Apocu Hareket’in ilk Newrozları
Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi üyeleri Duran Kalkan ile Arjîn Bingöl ve Kürt Özgürlük Hareketi Üyesi Bozan Tekin, ilk Newroz deneyimlerine ilişkin anı ve duygularını paylaştı.
Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi üyeleri Duran Kalkan ile Arjîn Bingöl ve Kürt Özgürlük Hareketi Üyesi Bozan Tekin, ilk Newroz deneyimlerine ilişkin anı ve duygularını paylaştı.
Yaklaşan Newroz Bayramı vesilesiyle ajansımıza konuşan Duran Kalkan, Arjîn Bingöl ve Bozan Tekin’e, ilk Newrozlarını nerede kutladıklarını ve neler hissettiklerini, farklı yer ve zamanlarda Newroz’u nasıl kutladıklarını ve gerillada Newroz’ların ilk nasıl karşılandığını sorduk.
Newroz’un bu yılki anlam ve önemine de değinen Duran Kalkan, Arjin Bingöl ve Bozan Tekin, Kürt halkının ve dostlarının Newroz’unu kutladı.
İlk Newroz’unu 1981 yılında Rojava Kurdistan’ının Qamişlo kentinde kutlayan Duran Kalkan ilk Newroz’unu şu sözlerle ifade etti: “Güneşli, güzel bir gündü. On binden fazla insan Qamişlo’nun ekin tarlalarına çıkmıştı. Biz de grup olarak, bir arkadaş topluluğu halinde gittik. Dîlan tutuyordu herkes. Bir piknik havasındaydı, düğün gibiydi. O zamanın siyasetçileri biraz böyle yiyip içiyorlardı. Bizi de davet ettiler. O tür şeylere çok katılmadık biz. Teşekkür ettik ayrıldık. Daha çok toplumun içine gittik. Arkadaşlar dîlan tuttu, tartışmalar yürüttük. Bir piknik havasında geçti. Birkaç gün boyunca bizim toplum içerisinde de tartışmalarımız oldu. Arkadaşlara güçlü bir heyecan ve moral vermişti. Kadın ve erkek arkadaşlar vardı; zaten birlikte katılmıştık.
Yani moral verici, heyecan verici bir Newroz oldu. Ondan öncesini bilmiyorum ama Rojava’da, Qamişlo’da Newroz o günden bugüne geldi. Bugünkünü de herkes görüyor.”
‘SABAHA KADAR YATMAMIŞTIM’
Arjîn Bingöl ise ilk Newroz’unu Avrupa’da kutladığını aktarırken, o günü şöyle paylaştı:
“O zaman yaşım daha küçüktü. Tam yılını hatırlamıyorum, hangi yıldı bilmiyorum ama 8-9 yaşlarındaydım. O zaman Newroz’u duymuştum; kendim de 21 Mart, Newroz günü doğmuşum. Bana sürekli Newroz gününde doğmuşsun diyorlardı. Onun için bende hep bir merak vardı: Newroz günü veya Newroz Bayramı nedir? Neden Kürtlerin bayramıdır? Hep böyle bir merakım vardı. İlk Newroz etkinliğine gittiğimde hatırlıyorum, sabaha kadar yatmamıştım. Çünkü çok heyecanlıydım. Neyle karşılaşacağımı bilmiyordum; sürekli bir merak vardı.”
‘HEVAL MİZGİN’İN SESİ BENİ ÇOK ETKİLEMİŞTİ’
İlk gittiği Newroz etkinliğinde, 11 Mayıs 1992 yılında bir komplo sonucunda son mermisine kadar çatışarak şehit düşen Garzan eyalet komutanlarından Hozan Mîzgîn’i (Gurbetelli Aydın) gördüğünü, özellikle Hozan Mîzgîn’in sesinden, şarkılardan ve sahnelenen tiyatrodan çok etkilendiğini anlatan Arjîn Bingöl şu ifadelerde bulundu:
“Oraya ait olduğumu hissettim. Çünkü Avrupa’da sen nereye gidersen git, oraya ait olmadığını biliyorsun. Sürekli onu hissediyorsun. Ama ilk o ortama gittiğimde oraya ait olduğumu hissettim. İlk bu duyguları yaşadım. O duyguların içinde sevgi var, kendi kültürünü ve dilini tanıma var. Çünkü kendi kültürümle ilk tanıştığım ortamdı. Bu, bende büyük bir etki yaratmıştı.
