Prometheus’un insanlığın yolunu aydınlatmak için göklerden indirdiği ve zalim Dehak’a karşı Kawa’nın demiri döverek körüklediği, 12 Eylül 1980 faşist cuntasının Amed 5 Nolu zindanındaki ağır işkencelerine karşı Mazlum Doğan’ın, Dörtlerin yaktığı kibritle alevlenen, 1990’lı yıllarda devletin inkar, imha politikalarına ve yasaklara karşı Binevş Agal, Rahşan Demirel, Bedriye Taş (Ronahî), Nilgün Yıldırım (Berivan), Sema Yüce’nin ortaya koydukları bedenleriyle harlanan Newroz ateşi, 2026’da ülkenin dört bir yanında yeni bir diriliş, bir dönüşüm perspektifiyle karşılanıyor. İstanbul’da 22 Mart’ta, Yenikapı’da “Özgürlük ve Demokrasi Newroz’u” şiarıyla kutlanacak Newroz’a sayılı günler kala, DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Çınar Altan, bu yılki Newroz’un önemini ANF’ye anlattı.
‘EMPERYALİST-SİYONİST KUŞATMASINA KARŞI BİR DİRİLİŞ ÇAĞRISI!’
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Çınar Altan, 2026 Newroz’unun, Türkiye’de devam eden süreç kadar bölgesel ve küresel eğilimler açısından da tarihsel bir öneme sahip olduğuna işaret etti. Ortadoğu’daki gelişmelerin gösterdiği gibi, dünya siyasetinde emperyalist ve siyonist saldırganlığın arttığı bir eğilimin öne çıktığını hatırlatan Altan, “ABD-İsrail ittifakı, hem devlet dışı unsurları tasfiye etme hem de kendisiyle uzlaşmayan, farklı kamplaşmaya giden devletleri kendisine biat ettirmeye, hegemonyasını geliştirmeye çalışıyor. Bunu da büyük bir pişkinlikle hayata geçiriyor ve savaştan, yıkımdan hiçbir şekilde vazgeçmiyor. Bu saldırganlık Gazze, Lübnan, Suriye ve son olarak İran'a yönelik savaş ve işgalde kendini gösterdi” dedi.
‘NEWROZ TÜM EZİLENLERE BİR DİRENİŞ ÇAĞRISIDIR!’
Altan, ABD-İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayarak Ortadoğu’da yaygınlaştırdığı emperyalist ve siyonist saldırganlıktan en fazla zarar görenin mazlum halklar olduğunu vurguladı. Halkların emperyalist güçler ile kendi despotik devletleri arasında sıkıştığını ifade eden Altan, şöyle konuştu: “Emperyalist güçlere yedeklenmek ya da baskıcı rejimlerle yüz yüze kalmak arasında konumlanmaya itilen bölge halklarının kendi kaderini tayin etme hakkı bu ikilik arasında gasp edildi. Bu durumdan en çok da, Kürt halkı başta olmak üzere, Mezopotamya, Anadolu ve Ortadoğu halkları etkileniyor. Özellikle de Kürt halkına, emperyalizme yedeklenmek, ezilmek, tasfiye edilmek ya da tarafsızlaştırılmak senaryoları sürekli dayatılıyor. Böyle bir atmosferde geleneksel ve tarihsel bir gün olan Newroz’un kuşkusuz anlamı çok daha büyük oluyor. Bu emperyalist-siyonist kuşatmaya, sömürgeci inkar ve baskıya karşı özgürlük talebi zaten Newroz’un başat talebidir. Zalimlere karşı yakılan bu isyan ateşi, Zekiye’lerden Mazlum’lara, Rahşan’lara kadar Kürt halkı açısından direnişin sürekliliğiyle hep kendini göstermiştir. Bu bağlamda Newroz aynı zamanda yüzünü özgürlüğe dönen tüm ezilenlere de bir direniş, bir yenilenme çağrısıdır. Tabiatın yüzünü kıştan bahara doğru döndürdüğü gibi, Newroz da dirilişi hayata geçirerek yeni mücadele yılını başlatmak için bir diriliş anlamını taşıyor. Biz de böyle bir tarihsel sorumlulukla 2026 Newroz’unu karşılıyoruz. Milyonların taleplerini bir günlüğüne alanda sözel olarak dile getirmekten ziyade, bunları örgütlü bir biçime kavuşturmak adına güç biriktirmek de Newroz ile mümkündür.”
‘KIRINTILARLA YETİNECEK DEĞİLİZ!’
Altan, küresel düzeydeki bu zulmün dışında, Türkiye’deki özgün gündeme dair de 2026 Newroz’unun çok önemli bir yerde durduğunu kaydetti. Kürt meselesinin çözümüne ilişkin bir yılı aşkın süredir devam eden bir süreç olduğunu hatırlatan Altan, bu süreçteki en temel eksikliklerden birinin, üzerinde karşılıklı uzlaşılan ve öngörülen adımların devlet tarafından atılmaması kadar, barış zemini ile birlikte yeni bir siyasi hattı örgütlemek üzere toplumu özneleşememesi olduğunu belirtti. Bu anlamda devletin alan açmasını beklemek yerine, bu alanları açacak örgütsel mücadeleyi örmek gerektiğini vurgulayan Altan, “Sonuçta devletin Kürt halkına geleneksel yaklaşımını değiştirme zorunluluğu hissetmesi, bilinç değişikliğinden değil, inkar ve savaş politikasının tıkanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Devlet, kendi bekasının tehlikede olduğunu gördüğü için çatışmayı durdurmak istemektedir, ancak bunu Kürt halkının kolektif ulusal haklarını asgariye indirgeyerek yapmak eğilimindedir. Bu açıdan bizler barış bağlamında da demokrasi bağlamında da özgürlük bağlamında da egemenlerin, devletin, hükümetin dayattığı kırıntılarla yetinecek değiliz, biz daha ötesini istiyoruz, daha büyük bir dünya düşümüz var ve bunun da arkasındayız demenin parametresi olacak bu yılki İstanbul Newroz’u. Demokrasi ve özgürlük talepleri kitlesel olarak sahiplenilirse, ancak o zaman devlet ve iktidar kendini gereken adımları atmak zorunda hisseder” dedi.
