Şakran Kadın Hapishanesi’ndeki kimlik kartı dayatmasına karşı tutsaklar açlık grevinde

Şakran Hapishanesi’nde kimlik kartı dayatmasını kabul etmediği için koğuştan çıkarılmayan ve süresiz açlık grevine başlayan Tuğçenur Özbay’ın vasisi Emir Karakum, “Başgardiyan bu uygulama için Şakran’ın pilot bölge seçildiğini bana itiraf etti” dedi.

ŞAKRAN CEZAEVİ

İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde siyasi tutsaklara hapishane kimlik kartı takma dayatmasında bulunulduğu ortaya çıktı. Bu keyfi ve onur kırıcı uygulamaya tepki olarak açlık grevine başlayan tutsaklar Tuğçenur Özbay ve Güzin Tolga’nın vasileri Emir Karakum ile Lerzan Caner ANF’ye konuştu.

ŞAKRAN HAPİSHANESİ PİLOT BÖLGE SEÇİLDİ İTİRAFI!

İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi'nde tutsaklara ve hükümlülere tutsak kimlik kartı dayatması olduğunu belirten Emir Karakum, bu uygulamanın adli tutuklulara yönelik birçok hapishanede mevcut olduğunu, ancak siyasi tutuklulara uygulanmadığını kaydetti.

Bu onur kırıcı uygulamayı reddeden tutsakların ne revire ne hastaneye ne de avukat ve aile görüşüne çıkarıldığına dikkat çeken Karakum, şöyle konuştu: “Ben Tuğçenur Özbay’ın vasisiyim. Tuğçenur 10 yıldır tutsak ve bugüne kadar kendisine tutsak kimlik kartıyla ilgili herhangi bir dayatma yapılmadı. Son 50 gündür Şakran Hapishanesi’nde böyle bir dayatma söz konusu. Koğuştan çıkarken tutsakların bu kimlik kartlarını yakalarına takmaları ve her seferinde göstermeleri isteniyor. Tuğçenur Özbay, Güzin Tolga ve Zuhal Sürücü bu dayatmayı kabul etmedikleri için keyfi olarak koğuşlarından dışarıya çıkarılmıyorlar. 13 gün önce ziyaretine gittiğimde, gardiyan bana Tuğçenur Özbay’ın kimlik kartını kabul etmediği için ziyarete çıkamayacağını söyledi. Ben de hapishane idaresinden biriyle görüşmek istediğimi belirttim. Yanıma başgardiyan geldi ve önce prosedürden söz edip, orada beklemeye devam ettiğim takdirde jandarma eşliğinde zorla çıkarılacağım tehdidinde bulundu. Daha sonra kimlik kartı uygulaması için Şakran Hapishanesi’nin pilot bölge seçildiğini ve kimsenin kimlik kartını almadan koğuşlardan çıkarılmayacağını itiraf etti. O zaman neden iki aydır gönderdiğim kargoların Tuğçenur’a ulaşmadığını anlamış oldum. Çünkü kimlik kartı takmayı kabul etmeyene gönderilen kitaplar da verilmiyor. Aynı gün hapishane savcısıyla görüştüm; o da kimlik kartı prosedürü konusunda bir genelge olduğunu iddia etti. Ona öyle bir genelge olmadığını hatırlattığımda, ‘güvenlik gerekçesi’ öne sürerek, Adalet Bakanlığı’nın bu yönde talimatı olduğunu belirtti ve bana bir kılavuz gösterdi. Ben de bunun keyfi bir uygulama olduğunun altını çizdim. Nitekim bu kimlik kartı uygulaması, tutsak mahkemeye götürülürken veya bir milletvekili tutsakların görüşüne gelirken zorunlu kılınmıyor. Bu durum bile bu uygulamanın keyfi olduğunu gösteriyor.”

