İran’da bir dönemin sonuna gelindi. Yeni süreçte nelerin yaşanacağı belirsizliğini koruyor. Gelişmelerin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği bir Ortadoğu ülkesi olan İran, savaşın merkezi konumunda. Bu dosyamızda İran’da bugüne nasıl gelindiğinin yakın tarihini ele alacağız.
İRAN’IN KISA TARİHİ
İran’ın bilinen tarihi antik döneme kadar uzanır ve bu süreç, Elam Uygarlığı (MÖ 3200-539) ile başlar. Ardından Medler (MÖ 658-549), İran platosunda siyasi birliği sağlar. Ahameniş İmparatorluğu (MÖ 550-330), II. Kiros (Büyük Kiros) tarafından kurularak tarihin ilk gerçek dünya imparatorluğu olarak kabul edilir. Bu imparatorluk Mısır’dan Hindistan’a, Balkanlar’a kadar uzanır ve dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını kapsar. Persepolis gibi başkentlerle zirveye ulaşan imparatorluk, MÖ 330’da Büyük İskender tarafından yıkılır ve böylece Helenistik kültür yayılmaya başlar.
Parthlar (MÖ 247-MS 224) ve Sasaniler (MS 224-651) dönemi, İran’ın milli kimliğini yeniden şekillendirir. Sasani dönemi, Zerdüştlük’ün altın çağı olarak kabul edilir ve Roma-Bizans ile uzun süreli savaşlar yaşanır. Ancak MS 636-651’de Müslüman Arap fetihleriyle İslamlaşma süreci başlar ve Zerdüştlük yerini İslam’a bırakır. Bu tarihi dönüşüm, İran’ın gelecekteki kültürel ve dini yapısını derinden etkiler.
İslam dönemi, Emeviler ve Abbasiler sonrasında İran’da yerel hanedanların (Tahirliler, Saffariler, Samaniler) oluşumuyla şekillenir. 11. yüzyılda Selçukluların hakimiyeti görülür. Ardından 13. yüzyılda Moğol istilasıyla İlhanlılar ve daha sonra Timurlular dönemi başlar. Safeviler (1501-1736) dönemi ise Şah İsmail’in Şii İslam’ı resmi din olarak kabul etmesiyle İran’ı modern anlamda yeniden birleştirir ve bugünkü İran milli kimliğinin temelini atar.
Afşar ve Kaçar hanedanları (1736-1925) döneminde, Nadir Şah gibi figürlerle kısa süreli yükselişler görülür. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya ile çatışmalar yaşanır. Pehlevi dönemi (1925-1979) ise Rıza Şah Pehlevi’nin monarşiyi modernleştirmesiyle başlar. Muhammed Rıza Şah’ın “Beyaz Devrim” reformlarıyla ülke güçlenir ve petrol gelirleri İran’ı ekonomik olarak yükseltir.
Ancak bu uzun tarihi yolculuk, 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi ile sona erer. Bu değişim, ülkenin iç politikasını ve dış ilişkilerini köklü biçimde yeniden şekillendirir ve bugünkü İran’ın siyasi yapısının temel taşlarını oluşturur.
Ayetullah Humeyni liderliğindeki 1979 İslam Devrimi’yle monarşi devrilir ve İran İslam Cumhuriyeti kurulur; teokratik yönetim başlar. Tarih adeta tekerrür eder. 1979 Devrimi öncesinde ekonomik kriz ve halk öfkesi rejimi devirmişti. Bugün ise yine benzer bir durum yaşanıyor. Rejim ayakta olsa da meşruiyet tabanı çökmüş, liderliğini yitirmiş; ekonomi enkaz haline gelmiş, nükleer program ise ciddi biçimde zarar görmüştür.
JİN JİYAN AZADİ SERHILDANI
Jîna Emînî’nin 16 Eylül 2022’de Tahran’da ahlak polisi tarafından “başörtüsünü uygun takmadığı” gerekçesiyle gözaltına alınması ve ağır işkence sonucu katledilmesi, Rojhilatê Kurdistan’dan başlayarak tüm İran’ı saran devrimci bir isyanı ateşledi.
Kürt kadın özgürlük mücadelesinin şiarı “Jin Jiyan Azadî”, İran’ın patriyarkal, sömürgeci ve baskıcı rejimine karşı kadın öncülüğünde kitlesel bir ayaklanmanın sloganı haline geldi.
Jîna’nın Saqqez’deki cenazesinde kadınlar başörtülerini yakarak “Jin Jiyan Azadî” diye haykırdı. Protestolar hızla Tahran, Zahedan, Mahabad, Sine ve diğer kentlere yayıldı.
Rejim en ağır şiddeti Kürt ve Beluci bölgelerinde uyguladı. Zahedan’da, “Kanlı Cuma”da yüzlerce kişi katledildi.
2022-2023 eylemlerinde rejim polisi binlerce kişiyi katletti; 25 binden fazla kişi tutuklandı, binlercesi ise idam edildi.