Heval Mîzgîn’in şarkısını dinledikten sonra tiyatro vardı. Tiyatroda da bazı sahneler vardı; hep birlikte ağlıyorduk. Özellikle bazı sahnelerde gösterilen düşman baskısı ve zulmü, halkımıza dönük yapılan zulüm bizde öfke yaratıyordu. Yine gösterilen direniş karşısında gurur duyma vardı. Bunların hepsi çok anlamlıydı.
Çünkü hep birlikte ağlıyorsun ve seviniyorsun. Birlikte gurur duyuyor, birlikte öfke duyuyorsun. Bunun böyle ilk defa kolektif bir şekilde yaşandığı bir ortamı ilk defa gördüm. İlk defa böyle bir ortamla karşılaştım. Bu, bende büyük bir etki yarattı.
Özellikle kendi kültürümüze nasıl sahip çıkmamıza gerektiğini, dilimize nasıl sahip çıkmamız gerektiğini, düşmanın baskı ve zulmüne karşı nasıl direnilmesi gerektiğini o gün daha iyi fark ettik. Ondan sonra da sürekli gittim. Newroz, bende büyük bir etki yarattı. O yüzden kesinlikle gitmem gerekiyordu. Bu artık benim için büyük bir görev olmuştu. Ne olursa olsun, önümde hiçbir engel olmaması gerekiyordu. Yani önceliğim oydu.”
‘O ZAMAN FARKETTİK Kİ BİZ BİR HALKIZ’
Haruniye’de öğretmen okulunda beş Kürdistanlı gençle birlikte 1979 yılında ilk Newroz’unu kutlayan Bozan Tekin de şunları paylaştı:
“Şimdi bu Newroz kutlamasından bahsettiğimde belki bazıları ‘Acaba nasıl bir pankart asmışlardı, hangi sloganları atmışlardı?’ diye merak edebilirler. Ne pankart vardı ne de öyle büyük, gür bir ateş. Çünkü gizlice kutladık. O beş arkadaştan biri, ‘Bugün Newroz’dur. Kürtler bugün köleci Asur İmparatorluğu’na karşı ayaklanmış, Demirci Kawa büyük bir gürzle Dehak’ın başını parçalamış’ dedi. Tabii o bizim için çok önemliydi.
Küçük bir ateş yaktık. Yani lastik bir teker yakmadık. Önemli olan histi, düşünceydi. O zaman fark ettik ki biz bir halkız. Bir halkımız var, bir ülkemiz var ve bir bayramımız var.”
‘1983 NEWROZ’UNDA MEDYA SAVUNMA ALANLARINDA NEWROZ ATEŞLERİ YANDI’
PKK tarihinin Kürdistan dağlarındaki ilk Newroz’unun nerede ve ne zaman kutlandığını, parti kadrolarına ve Kürt özgürlük mücadelesine yansımasını aktaran Duran Kalkan şunları söyledi:
“Bir daktilomuz vardı. Amed’de Körhat’ta bir evimiz vardı. Orda sabahtan akşama kadar ancak hazırlayabildik. Mazlum arkadaş söyledi, ben yazdım. Ne kadar iyi, güzel ve olumlu söz varsa hepsini Newroz’a mal ediyordu. Mazlum arkadaşın Newroz bilinci öyleydi. Çağdaş Kawa olması sadece Amed’deki zindan ortamında oluşmadı, öncesi vardı. Onun bilinci vardı. Newroz’u büyük bir coşku olarak o zamandan yaşıyordu.
Bizim bildirimiz yayınlanmadı. Biz bitirdik, basmak isterken Dîlok’tan arkadaşlar, Haki arkadaş ve diğerleri bir bildiri hazırlamışlardı, onu dağıtıyorlardı. Bildiriler geldi, biz de onları dağıttık; tek bildiri olsun diye.
