GÖRÜNTÜLÜ

92 yaşındaki Barış Annesi: Acılar boşuna çekilmedi, önce haklar verilmeli

İki çocuğu ve eşi şehit olan Barış Annesi Dilşah Özgen, "Barış olacaksa önce haklar verilmeli, bu kadar acı boşuna çekilmedi" dedi.

DİLŞAH ÖZGEN

Yıllarca mücadele etmesine rağmen barışı göremediğini ifade eden Dilşah Özgen, önce bu ‘terör’ söylemlerinden vazgeçilmesini isteyerek, “Bu toprağın her yerinde Kürt gençlerinin kanı var. Bu kan hak için verildi, sadece bir söylem için verilmedi” şeklinde konuştu. 


Yaklaşık 30 yıldır barış mücadelesi veren Dilşah Özgen, 92 yaşında da bu talebini yenilemeye devam ediyor. Hikayesi Kürdistan'da binlerce annenin hikayesi ile benzer olan Dilşah Özgen, ilerleyen yaşı nedeniyle hem yürümekte hem de konuşmakta zorlanıyor. Bunlara rağmen "barış" demekten geri durmayan Dilşah Özgen, bu süreç içerisinde çok defa gözaltına alındı ve yargılandı. İstinaf’ta 6 yıl hapis cezası bulunan Dilşah Özgen, ANF’ye konuştu.

"Onların ne hakkı varsa bizim de o olmalı. Onun dışında kim 'barış oldu' diyebilir?" diye soran Dilşah Özgen, Kürt halkının yıllardır verdiği bedellere dikkat çekerek, “Barış olsun, Kürt halkının da hakları ve devleti olsun. Bizim de meclisimiz, bizim de alanlarımız olsun. Bu kadar insan, bu kadar genç bedel verdi, boş bir ‘barış’ söylemiyle kanlarını dökmedi” dedi.

ŞİMDİ DEVLET ADIM ATMALI

Barışın yalnızca sözle değil, halkın taleplerinin karşılanmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Dilşah Özgen, “Sadece ‘barış olacak’ deyip gidip yerinde oturarak olmaz bu süreç. Bu sürecin Kürt halkının taleplerinin gerçekleşmesiyle inşa edilmesi gerek. Biz yıllardır barış için mücadele ediyoruz. Herkes bu uğurda bedel verdi. Bu gençler silah yaktı, şimdi sıra devlette, devlet adım atmalı” şeklinde konuştu.

“Komisyonda da bunların konuşulması gerek” diyen Dilşah Özgen, şöyle devam etti: “Silah yakan, bedel veren bu insanlara haklarının verilmesi gerek. Bu halk çok fazla bedel verdi, çok fazla acı çekti. Anneler ayrı acı çekti, gençler ayrı acı çekti. Bu halkın çocukları dahi bu savaşta büyük acılar çekti. Bizim haklarımızı bize vermeleri gerekiyor.” 

HER ŞEYE RAĞMEN 'BARIŞ' DEDİM

Yaşadığı kayıpları da dile getiren Dilşah Özgen, “Benim köyüm yakıldı, iki çocuğumu kaybettim ve katledilen eşimin mezarını yıllardır bulamadım. Hak dediğimiz şey, tam da bu. İlk önce yüzleşsinler, sonra özür dileyip almak istedikleri bütün haklarımızı geri versinler. 30 yıldır yaşamadığımız şey kalmadı. Hepimiz barış istiyoruz ama önce haklarımızı versinler" şeklinde konuştu.

‘TERÖR’ SÖYLEMİNDEN VAZGEÇSİNLER

Dilşah Özgen, devletin barışa yaklaşımını da eleştirerek, şunları söyledi: “Önce bu ‘terör’ söylemlerinden vazgeçmeleri gerekiyor. Bu halkın hükümeti de olsun, eşit bir şekilde yaşayalım. Eğer bunları yapmayacaklarsa barış da olamaz. Bu devlete güvenmiyorum, sadece bu halkı kandırmak için uğraşıyorlar. Artık böyle olmamalı, samimi bir şekilde adım atmalılar. O kadar zarar gördük, o kadar acı çektik. Bu toprağın her yerinde Kürt gençlerinin kanı var. Bu kan hak için verildi, sadece bir söylem için verilmedi.” 

MEZARLARA DAHİ TAHAMMÜLLERİ YOK

“Ben barış annesiyim, barış dediğim için gözaltına da alındım, hakarete de maruz kaldım ve bana hapis cezası da verildi” diyen Dilşah Özgen, çocuklarının mezarlarına yapılan saldırıları da hatırlatarak, “Çocuklarımızın cenazesinin bulunduğu mezarlar bombalandı, mezar taşları kırıldı. Biz bunlar yaşanmasın diye mücadele ettik. Barış diye diye büyüdük. Bugüne kadar zulüm gördük, bütün bu mücadele de sizin gibiler ve sizden sonrakiler barışı görsün, yaşasın diye” dedi.

İKİ OĞLUNU VE EŞİNİ KAYBETTİ

1990'lı yıllarda yaşadıkları Pasûr (Kulp) ilçesinde köyleri yakılan 6 çocuk annesi 92 yaşındaki Dilşah Özgen'in oğlu PKK'li Mefair Özgen, 1992’de İstanbul'da polisler tarafından yaralı olarak yakalandı. Narkoz verilmeden ameliyat edilen Mefair Özgen, üç ay sonra yaşamını yitirdi. Dilşah'ın eşi Fikri Özgen, 27 Şubat 1997'de Çankırı Cezaevi'ndeki oğlunu ziyaretten dönerken Amed’de ”faili meçhul" bir şekilde kaybettirildi. Ailenin yaptığı bütün girişimlere rağmen kendisinden bir daha haber alınamadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Fikri Özgen'in zorla kaybettirilmesiyle ilgili ailenin açtığı davada Türkiye'yi tazminata mahkum etti. Fikri Özgen'in kaybettirilmesinden iki yıl sonra 1999’da diğer oğulları Ferdi Özgen, Sason’da çıkan çatışmada şehit düştü. Dilşah Özgen’in Licê'de bulunan mezarlığa bağışladığı konteynerlere, 2016’nın son baharında yapılan operasyon sırasında patlayıcılarla saldırıldı ve oğlunun da bulunduğu mezarlık, Türk askerleri tarafından tahrip edildi.