Ahmet Türk: Somut adım yok, güven için adım atılmalı

Görevi gasp edilerek yerine kayyum atanan Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, süreç konusunda somut bir adım atılmadığını belirterek, halktaki güvensizliğin giderilmesi için adım atılması gerektiğini kaydetti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile Ahmet Türk, haftalık meclis grup toplantısı ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

TÜLAY HATİMOĞULLARI: SAYIN ÖCALAN’A ÖZEL STATÜ TANINMALI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "İmralı'nın statüsü tartışılmalı" şeklineki açıklamasını sorulması üzerine  Tülay Hatimoğulları, şu yanıtı verdi:

"Bugün Sayın Bahçeli'nin İmralı ve Sayın Öcalan için özel statü vurgusu son derece önemli bir vurgudur. Bizler bunu defaatle ifade ettik. Bugünkü kürsüde de ifade ettik. Sayın Öcalan, 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla tarihi bir çağrıyı gerçekleştirmiştir. Bunun akabinde de Kürt tarafından çok ciddi somut adımlar atılmıştır. Ancak şu ana kadar Meclis Komisyonu oluşturulması ve rapor yayınlanmasının ötesine henüz geçilebilmiş değildir. Bu anlamıyla bu sürecin daha sağlıklı ilerleyebilmesi için, bu sürecin baş aktörü ve baş müzakerecisi olan Sayın Öcalan'ın bulunduğu koşulların düzenlenmesi; özgür yaşayabileceği ve özgür çalışabileceği koşulların ortaya çıkması gerekmektedir. Bu anlamıyla İmralı'ya ve Sayın Öcalan'a özel statü tanımlamasının bir yasal çerçeveye kavuşturulması ve bunun herkesçe bilinmesi gerekiyor." 

YASAL BİR ÇERÇEVE OLMALI

Bahçeli’nin sözünü ettiği statünün nasıl olması gerektiği yönündeki bir soru üzerine Tülay Hatimoğulları şöyle konuştu:

"Sayın Öcalan'ın özgür yaşayabileceği ve özgür çalışabileceği koşulların bir yasal çerçeve oluşturularak hukuki güvence altına alınması gerekiyor. Çünkü bundan sonraki sürecin daha sağlıklı ilerleyebilmesinin yolu gerçekten hukuksal düzenlemelerle ve sorunun adını tam koyup onunla ilgili somut çözümler üretmekle mümkün. Bu anlamıyla az önce de ifade ettim, bu sürecin baş müzakerecisi ve baş aktörü, devlet ile örgütü arasındaki görüşmeleri sağlayan ve bu sürecin aynı zamanda bir kurucu önderi de olan Sayın Öcalan'ın koşullarının düzenlenmesi ve statü tanınmasıyla ilgili bir yasal çerçeve oluşmalı."

HERKESLE GÖRÜŞME KOŞULLARI OLUŞTURULMALI

Tülay Hatimoğulları, Önder Apo’nun özgür çalışma koşullarının nasıl tanımlandığına dair bir soruya da şöyle yanıt verdi:

"Burada özetini geçecek olursak, bu görüşmeleri yürüten Sayın Öcalan'ın çalışma koşulları çok net bir biçimde tanımlandı. Türkiye'de görüşmek istediği her kesimle görüşebilecek koşullar oluşmalı. Aydın, yazar, gazeteci, hukukçu, siyasetçi; her kesimle özgürce ve rahat görüşüp görüş alışverişinde bulunabilmesi, kendi örgütüyle görüşmelerinin daha doğrudan olabilecek şekilde sağlanması ve Ortadoğu'daki birçok siyasi çevreyle görüşme talebinde bulunmuş olması; bunların doğrudan sağlanabileceği koşulların oluşması; bunun yanı sıra bu çalışma koşullarının net bir şekilde sağlanmasıyla birlikte, esas olarak Kürt sorununa yaklaşım ve çözüm noktasında yeni yasal düzenlemelerin oluşturulmasıyla ilgili yine benzer bir diyaloğun baş müzakereciyle gelişmesi de son derece önemli olacaktır."

AHMET TÜRK: SOMUT ADIM YOK, HALKTA GÜVENSİZLİK GELİŞTİ

Yerine kayyum atanan Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk de kendisine yöneltilen sorulara yanıt verdi.

Devlet Bahçeli’nin kayyumlara ilişkin çıkışı ve “Ahmetler göreve” sözünün hatırlatılması üzerine Ahmet Türk şöyle konuştu:

“Bugün 27 Şubat tarihine 2 gün kaldı. 1 yıllık bu süre geçti. Ancak henüz bu iktidar tarafından atılmış önemli bir adım yok. Somut bir adım yok. Halkta artık bir güvensizlik gelişti. Bugün bazı adımların atılması için yasal ve hukuki bir sürecin başlamasına da gerek yok. Kayyumlar meselesinde yasal bir düzenlemeye gerek yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarının uygulanması için yasal bir sürece gerek yok. İşte halk bu adımların atılmasını istiyor. Bir güven ortamının sağlanmasını istiyor. Beklentiler budur.

Kayyım meselesi bizim talebimiz değil. Halk iradesine ipotek konulduğu için bu konuda ısrarlıyız. Yoksa bizim için mesele birilerinin belediye başkanı olması değil; iradenin ipotek altına alınmasından dolayı halkta müthiş bir güvensizlik gelişti. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Yine Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş gibi arkadaşlarımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararlara uygun adımların atılmasını bekliyor. Bu güveni sağlayan, yeni sürece bir güvenin sağlanması konusunda halkta yeni bir güven ortamının sağlanmasına katkı sunacaktır diye düşünüyoruz."