Aynı Newroz’da, Mêrdîn ve Amed arasında, Çınar’a yakın bir yerde, asfaltta gece sabaha kadar bir araba lastiği yakılmıştı. Amed’de bir haftadan fazla bunun sözü edildi. ‘Şöyle yakmışlar, böyle yakmışlar, Newroz kutlanmış’ diye. Halbuki bir araba lastiğiydi; arkadaşlar yakmışlardı. Şehirlerde böyle başladı. Öncesinde de Ankara’da etkinlikler oluyordu. Newroz’da da bazı, illegal da olsa, şarkılı ve türkülü etkinlikler yapılıyordu.
Yurt dışında Lübnan ve Filistin sahasında Newroz kutlamaları oldu. Bayramlar, toplantılar oluyor, ateşler yakılıyordu. O, giderek bir gelişme sağladı.
Kürdistan’da da 1983 Newroz’unda bütün Medya Savunma Alanları’nda Newroz ateşleri yandı. Zap’ta yaktı arkadaşlar, Heftanîn’de yaktılar. Kamplarımız vardı; Xakûrkê ve Xinêre hattında, Lolan’da, Şekîf Dağı’nda, onun yamacında, kar da vardı, ateş yaktılar arkadaşlar.
Bizim de kampımız vardı. Newroz günü toplantımız oldu. Orda olan arkadaşlarla katıldım ben. Moral etkinlik yapıldı. Ondan sonraki yılların hepsinde de Kürdistan dağlarında Newroz ateşi hep yandı, her zaman yandı.”
‘ÖNDER APO’NUN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KENDİ ÖZGÜRLÜKLERİ OLARAK İSTEYECEKLER’
Kürt Özgürlük Hareketi’nin 2026 yılı Newroz’unu ‘Önder Apo’ya Fiziki Özgürlük ve Demokratik Kürt Birliği Newroz’u’ olarak tanımladığını ve her alanın bu çerçevede kendine göre sloganlaştırdığını belirten Duran Kalkan, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün zamanının çoktan geldiğinin ve geçtiğinin altını çizerek şunları vurguladı:
“Daha fazla uzatılamaz, uzatamayız. Bu Newroz’da meydanları doldurarak ‘Daha fazla uzatamazsınız, Önder Apo’yu bu koşullarda tutamazsınız’ mesajını verecek kadınlar, gençler, halkımız ve dostlarımız.
Yine üç aydır Kürtler, dört parça Kürdistan’da ve yurt dışında dostlarıyla birlikte ayaktalar. Rojava’yı savundular. Şimdi de 8 Mart ve Newroz’u kadınlar öncülüğünde kutluyorlar. Kendi içlerinde bir birlik yarattılar. Toplum, şimdiye kadar olmadığı düzeyde meydanları doldurdu. Başûr, örneğin, buna öncülük eder hale geldi nerdeyse. Rojava zaten ayakta, Bakûr öyle, Avrupa öyle. Rojhilat serhildan yaşadı diyoruz, ‘Jin Jiyan Azadî’ serhildanlarının günümüzün devamı olarak.
Şunu haykırdılar: Kürdistan birdir, Kürt halkı birdir. Birlik olmak gerekir. Halk birlik yarattı; tabii ki siyasete de birlik çağrısı yaptı. Kürt siyaseti bunu görmezden gelemez. Newroz’da halkın tutumu zirve yapacak. Dolayısıyla siyasetçiler doğru anlasınlar diye 2026 Newroz’una ‘Demokratik Kürt Birliği Newroz’u’ diyoruz.
Bunun aynı zamanda ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı ile sürecin ikinci yılını karşılama ve kutlama eylemleri olduğunu söyleyebiliriz. Aslında geçen yıl Mart’ta yapılan çağrı süreçte tam anlaşılamamıştı. Yani beklentiler biraz farklıydı; çünkü önceki süreç farklıydı. Çok sert bir savaş süreci yaşadık. Böyle bir şeyle karşılanınca anlaşılması zor oldu.
Ancak geçen sürede kadınlar başta olmak üzere gençlik ve toplum hem çağrıyı iyi anladı hem de süreci. Dolayısıyla Önder Apo’yu her zamankinden daha fazla seven, sahiplenen, anlayan ve ona sahip çıkan noktaya geldi. Şimdi bu Newroz bunun göstergesi olacak.
