GÖRÜNTÜLÜ

Özdemir: Umut hakkının uygulanması, Kürt meselesinin çözümüne katkı sağlar

Avukat Mehdi Özdemir, “umut hakkı”nın ağırlaştırılmış müebbet cezalarının mutlak infazına karşı bir güvence olduğunu belirterek, umut hakkının uygulanmasının Kürt meselesinin çözümüne katkı sağlayacağını ifade etti.

MEHDİ ÖZDEMİR

Uzun süredir tartışılan “umut hakkı” meselesi, siyaset gündeminin üst sıralarında yer almaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Meclis’te kurulan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “umut hakkı” konusunda komisyon içinde uzlaşı sağlandığını duyurdu. “Umut hakkı”nın uygulanması, demokratikleşme ve barış tartışmaları açısından büyük bir öneme sahip.


‘Umut hakkı’na ilişkin ANF’ye konuşan Avukat Mehdi Özdemir, şunları aktardı: “Umut hakkı, Türkiye’deki yargı pratiği üzerinden baktığımız zaman, ceza adalet sisteminin ve ceza yargı pratiğinin kendi içerisindeki hukuksuzluklarından kaynaklı olarak, bir insanın çok ağır hapis cezasına mahkum edildiği bir sürecin inşa edilmesi boyutuyla ilgilidir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan herhangi bir kişinin, tek bir mahkeme kararıyla ömür boyu cezaevinde kalmasının, aslında işkence, insanlık dışı ve kötü muamele yasağı kapsamında umut hakkının ihlal edildiği gerçeğini ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.

Sayın Abdullah Öcalan açısından da benzer bir yargılama pratiği üzerinden inşa edilen ve verilmiş olan bir karar, 27 yıldır infaz edilmekte ve bu infaz süreci de kendi içerisinde ağır bir tecriti kapsamaktadır. Umut hakkı, esasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin gerek Sayın Abdullah Öcalan gerekse de diğer üç kişi, yani üç başvurucu açısından vermiş olduğu kararla birlikte uygulanması gereken bir ihlal kararıdır. Ve bu ihlal kararı, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından halihazırda denetlenmektedir.

Barış ve Demokratik Toplum süreci açısından baktığımızda, Sayın Abdullah Öcalan’ın gerek bu sürecin doğrudan muhatabı olması gerekse de baş müzakereci olarak bu sürecin yürütücüsü olması dolayısıyla, aslında umut hakkı kapsamında ağır tecrit koşullarının ortadan kaldırılması; fiziki özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanabilmesi için koşulların iyileştirilmesi gerekir.”

‘AİHM’NİN KARARKARI UYGULANMALI’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararların uygulanması gerektiğine dikkat çeken Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Öcalan açısından verilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki ihlal kararının, bu bağlamda Türkiye’de uygulanabilmesinin koşullarının oluşturulması lazım. Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum süreci açısından baktığımızda, Kürt meselesinin hukuksal zemine oturtulması gerekiyor. Bu hukuksal zeminin inşası da bir takım hukuksal gerekliliklerin yerine getirilmesiyle oluşabilecektir.

Bu, pek tabii ki anayasal vatandaşlık, eşit yurttaşlık, Kürtçenin öğrenme hakkının sağlanması ve pek çok yasal ile anayasal değişikliklerin hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir.

‘TERÖRLE MÜCADELE YASASI DEĞİŞMELİ’

Umut hakkı açısından da Terörle Mücadele Yasası’nda, Ceza İnfaz Kanunu’nda ve cezanın infaz sürecine ilişkin kapsamlı değişikliklerle, bir mahkumiyet kararı üzerinden kişinin ömür boyu cezaevinde kalmasının önündeki engel ortadan kaldırılabilir. Bu anlamda yasal ve anayasal değişikliklerin yapılması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerekir.

Türkiye’deki yargı pratiği, aslında görünen bir cezayı, görünmeyen bir infaz sistemini kapsamaktadır. Görünmeyen infaz sistemi de baktığımız zaman, tam da umut hakkının neden ihlal edildiğini bizlere göstermektedir. Netice itibarıyla cezanın infaz süreci ağır bir tecridi kapsamaktadır. Sayın Öcalan üzerinden İmralı Cezaevi’nde yaklaşık 27 yıldır devam eden ağır tecrit koşullarına baktığımızda, aslında neden umut hakkının uygulanmadığını da bizlere göstermektedir.”

‘SAYIN ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ SÜRECE KATKI SAĞLAR’

Umut hakkının uygulanmasının Kürt meselesinin çözümüne ciddi bir katkı sunacağını vurgulayan Mehdi Özdemir, şunları söyledi:

“Umut hakkının tanınması, yasal ve anayasal değişikliklerle bunun bir hukuksal güvenceye bağlanması; başta Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere, haksız bir şekilde haklarında ağır hapis cezası verilen her bir kişi açısından bir kazanım olarak ortaya çıkacaktır. Sayın Öcalan açısından baktığımız zaman, fiziki özgürlüğünün sağlanması, aslında Kürt meselesinin çözümüne önemli oranda katkı sağlayacaktır.”