SAĞLIK EMEKÇİLERİNDEN TEPKİ
Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırılar sürerken, kuşatma altındaki Kobanê'de insani kriz her geçen gün derinleşiyor. Su, elektrik, ekmek ve ısınma gibi temel ihtiyaçlara erişimin neredeyse imkansız hale geldiği kentte, hastanelerde de ciddi ilaç krizi yaşanıyor. İnsani koridorun açılmaması nedeniyle hasta ve bebekler ise tedavi olanaklarına erişemiyor.
Yaşanan insani krize tepki gösteren Amed Sağlık Platformu üyeleri, "Savaş halk sağlığı sorunudur" diyerek bu durumun milyonlarca insanı etkilediğini ve önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.
'YAŞANAN SAVAŞLAR BÖLGESEL DEĞİL, HERKESİ ETKİLEYECEKTİR'
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Mehmet Şerif Demir, savaşın yalnızca bölgesel bir sorun olmadığını belirterek, “Türk Tabipleri Birliği olarak sürekli dile getirdiğimiz gibi, savaş bir halk sağlığı sorunudur. Savaş her anlamda yaşamı ortadan kaldırır. Siviller ciddi zararlar görür. Bugün Kobanê’de yaşananlar, yarın başka coğrafyalarda tüm insanlığı etkileyebilir.” dedi.
Özellikle uluslararası sağlık örgütlerinin Kobanê’yi görmesi, duyması ve harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “Acilen bir insani yaşam koridoru açılmalı, ambargo kaldırılmalıdır. Birleşmiş Milletler, Dünya Tabipler Birliği ve tüm uluslararası sağlık örgütleri derhal devreye girmelidir. Savaş koşullarında dahi sağlık emekçileri ve sağlık kurumları korunmalıdır. Ancak bugün bu ilke açıkça ihlal edilmektedir” diye konuştu.
Demir, sağlık emekçileri olarak çocukların ölmemesi ve savaşın durdurulması için yeniden yaşam nöbetleri başlattıklarını da ifade etti.
'BİR SOYKIRIMLA KARŞI KARŞIYAYIZ'
Amed Sağlık Platformu Üyesi Fatma Yıldızhan, tüm dünyanın gözü önünde bir insanlık dramının yaşandığına ve bunun da organizeli bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çekti. Yaşanan saldırılar ve çatışmalar nedeniyle bölgedeki halkların yaşamlarının tehdit altında olduğunu belirten Fatma Yıldızhan, bölgenin tamamen abluka altına alındığını ve hiçbir yardımın ulaşmadığını vurguladı.
Fatma Yıldızhan, “Savaşın dahi bir hukuku vardır. Bu hukuk da genel olarak insanları korumak içindir. Fakat burada görüyoruz ki yardımın yapılmaması, insani koridorların açılmaması ve bu denli ağır bir ablukanın sürdürülmesi, bilinçli bir şekilde soykırıma varabilecek bir sürece evrilmektedir. Biz de bu kaygıyla hareket ediyoruz” dedi.
Kobanê’de yaşananların bir Kürt ve kadın soykırımı riski taşıdığına dikkat çeken Fatma Yıldızhan, uluslararası kamuoyuna ve özellikle kadınlara çağrıda bulundu:
“Bu noktada yalnızca sağlık örgütlerinin değil; vicdanı olan, barıştan ve özgürlükten yana olan herkesin, buna tepki göstermesi ve el uzatması gerekiyor. Artık yalnızca sosyal medya üzerinden verilen tepkilerin ötesine geçip, oraya fiilen ulaşmanın yollarını zorlamamız gerekiyor.
Her saniye, her dakika süren 'bekle-gör' hali, bir çocuğun ya da bir kadının ölümüne neden olabiliyor; hatta bir kadının tecavüze uğramasıyla da sonuçlanabiliyor. Bunları daha önce de gördük. Kobanê’deki kadınlar, 2015’te tüm dünya için kendilerini feda ettiler. Bugün de bizim onlara sahip çıkmamız gereken bir noktadayız. Bu nedenle buradan tüm kadın örgütlerini, kız kardeşlik ruhuyla ve kız kardeşlik hukukuyla Kobanê’deki ablukayı kırmaya ve kadınları kurtarmaya davet ediyoruz.”