8 Mart oldu. Kadınlar, Önder Apo gerçeğini ne kadar anladıklarını, onu ne kadar sevdiklerini ve sahiplendiklerini meydanlarda haykırarak, söyleyerek ve tutum koyarak gösterdiler. Şimdi bunu Kürt halkı ve dostları gösterecek. Dört parça Kürdistan’da, dünyanın dört bir yanında, özellikle Avrupa’da bunu gösterecekler.
Newroz alanlarını, meydanlarını doldurarak sürece sahip çıkacaklar ve süreci sahiplendiklerini ortaya koyacaklar. Sürecin gereği olarak Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü kendi özgürlükleri olarak isteyecekler. Bunun başka bir anlamı yoktur.
Bu temelde şimdiden tüm halkımızın ve dostlarımızın Newroz Özgürlük Bayramı’nı kutluyor, Çağdaş Kawa Mazlum Doğan şahsında tüm Newroz şehitlerimizi saygı, sevgi ve minnetle anıyor; herkesi, yurtsever ve demokrat olan herkesi, Kürtler ve tüm dostlarını bulundukları her yerde Newroz meydanlarını doldurmaya çağırıyorum.”
‘NEWROZ GÜNÜNÜ SEÇMELERİ BÜYÜK ANLAM TAŞIYOR’
Newroz Bayramı’nın halk ve kadınlar açısından direnişle kendini var etme, kendini yapılandırma, kendini yeniden yaratma ve kendini yenileme günü olduğunu belirten Arjîn Bingöl, kadınlar özelinde Newroz’un anlam ve önemine ilişkin şunlara değindi:
“Özellikle kadınlar açısından bunun çok büyük bir önemi vardır. Hem Newroz’un özeline baktığımızda hem kadınların özeline baktığımızda, birbiriyle büyük bir bağlantısı vardır. Çünkü kadınların özelliklerinde de kendini yenileme, direniş, her güne yeni bir anlam biçme ve yaratıcılık vardır. Bunlar kadınların temel özellikleridir. Bu özellikler Newroz’la bütünleştiğinde, daha büyük bir coşkuyla karşılanıyor. Bu açıdan böylesi bir anlam vardır.
Bu nedenle halkımız ve tüm kadınlar, böylesi bir günü büyük bir coşkuyla karşılamaktadır. Tabii bu günlere en büyük anlamı veren, daha derin anlamlar biçen Önderliğimizdir. Çünkü Önderlik, bugünü özellikle ucuz yaşamamayı ve anlamlı yaşamanın nasıl olması gerektiğini bize öğretendir.
Özellikle kadınlar, bunu kadın özgürlük mücadelesinde en temel felsefemiz yapmıştır. Mazlum Doğan’ın zindan direnişinde yaptığı eylemde, Zekiye Alkan’ın, Rehşan Demirel’in, yine Ronahî, Berîvan ve Sema yoldaşların eylemlerinde de tekrardan bunu görebiliyoruz. Çünkü bu eylemlerle, kendini yakma eylemleriyle, kendilerini Newroz ateşi yaparak düşmana cevap vermeleri ve özellikle Newroz gününü seçmeleri büyük bir anlam taşıyor. Bu şekilde eylemlerinin büyüklüğü de aslında ortaya çıkıyor.
Bizler de kadın özgürlük mücadelesinde her zaman bunu esas almışızdır. Çünkü bu yoldaşlar, yaptıkları eylemlerle 21.yüzyılın kadın yüzyılı olacağını bize gösterdi. Bunun umudunu, direnişini ve bilincini bize verdi. Bizler de bunu her zaman karşılamaya çalıştık.
Gerillalar olarak böylesi günlerde hem Önderliğimizin Newroz’a biçtiği anlam hem de şehitlerimizin Newrozlara biçtiği anlamla büyük bir coşkuyla Newroz’u karşılamayı en temel görevimiz olarak gördük ve bu şekilde karşılamaya çalıştık. Bunun verdiği büyük bir coşku var.”
