizmin çıkışının esas nedeni budur. Sosyalizm bir seçenek olarak yaşamda belirdiğinde faşizm devreye girer. Sosyalizm seçeneği doğduğunda kastik katilin kapitalist temsilcileri sistem arayışına girer, ortaya çıkan sistemin adı faşizm olur. Başlangıçta gerek duymazlar çünkü karşılarında bir tehdit görmezler. İngiltere adasında yaşananlar buna örnektir. Korsanlık, faşizmi gerektirmez. Korsanlar ya köylüleri kovarak ya da çitleme yoluyla köylülerin yaşam alanlarına el koyarak zor yoluyla toprakları işletir, köylüleri de işçileştirirler. Karşılarında bir tehdit olmadığından bu da faşizmi gerektirmez. Faşizm, ciddi ve ölümcül olarak sistemi tehdit eden durumlar söz konusu olduğunda veya bunalımlar boy verdiğinde, talan tarzı sömürülerle kastik kapitalist katillerin sistemi sürdürülemez duruma geldiğinde ve esas olarak sosyalizmin gerçekleşme tehlikesi belirdiğinde gündeme gelir.

FAŞİZM

Faşizmin simgesi bilindiği gibi “balta”dır. Roma çağındaki baltalı askerlerden esinlenildiği açıktır. Faşizm baltayla insan öldürmeyi meşrulaştıran bir sistemdir. Baltayla insanı biçer, dehşet saçar. Kelime oradan gelir. Adı Nazi veya başka bir şey olabilir, fakat özü aynıdır. Neden faşizmin Birinci Dünya Savaşı sonrası devreye girdiği konusu doğru anlaşılması gereken bir konudur. Bilindiği gibi, Birinci Dünya Savaşı sürerken Sovyet sistemi doğdu. Kapitalizmin şefi ve hegemon gücü olan İngiltere Mustafa Kemal ile ittifak yaptı, İran Şahıyla ve Afganistan’la ittifak yaptı, Çin’de Çan Kay Şek ile ittifak yaparak onu destekledi ve Mao’ya karşı savaştırdı. Japonya faşist bir ülke olarak doğdu, en az Alman faşizmi kadar bir Japon faşizmi vardır. Tüm bunlar İngiltere’nin Sovyetler temelinde gelişen sosyalist gelişmeye dayalı ‘tehlike’yi engellemek için desteklediği ve ortaya çıkardığı rejimlerdir. Endonezya’da bir sosyalist kalkışma vardı ve en güçlü Komünist Parti oradaydı, ancak bir gecede beş yüz bin komünist katledildi. Suharto adlı general, bir gecede bu kadar komünist insanı katletti. Endonezya’daki faşizm böyle doğdu. Nereye bakarsak bakalım, Sovyetler tüm umutlarını Alman devrimine bağlamışlardı. Sovyetlerin kalıcı bir sosyalist sistem kurması, Almanya’da dört gözle bekledikleri devrime bağlı olarak ele alınmaktaydı. Bu konu Lenin’in yazılarında ortaya konulmaktadır. Proto-faşizmin 1919’da Rosa Luxemburg başta olmak üzere sosalist devrimcilere neler yaptığı bilinmektedir. Rusya’da devrim olmuş, sosyalist sistem gelişecek, sosyalizm bir seçenek olarak gündeme gelecek ve Almanya’da Rosa öncülüğünde sosyalist devrim gerçekleşecektir. Demek ki faşizm, kastik kapitalist katil için sosyalist sistem tehlikesi büyüyünce devreye konulmuştur.

HİÇBİRİ YETERİNCE DİRENEMEZ

Aslında Marks, söz konusu kapitalist tehlikeyi görür. Ütopik sosyalistler de bunu görürler. Yine sömürgeleştirilen halklar da bunu görürler. Ama hiçbiri yeterince direnemez. Kastik katil hepsini ayarlar; bilim üzerinden, sanat üzerinden hepsini etkisizleştirir. Aslında Marks çok ciddi bir karşı koyuşu gerçekleştirir. Kapital’e bu gözle bakmak gerekir. Önemli olduğu için iki yüzyıldır bir etkinlik kurmuştur. Ama sonuçta kapitalist modernite onun da içini oydu ve kendine uydurdu. Maalesef iki büyük sosyalist devrim olan Rus ve Çin merkezli devrimler, günümüzde kapitalizme can veren önde gelen ülkeler arasındadırlar. Şu anda kapitalizmi Amerika, İngiltere değil, bunlar ayakta tutmaktadır. Sosyalizmin altı bu kadar oyulmuş ve kapitalizmin hizmetine koşulmuştur.