Protestolar sadece İran’la sınırlı kalmadı; dünyanın birçok yerinde de İran karşıtı gösteriler gerçekleşti.
EKONOMİK KRİZLE BAŞ GÖSTEREN PROTESTOLAR
2025’in sonu ve 2026’nın başı, İran İslam Cumhuriyeti için en ağır iç ve dış krizlerin üst üste bindiği dönem oldu. Temel tetikleyici etken, ekonomik çöküştü. Riyal’in tarihi dip seviyelerine inmesi, yüzde 40-50’leri aşan enflasyon, gıda fiyatlarında yüzde 60-70 artış, su ve enerji kıtlığı, işsizlik ve yoksulluk halkı sokağa döktü. Protestolar, 28 Aralık 2025’te Tahran Büyük Çarşısı’ndaki esnaf grevleriyle başladı.
Kısa sürede Tahran, Şiraz, İsfahan, Hamedan, Kirmanşan, Reşt ve diğer 31 eyalete yayıldı.
Başlangıçtaki “geçim derdi”, “enflasyon bitsin” gibi ekonomik talepler hızla rejim karşıtlığına evrildi. Protestolara “Diktatöre ölüm”, “Hamaney istifa”, “İslam Cumhuriyeti bitsin”, “Jin Jiyan Azadî” sloganları hakim oldu.
Bazı bölgelerde, özellikle batı ve Kürt illerinde, silahlı çatışmalar yaşandı; protestocular rejim güçlerine karşı direniş gösterdi.
Ocak 2026’da protestoların en yoğun süreci yaşandı. Resmi rakamlar düşük tutulsa da bağımsız kaynaklar, 3 bin ila 12 bin kişinin öldüğünü, on binlerce kişinin tutuklandığını rapor ediyor. Yine bu süreçte internet ve iletişim tamamen karartıldı; sıkıyönetim benzeri uygulamalar devreye alındı.
İran, IRGC ve Besic milisleri ile Ocak ortasına doğru ana dalgayı bastırdı; ancak “ateş küller altında” kaldı. Şubat sonu ve mart başı itibarıyla yerel eylemler, grevler ve protesto patlamaları devam ediyor.
İSRAİL-ABD SALDIRI BAŞLATTI
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı koordineli büyük hava operasyonu ‘Aslanın Kükremesi’, Lion's Roar ve Epic Furygibi isimlerle anılıyor.
Saldırılarda Natanz Yakıt Zenginleştirme Tesisi, Fordow Yakıt Zenginleştirme Tesisi gibi nükleer tesisler hedef alındı; İsfahan ağır hasar gördü. Bununla birlikte İran’ın nükleer programı 1-2 yıl geriye atıldı. IRGC üsleri, füze üretim tesisleri ve üst düzey komuta kademesi de hedef alınanlar arasında yer alıyor.
UZLAŞMA SİNYALİ YOK
Bu süreçteki en çarpıcı gelişme, İran’ın tepesindeki en önemli figürün ortadan kaldırılması oldu: Ali Hamaney suikastı (28 Şubat 2026).
İran’dan saldırılara karşı misilleme gecikmedi; “Gerçek Vaat IV” adını verdiği balistik füze ve İHA’larla operasyonu başlattı. İsrail, ABD üsleri ve bazı Körfez hedefleri vuruldu. IRGC, kapatılan Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün tamamen kendilerinde olduğunu açıklayarak, boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınacağını duyurdu.
Hamaney sonrası geçici yönetim için Mücteba Hamaney (oğlu) ve IRGC ağırlıklı bir konsey devreye girdi. İran yönetimi “daha sert” bir çizgiye kaydı ve uzlaşma sinyali vermedi.
İRAN AĞIR YARALI
Hala ayakta olsa da İran ağır yaralı. IRGC ve sadık milisler kontrolü sağlıyor; ancak halkın büyük kısmı rejimi düşman olarak görüyor.
Rojhilat Kürdistan bölgeleri ve bazı Azeri ile Beluç illerinde ayrılıkçı-anti-rejim koalisyonlar güçleniyor. Olası bir çöküş senaryosunda federal çözüm veya bölünme seçenekleri konuşuluyor.
Diplomaside de Umman ve Cenevre kanalları üzerinden ABD-İran görüşmeleri yapıldı, ancak sonuçsuz kaldı. ABD, “Tüm nükleer materyali teslim et, tesisleri yık” derken, İran bunu reddediyor.
Halkın bir bölümü saldırıyı “rejimi kurtarma” olarak değerlendiriyor; bazıları ise “sonunda kurtuluş” umudu taşıyor. Sokaklarda hem rejim yanlısı hem de karşıtı gösteriler devam ediyor.
Gelecek haftalar veya aylar belirleyici olacak. Ya IRGC iç temizlik ve sert yönetimle toparlanır, ya da yeni bir iç patlama ya da dış baskı rejim değişikliğine yol açar.
Bölgesel savaş riski çok yüksek. Savaşın petrol piyasası, göç dalgası ve vekil güçler (Hizbullah, Husiler vb.) üzerinden yayılma ihtimali de oldukça güçlü.