İkbal Eren: Bundan sonrası artık komisyonun vicdanına kalmış

Daha önce de Hakikat ve Adalet Komisyonu’nu karşısında konuştuklarını Cumartesi Annelerinden İkbal Eren, oralardan bir sonuç çıkmadığını ifade ederek, “Bundan sonrası artık onların – komisyonun- vicdanına kalmış” dedi.

İKBAL EREN

Kürt sorununun çözümü için Meclis’te kurulan komisyon, beşinci toplantısında Barış Anneleri ile Cumartesi Anneleri/İnsanları temsilcilerini dinledi. Toplantıya, 1995’ten beri kayıp yakınları için adalet arayan Cumartesi Annelerinden Besna Tosun, Maside Ocak ve İkbal Eren katıldı.

Kayıp Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, dünkü komisyon toplantısına dair sorularımızı yanıtlarken, mücadelelerine devam edebilmek için her zaman umutlarının olduğunu belirtti. İkbal Eren, daha önce de Hakikat ve Adalet Komisyonları’ndan veya Başbakan’dan somut bir sonuç alamadıklarını, bu nedenle “kesin çözüm budur” diyebilecekleri bir noktada olmadıklarını ifade etti:

“Biz aile olarak beş, Cumartesi Anneleri ve insanlarıyla birlikte de 35 yıldır ne istediğimizi çok açık söylüyoruz. Taleplerimizi söylüyoruz; kayıp sevdiklerimizin akıbetinin açıklanmasını istiyoruz. Her hafta bunu tekrarlıyoruz. Faillerinin yargılanmasını istiyoruz.

Dolayısıyla bizi kabul eden ya da davet eden bu komisyonda hem kayıplarımızın nasıl kaybedildiğine örnekler verdik -çünkü hepsi benzer şekilde kaybedildi- hem 584 kaybın nerede kaybedildiğini ve isimlerini verdik hem de taleplerimizi yine dile getirdik.

Yaptığımız sadece mekân değişikliği; çünkü biz her hafta bunu yapıyoruz, ama bu defa da komisyonda dile getirdik. Komisyon içerisinde faillere yakın olan insanlar bile belki vardı. Dolayısıyla bir kez de bu insanların yüzlerine bakarak bunları dile getirdik.

Umut her zaman var. Umudumuz olmasa, zaten bu mücadeleye devam etmemizin bir anlamı da olmaz. Biz daha önce de Hakikat ve Adalet Komisyonu’nda açıklamalar yaptık, taleplerimizi dile getirdik ama oradan bir şey çıkmadığını gördük.

Dolayısıyla ‘kesin çözüm bu’ diyebileceğim bir noktada değilim. Ama anlattıklarımızın gerek komisyon üyelerinin gerek komisyon başkanının dikkatini yeterince çektiğini düşünüyorum. Onları etkilediğimizi düşünüyorum. Bundan sonrası artık onların vicdanına kalmış, çünkü bu bir vicdan meselesi.”