‘ÖZBAY BU ONUR KIRICI UYGULAMAYA KARŞI 29 OCAK’TAN BU YANA SÜRESİZ AÇLIK GREVİNDE!’

Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nin geçmişten bu yana birçok keyfi uygulamanın ilk başlatıldığı yerlerden biri olduğuna işaret eden Karakum, tutsakların sürekli şekil değiştiren keyfi politikalarla karşı karşıya kaldığını vurguladı. Şimdi de kimlik kartı dayatmasıyla siyasi tutsakların üstünde tahakküm kurmaya çalıştıklarını kaydeden Karakum, “Tuğçenur Özbay, Güzin Tolga ve Zuhal Sürücü bu kimlik kartlarıyla kendilerine ‘suçlu’ damgası vurulmasını kabul etmiyorlar. Bu onur kırıcı uygulamaya karşı Tuğçenur 29 Ocak’tan itibaren süresiz açlık grevinde. Güzin Tolga da ona destek amaçlı 15 gün açlık grevi yaptı” dedi.

‘KİMLİK KARTINI KABUL ETMEDİKLERİ İÇİN KORİDORA DAHİ ÇIKAMIYORLAR’

Kimlik kartı dayatmasını 23 Ocak günü siyasi tutsaklardan Güzin Tolga’nın telefonla haber vermesiyle öğrendiğini belirten Lerzan Caner, “Ben Güzin Tolga’nın vasisiyim ve 23 Ocak’ta beni telefonla arayarak, ‘Abla bize kimlik kartı dayatmasında bulunuyorlar. Sana haber vermek için bir kereliğine bu yaka kartını taktım’ dedi. Kimlik kartını yakalarına takmadan hapishanenin koridoruna dahi çıkamadıklarını söyledi. Kargoların da kendilerine ulaştırılmadığını aktardı. Bunun siyasi kimliklerine bir saldırı olduğunu vurguladı. Beni aradığında da koğuşta yalnızdı çünkü Tuğçenur’u mahkeme için Şakran’dan Silivri’ye götürmüşlerdi. Ben bu uygulamayı böyle öğrenmiş oldum” diye konuştu.

‘BU KEYFİ UYGULAMA TOPYEKÛN REDDEDİLMEZSE BÜTÜN HAPİSHANELERDE DAYATILIR!’

Şakran Kadın Hapishanesi’nde 2018-2019 arasında kaldığını belirten Caner, şunları kaydetti: “Şakran gerçekten çok kötü bir hapishane. Koğuşlar sürekli gardiyanlar tarafından keyfi biçimde basılıyordu. Gazete arşivlerimizi ve havlularımızı zorla götürüyorlardı. Buna tepki gösterdiğimizde arkadaşlarımızı darp ediyorlardı. Ben hapishaneden çıktıktan sonra bu saldırılar daha da arttı. Koğuş aramalarında tutsaklardan Bahar Kızılaltun’un kolu gardiyanlar tarafından kırıldı. Yine beline tekme atılan bir tutsak ameliyat olmak zorunda kaldı. Şimdi de kimlik kartı dayatmasına başladılar. Bu, Nazi dönemindeki Yahudileri ve komünistleri damgalama uygulamasını çağrıştırıyor. Kuyu tiplerine karşı direnen tutsakların elde ettiği zaferin intikamı mı alınıyor? Onu da bilmiyorum ama eğer bu uygulama siyasi tutsaklar tarafından topyekûn reddedilmezse bütün hapishanelere dayatılacak. Bu yüzden birçok hastalığı olmasına rağmen Güzin de bu keyfi uygulamaya karşı 15 gün açlık grevi yaptı. Bu uygulamanın acilen geri çekilmesi gerekiyor. İnsanlara hapishane içinde hapishane yaşatıyorlar. Kimlik kartı dayatması nedeniyle arkadaşlarımız ne hastaneye gidebiliyor ne avukatlarıyla ne de aileleriyle görüşebiliyor. Bu kabul edilemez!”