Suriye’de demokratik seçenek

Demokratik, ademi merkeziyetçi, federal, özerk veya güçlendirilmiş yerel yönetimlere dayalı bir sistem kurmak en gerçekçi bir seçenektir.

ZEKİ BEDRAN

Türk devleti, Suriye’de ısrarla merkezi bir ulus devlet yapılanmasını istiyor. Bilindiği gibi BAAS rejimi de aşırı merkezi bir devlet yapılanmasını egemen kılmıştı. Tek partiye dayalı sistem, muhalefetin ve farklılıkların var olmasına izin vermemişti. Bu yapılanma özünde faşist, halkın nefes alamadığı bir rejimdi. Bu olgular orta yerde dururken Türkiye’nin tekçi, katı bir merkezi devlet yapılanmasını istemesinin nedeni ne olabilir? Tabii ki, Kürt halkının bir statüye sahip olmasını engellemek! Kürtler anasını görmesin, statüleri olmasın diye Suriye, BAAS rejiminden daha baskıcı ve karanlık bir tünele sokulmak isteniyor.

HTŞ, ideolojik olarak mezhepçi, dinciliğe dayanan, demokrasiye karşı bir oluşumdur. Farklılıkları tehdit olarak gören ve onlara yaşam şansı vermeyen tekçi bir kafa yapısına sahiptir. Eşitlikçi ve çoğulcu bir siyasal yapılanmaya kapalıdır. Özgürlükler yerine biati esas alır. Biat etmeyenleri, Alevilere ve Dürzülere yaptığı gibi katliamdan geçirir. Çağdışı kalmış bazı söylemleri referans alarak toplumu boğuntuya getirmeyi ve kendinden olmayanı katli vaciptir diye fetvalar vererek yok etmeyi politika olarak benimsemiştir.

BAAS DÖNEMİNİ HATIRLAYALIM

HTŞ, yapısı ve zihniyeti gereği iktidar hedefleyen bir yapılanmadır. Aşırı iktidar hedefli yapılanmaların varacağı yer faşizmdir. Kendisine muhalefet edeni kabul etmez. Farklı siyasi güçlerin örgütlenmesine ve eşit koşullarda yarışmasına katlanamaz. BAAS pratiği ortadadır. BAAS kendisinden olmayanı, parti sistemine katılmayanı dışlamıştı. Bürokraside yer almak, kariyer edinmek, devletin olanaklarından yararlanmak için onlardan olmak gerekirdi. Farklı düşünen ve eleştirenin peşine istihbaratı ve polisi salardı. Böyleleri her türlü tehlikeye açık hale gelirdi. İşkence, sorgusuz ve savunmasız yıllarca hapislerde çürüme giderek rutindi. Bu durumda olan insanlar ya teslim olur, aman diler ya da yaşamlarından olurdu. Suriye’de tutunamayan ve yaşamı tehlikeye girenlerden şanslı olanları da kendilerini yurtdışına atardı.

Ülkenin aydın ve entelektüel birikimi yok edilirdi. Toplum politikanın dışına atılırdı. Örgütlenme ve haklarını arama yollarından mahrum bırakırdı. Halka “Politikayı, yönetimi bize bırak, sen git geçim sorunlarıyla uğraş’’ denilirdi. Böyle olduğu için ülkede demokratik bir kültürün ortaya çıkmasının da olanağı kalmazdı. BAAS rejimi meşruiyet elde etmek için seçimler de yapıyordu ama hiçbir zaman gerçek anlamda bir seçim yapılmadı. Her şey merkezden planlandı, belirlendi. Seçim sonuçlarında hiçbir zaman sürpriz ve farklıklar olmadı. Hafız veya Beşar Esad yüzde 100’e yakın bir oy oranıyla seçilmiş oluyordu.

PEKİ HTŞ NE YAPIYOR?

Şimdi HTŞ de kimseyi katmadan, ortaklaşmadan geçici bir hükümet kurdu. Kendileri cumhurbaşkanını seçti. Geçici anayasayı kendileri yaptı. Aydınları ve farklı toplumsal kesimleri anayasa tartışmalarına ve yapımına katmadı. Sözde bir parlamento kuracaklar. Bunların üçte birisini direkt Ahmet Şara atayacak, gerisini de onları belirlediği bir komite atamış olacak. Buna seçim deme olanağı var mı? Buna demokrasi ve halkın iradesinin yansıması denebilir mi? Tabİi ki, hayır.

HTŞ, ordu kuracağını söylüyor. Orduya aldıklarını dine dayalı sıkı bir eğitimden geçiriyor. Kendi ideolojilerini yediriyorlar. Böyle bir yapılanmadan ulusal bir ordunun çıkmayacağı açık. Bunun yanında DAİŞ ve El Kaide kökenli, bütün savaş ve insanlık suçlarına bulaşmış onlarca silahlı grubu orduya olduğu gibi kattıklarını söylüyorlar. Ortada ülkenin savunmasını ve halkın güvenliğini sağlayan bir askeri güç yoktur, tersi vardır. İç güvenlik, polis gücü de böyledir. Bütün emniyet müdürlerini ve personelini kendileri belirliyor. Valileri kendileri atıyor. Camilerin imamlarını kendileri görevlendiriyor. BAAS rejiminin artıkları diye bürokraside temizlik yapıp kendi elemanlarını devletin bütün yönetim kademelerine yerleştiriyorlar. Devlete ait, rejimden kalan bütün basın organlarını, televizyonları kendi tekellerine almış ve tek yanlı bir propaganda mekanizması kurmuşlar. Devletin var olan olanaklarını, gelirlerini, ekonomik kaynaklarını kendilerine bağlamışlar.

TOPLUMUN ÜZERİNE ÇÖKER

İktidar eksenli bir politika ve yönetim görüldüğü gibi bütün yetkileri ve olanakları giderek kendisinde merkezileştirir. Böyle bir merkezi devlet yapılanması bir kabus gibi toplumun üzerine çöker. Bu aynı zamanda çok hantal ve pahalı, maliyeti yüksek bir yönetim biçimi ortaya çıkarır. Ülkenin bütün kaynakları bu çarkı elinde tutanların insafına kalır. Yolsuzluk, suiistimal ve adaletsizliklerin önü alınamaz olur. Gelir dağılımında büyük bir adaletsizlik kaçınılmaz hale gelir. Yargı sistemi adalet dağıtma yerine iktidardakilerin, güçlülerin çıkarlarını korur ve itiraz edenlere karşı bir silaha dönüşür.

DEMOKRATİK İNŞA İHTİYACI

Tekçi ve merkezi bir devletin doğuracağı sonuçları ve olumsuzlukları daha fazla sıralamak mümkündür. Ortada BAAS pratiği de var. Bu açıdan demokratik, ademi merkeziyetçi, federal, özerk veya güçlendirilmiş yerel yönetimlere dayalı bir sistem kurmak en gerçekçi bir seçenektir. Suriye’de çoğulcu, özgürlükçü, demokratik bir inşaya ihtiyaç vardır.