ÇİN VE RUS KAPİTALİZMİ OLMASA AMERİKA AYAKTA KALAMAZ

Bir hususa daha dikkat çekmek gerekir. Marks’ın kendisi bile mahşerin üç atlısından biri olan ulus-devlete dair bir şey söylememiş, endüstriyalizmi göklere çıkarmış, eleştirmemiş, büyük ilerici güç olarak ifade etmiş, “kapitalist toplum” diye bir kavram üretmiş, “ekonomik altyapı”, “ideolojik üstyapı” diye bölümlemiş. Kapitalizmi ilerici bir aşama olarak insanlığın önüne koymuştur. Hatta “sosyalizm Batı Avrupa’da doğacak” denilerek, Marksist sosyalizmin Batı Avrupa’da zafere koşacağı müjdesi verilmiştir. Mao da “bu zafer sömürgelerde de olabilir, geri kalmış ülkelerde de olabilir” diyerek sosyalizmi oralara taşımıştır. Sonuç, Mao’nun da kurduğu sosyalizm olmamış, adeta Çin’e hem kapitalizmi taşımış hem de kastik katilin sosyalizm adı altında Asya kıtasında yayılmasına da öncülük etmiştir. Enteresan bir sonuçtur ki, sosyalizm için bu kadar konuşan bir Çin Komünist Partisi ve Mao, kapitalizmin en büyük sözcüsü durumuna düştü. Ve bunu yapanın da Deng Chiao Ping gibi Mao’nun en yakınındaki çalışma arkadaşı olması büyük bir ironidir. Bugün Çin ve Rus kapitalizmi olmasa Amerika’nın ayakta kalması mümkün değildir. Amerika, onlardan aldığı rantla kapitalizmi yürütmek istemektedir.

SOSYALİZMDE ISRAR

1990’Iı yıllarda Önder Abdullah Öcalan’ın yükselttiği “Sosyalizmde ısrar insan olmakta Isrardır” sloganı bu tarihi gerçeği ifade etmektedir. Sosyalizm konusunda dile getirilen “Buralarda sosyalizm olmaz, diğer yerlerde olabilir” sözünün tersi doğrulanmaktadır. Ancak kapitalizmin en gelişmediği, en problemli olduğu yerlerde, bizim gibi kendini tam bulamamış, kapitalizmi hiç tanımamış veya kapitalizmin amatörü olan topraklarda sosyalizmin geliştiği de görülmektedir.

Bu ülkelerde kapitalist modernitenin sacayaklarına hiç değinmeden ve kapitalizmi de yücelterek bir sosyalist devrim teorisi uygulandı. Lenin ve Mao bunu uyguladı. Sonuç felaket oldu. Lenin, zaferi elde etmiş ve iç savaşı kazanmış olsa da “uçurumdayım” dedi. Olan, sosyalizme en büyük darbeyi vurmaydı ve bu sözler, bu gerçeğin ifadesi oldu. Hem de zafer kazanılan yerde, bizzat kendi önderliklerinin ağzıyla. Tuhaftır, uçurumdan kurtulmak için NEP’i uyguladı, geçici bir kapitalist program icat edip onunla uçurumdan kurtulmayı seçti. Lenin, Sovyetler Birliği’nin ekonomisini çöküşten kurtarmak için NEP adıyla yeni ekonomi politikası ortaya koysa da “Bundan sonra bir sosyalist inşa savaşımı vereceğiz” diyerek hakikate de dikkat çekti. Ancak ömrü yetmeyip hayatını kaybedince, Stalin NEP’i alıp tüm Rusya’ya uyguladı. Mao “kapitalizm kazanmasın, haydi gençler kültür devrimine” dedi. Sonuçta devlet kapitalizmi diye bir sistem icat edildi ve bunun da sosyalizmi getirdiği yer ortadadır. Bundan bir ders çıkarılabilir. Buna reel-sosyalizmin çıkışı ve sonuçları diyelim. Bilinmektedir, Çin’de de, Vietnam’da da sosyalist sistem iç nedenlerle çöktü. Şu anda en büyük milyarderler Vietnam’dan çıkmaktadır. Küba’nın bir adı var ancak kendisinin varlığı belirgin değildir. Temel sakat olduğu için, çelişkilerini nasıl izah edeceğini netleştirmediği için, sonuç felaket olmuştur.

 

* Demokratik Komünal Toplum Manifestosu kitabından derlenmiştir.