GÖRÜNTÜLÜ

KNK Genel Kurulu ardından ‘ulusal birlik’ ve ‘konferans’ çağrıları

KNK Genel Kurulu'nun ardından birçok siyasetçi, alınan kararları değerlendirirken, Kürt halkının kazanımlarının korunması için ortak ulusal tutum, ulusal konferans ve ortak strateji geliştirmenin önemine vurgu yaptı.

Hollanda'nın Venlo kentinde 6-7 Haziran tarihlerinde düzenlenen ve iki gün süren KNK 24. Genel Kurulu'nun ardından, toplantıda alınan kararlar Kürt siyasetçiler tarafından değerlendirilmeye devam ediyor. 

Genel kurulda ulusal birlik, Kürt Ulusal Konferansı'nın toplanması ve Kürt halkının uluslararası alanda temsiliyetinin güçlendirilmesi yönünde atılması planlanan adımlar öne çıkarken, siyasetçiler Ortadoğu'daki gelişmeler karşısında ortak ulusal tutumun gerekliliğine dikkat çekiyor.

ORTAK STRATEJİ ZORUNLU

Kürt siyasetçi Lezgin Botan, bu tarihi günlerde uluslararası güçler yeni pozisyonlar belirlediğine dikkat çekerek, “ Ortadoğu'da ve dünyada önemli değişimler yaşanıyor. Küresel güçler, Ortadoğu'da merkezi ve otoriter devletleri kendi çıkarları doğrultusunda destekleyen bir politika yürütüyor. Bu politika ise Kürt halkı açısından ciddi riskler ve tehlikeler barındırıyor. Bu gelişmeler artık Kürt siyasetinin birleşmesini, Kürdistan'ın dört parçasındaki tüm siyasi aktörlerin ve toplumsal kesimlerin bir ulusal kongrede bir araya gelmesini adeta dayatıyor” dedi. 


Lezgin Botan şunları ekledi: “Ulusal değerleri, ortak kazanımları ve halkımızın temel haklarını esas alan ortak bir belge etrafında buluşulmalı ve buna dayalı ortak bir siyaset geliştirilmelidir. Eğer bu ulusal birlik ve ortak siyaset oluşturulabilirse, karşı karşıya olduğumuz tehlikelerin derinleşmesi ve kalıcı hale gelmesi engellenebilir. Ancak Kürt halkının ulusal değerleri ve kazanımları konusunda ortak bir tutum geliştirilemez, ortak bir strateji belirlenemez ve bu strateji dünya kamuoyuna ilan edilemez ise, ne yazık ki çok daha büyük risklerle yüz yüze kalabiliriz. Bu tutum yalnızca dünya kamuoyuna değil, aynı zamanda Kürdistan coğrafyasını işgal eden ve Kürt halkının haklarını tanımayan güçlere karşı da açık bir şekilde ortaya konulmalıdır. Ancak KNK Kongresi'nde de gördük ki Kürdistan'ın dört parçasından gelen kurum temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve ulusal şahsiyetlerin tamamı bu tehlikenin farkındadır ve bunu aşmak için çaba göstermektedir. Bu bizim açımızdan olumlu ve umut verici bir tablodur. Haklarımızı inkâr eden devletlere karşı ortak bir tutum ve ortak bir strateji geliştirildiği takdirde, milyonlarca Kürdün ortak iradesiyle bu tehlikelerin üstesinden gelebileceğimize inanıyorum.”

ULUSAL KONFERANS İÇİN HALA ÇOK GEÇ DEĞİL

Siyasetçi Demir Çelik ise KNK Kongresi’nde Kürt halkının birliği konusu etrafında oldukça kapsamlı ve doyurucu tartışmalar yürütüldüğünü belirterek, “ Bugün artık yalnızca birliği konuşma değil, bu birliği sağlayacak somut adımları atma ve kararları hayata geçirme zamanıdır” şeklinde konuştu.