‘SOSYALİSTLER SÜRECİN SEYİRCİSİ DEĞİL, ÖZNESİ OLMALI!’
Bu süreçte elde edilecek kazanımların sadece Kürt halkının değil, tüm ezilen kesimlerin ve bütün olarak toplumun kazanımı olacağını ifade eden Altan, bu bağlamda sosyalistlerin sürecin içinden konuşmasının ve özneleşmesinin çok önemli olduğunu dile getirdi. Demokratik siyasetin koşullarının sağlanmasının, örgütlenme hakkının sadece Kürtler açısından değil, işçi sınıfı ve ezilen kesimler açısından da önem taşıdığını hatırlatan Altan, “Sosyalistlerin sorumluluğu, iktidarın tutarsızlıklarını teşhir etmek ve koşulsuz şartsız ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunarak barış ve demokrasi mücadelesine öncülük etmektir. Yani iktidar bunu vermeye niyetli değil deyip sırtını dönmekten ziyade, hakları koparıp alma pozisyonunda olması lazım. Sonuçta sosyalizmin özündeki teorik, ideolojik hamurun temel taşlarından biri, koşulsuz şartsız ulusların kendi kaderini tayin hakkının tanınmasıdır. Kürt halkıyla veya diğer bölge halklarıyla bu perspektiften bir mücadele ortaklığı geliştirmeyen hiçbir yaklaşım aslında sosyalizme ilişkin bir yaklaşım değildir. Dolayısıyla içerden konuşmak ve harekete geçmek burada sınanır diye düşünüyoruz. İktidarın ve devletin yaklaşımlarını elbette ki teşhir edeceğiz ama bu teşhirin panzehiri olacak gerekli adımları atma konusunda sosyalistlerin daha büyük bir sorumluluk ve öncülük görevi üstlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sosyalistlerin ve mücadele öncülerinin bu süreçte seyirci değil, özne olması gerekir” ifadelerini kullandı.
‘İSTANBUL ÇEŞİTLİLİĞİN EN ÇOK YANSIDIĞI ALANLARDAN BİRİDİR’
Newroz’un tam da bütün bu farklı şiarların ve teşhir noktalarının, mücadele başlıklarının her birinin çok büyük bir çeşitlilikle yansıyacağı alanlardan biri olacağını vurgulayan Altan, “Bir taraftan Kürt halkının ulusal birliğinin önemine dikkat çekilerek barış sesi yükseltilir, diğer taraftan işçilerin, emekçilerin sömürülmesine karşı sınıf mücadelesi vurgusu yapılır. Bunların her birinin bir araya gelmesi cemidir aynı zamanda Newroz alanları. İstanbul, bu çeşitliliğin en çok yansıdığı alanlardan biridir. Aynı zamanda LGBTİ+’ların cinsel yönelimlerini baskı altında tutan tüm yaklaşımlara karşı da bir isyanın, direnişin yeridir Newroz alanları. İstanbul Newroz'u açısından bizim genel çağrımız; hem süreç bağlamında hem de sınıfsal, kimliksel, ulusal varoluş mücadelesi yürüten herkesin oraya kendi talepleriyle gelmesidir. O talepleri en güçlü bir biçimde orada haykırması, politik mücadelemizin atılımı için bir yol haritası oluşturacaktır” vurgusunda bulundu.
‘KANATLARIMIZI ÖZGÜRLÜĞE AÇMIŞIZ, HERKESİ BEKLİYORUZ!’
İstanbul’da bir haftadır semt semt, mahalle mahalle kutlanan Newroz’un finalinin 22 Mart’ta Yenikapı’da bir mitingle yapılacağını duyuran Altan, “ ‘Özgürlük ve Demokrasi Newroz’u’ şiarıyla gerçekleşecek Newroz mitinginde, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, TJA aktivisti Sebahat Tuncel, İmralı heyeti üyesi Çetin Arkaş, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Mat konuşmacı olarak yer alacaklar. Suavi ve Koma Amed konserleri olacak. Bu yıl bir milyonun üzerinde katılım öngörüyoruz. Böyle bir Newroz'u da hak ediyor gerçekten İstanbul ve bunu da hayata geçireceğiz. Bu yılki Newroz sembolümüz Anka Kuşu’dur. Bu, yeniden diriliştir. Var olan her şeyi yok sayıp başka bir şey yaratmak değildir, küllerinden yeniden doğmaktır. Önümüzdeki dönem açısından yeniden diriliş ruhunu hayata geçirmek zorundayız. Herkes için özgürlük istiyoruz. Hem siyasi tutsaklar için hem politik özgürlükleri kısıtlanmış tüm toplum için gerçek anlamıyla özgürlüğün kazanılmasını istiyoruz. Bu bağlamda da kanatlarımızı özgürlüğe açmışız. Newroz'la birlikte bunu hayata geçireceğimize inanıyoruz. Herkesi bekliyoruz” çağrısında bulundu.