Demir Çelik şöyle devam etti: “Bu nedenle kongrede ortaya çıkan irade bizim açımızdan son derece önemlidir. Toplantılarda, Kürt halkının neden hâlâ statü sahibi olamadığı ve bunun nedenleri üzerinde de geniş değerlendirmeler yapıldı. Kürdistan’ın dört parçasından önemli bir katılımın sağlanmış olması da bu tartışmalara ayrı bir değer kattı. Birliğimiz konusunda geç kaldığımızı kabul etmek gerekir. KNK 27 yıllık bir kurumdur ve bu süre boyunca ulusal birlik için büyük emekler verilmiştir. Ancak tüm bu çabalara rağmen KNK çatısı altında arzu edilen düzeyde bir ulusal birlik oluşturulamamıştır. Geç kalınmış olabilir, ancak bu toplantıda alınan kararların uygulanması halkımız açısından stratejik öneme sahiptir. Kürdistan’ın dört parçası işgal edilmiş ve bölünmüş durumdadır. Osmanlı ve Safevi döneminde başlayan parçalanma süreci, daha sonra Sykes-Picot anlaşmasıyla İngilizler ve Fransızlar tarafından derinleştirilmiş ve ülkemiz farklı devletler arasında paylaştırılmıştır. Bu parçalanmışlık doğal olarak düşünce dünyamızı, inançlarımızı, siyasi yaklaşımlarımızı ve önceliklerimizi de etkilemiştir. Bu nedenle farklılıklarımız ortaya çıkmıştır. Ancak bu farklılıklar, tek bir ulus ve tek bir halk olduğumuz gerçeğini değiştirmez. Kurmancî, Soranî ya da Zazakî konuşuyor olmamız, aynı halkın parçaları olduğumuz gerçeğini ortadan kaldırmaz. İnanç farklılıklarımız da birliğimizin önünde engel değildir. Tam tersine, ortak geleceğimiz etrafında bizi buluşturan bir zenginliktir. Rojava sürecinde halkımız dört parçada da ‘Yek e yek e, Kurdistan yek e’ sloganıyla bizlere önemli bir mesaj verdi. Çünkü kaderimiz ortaktır. Dilimiz yasaklanıyor, kültürümüz baskı altına alınıyor, inançlarımız hedef alınıyor. Bu nedenle artık ulusal birliği esas alan politikalar ve stratejiler geliştirmek zorundayız. KNK Kongresi'nin önemi de tam burada ortaya çıkmaktadır. Bu toplantı, Kürt halkının ortak geleceği için ulusal birlik temelinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek önemli bir adımdır.”

KAZANIMLARIN GÜVENCESİ ULUSAL BİRLİKTİR


Siyasetçi Hüseyin Yılmaz, iki gün özellikle Kürtlerin birliğine ilişkin yoğun tartışmalar yaşandığına değinerek, şunlara dikkat çekti: “ Açık ve net ifade etmek gerekir ki, Kürtlerin birliği sağlanmadan Kürt halkının elde ettiği kazanımların hiçbirinin garantisi yoktur. Bugün kritik bir süreçten geçiyoruz. Rojava risk altındadır, Başûr risk altındadır. Aynı zamanda Kuzey Kürdistan’da, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürecin de sabote edilme riski bulunmaktadır. Bu nedenle Kürt halkının elde ettiği tüm kazanımların korunması ve heba edilmemesi için Kürtlerin kendi ulusal birliklerini sağlamaları hayati önem taşımaktadır. Kürt ulusal birliğinin sağlanmasıyla birlikte diğer halklarla daha güçlü ve sağlıklı ilişkiler kurulabileceğine inanıyorum. Rojava’da yeni saldırıların gündeme gelme ihtimali vardır. Aynı şekilde Kürtlere yönelik farklı planlar ve saldırı girişimleri de söz konusu olabilir. Ortadoğu yeniden şekillendirilirken ve egemen güçler bölgeyi kendi çıkarlarına göre dizayn etmeye çalışırken, parçalı bir Kürt duruşunun Kürtlere kazandıracağı bir şey yoktur. Buna karşılık Kürtlerin birlik ve beraberliği hem mevcut kazanımların korunmasını sağlayacak hem de yeni kazanımların önünü açacaktır. Farklı siyasi görüşlerin, ideolojik yaklaşımların ve toplumsal kesimlerin varlığı bir engel değildir. Herkes kendi farklılıklarıyla bu ulusal birlik içerisinde yer alabilmelidir.”