‘21. YÜZYILI KADIN YÜZYILI YAPMA KARARLILIĞIYLA NEWROZ’A’
Her yıl Newroz’a yeni anlamlar biçildiğini ifade eden Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi üyesi Arjin Bingöl, bu yılki Newroz’a kadınlar olarak 21.yüzyılı kadın yüzyılı yapma kararlılığıyla girdiklerini kaydederek Newroz’u şu sözlerle kutladı:
“Başta halkımızın diriliş ve özgürlük bayramı olan Newroz’u, yeni bir baharın arifesinde karşılarken, her şeyden önce bize özgürlük fikrini, iradesini, direngenliğini ve ruhunu veren Önder Apo’nun Newroz Bayramı’nı kutluyorum.
Bedenlerini ateşe veren, Newroz ateşini daha derin anlamlara kavuşturan Mazlum Doğan, Zekiye Alkan, Rehşan Demirel, Ronahî, Berîvan ve Sema yoldaşlar şahsında tüm şehit yoldaşları saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. Tüm ezilen halkların, kadınların ve tüm yoldaşların Newroz Bayramı’nı kutluyorum.” He
CEZAEVİNDE NEWROZ
Newrozların bir de cezaevi boyutu var. 12 Eylül’ün ardından esir düşen ve yirmi yılı aşkın süre boyunca Türk devletine bağlı cezaevlerinde tutulan Bozan Tekin, cezaevlerinde kutladıkları Newrozları ise şöyle anlattı:
“87-88’e kadar çoğunlukla şöyle kutluyorduk: Günün vesilesiyle, imkanlar dahilinde hazır olan arkadaşlar bir koğuştakiler koğuşta, eğer bir araya gelebilirse iki koğuş toplanırdı. Bir konuşma yapılırdı, halay çekilirdi, şiirler okunurdu ve slogan atılırdı. O kadardı. Ama coşku vardı. Tabii en önemlisi de o Newrozların hepsinde, evet, Demirci Kawa vardı, biliniyordu ama artık bir de Çağdaş Kawa vardı: Mazlum Doğan. Her Newroz’da aynı zamanda Mazlum Doğan yoldaşı anma toplantısı yapılırdı. Mazlum Doğan arkadaş anılırdı. Mazlum yoldaşın eylemini duyduktan sonra bizim için bir sorgulama günü olmuştu.
89‘dan sonra ise direnişin sonucunda, özellikle gerilla hamlelerinden sonra Türk işgalciliği zindanlardaki saldırılarını biraz gevşetti. Daha fazla arkadaşın bir araya gelme imkanı oluyordu. Ondan sonra nasıl kutlanıyordu? Tiyatro, skeç, koro grubu, folklor grubu ve şiir; yani bir festival gibi oluyordu denilebilir. Gerçekten öyle oluyordu.
Halk kutlamaları, gerilla kutlamaları…Nasıl duyuyorduk, nasıl haberimiz oluyordu? O zamana kadar bize basın yayın araçları verilmiyordu. Verdiklerinde de gerilla resimlerini ya da haberleri kesiyorlardı, gazetede pencereler açıyorlardı ve öyle veriyorlardı. Tabii bu da rahatsızlıklara neden oluyordu. Protestolar gelişiyordu, eylemler oluyordu.
Televizyonlarda ise bir şekilde veriyorlardı. Radyo vardı, dinliyorduk. İşte ‘falan yerde şöyle eylemler olmuş’ diye. Tabii bunlar bize moral veriyordu, özgürlük umudumuz çoğalıyordu. ‘Bir gün dışarı çıkacağız’ diyorduk.
Bu eylemleri izledikten sonra halkın coşkusu, özellikle de Nisêbîn serhildani, Cîzîr serhildani, Şirnêx serhildani… Halkımız tankların paletleri altında eziliyordu. Genç kızlarımız, erkeklerimiz ve çocuklarımız tankların ve panzerlerin altında ezildiklerinde bizde büyük bir acı, büyük bir kin ve büyük bir öfke oluşuyordu. Newroz bu şekilde karşılanıyordu.
90’dan sonra 2000’e kadar her geçen yıl Newroz daha güçlü karşılanıyordu. Daha nitelikli tiyatrolar yapılıyor, daha iyi karşılanıyordu.”
Kürt Özgürlük Hareketi Üyesi Bozan Tekin de 2026 Newroz’unu şu sözlerle kutladı:
“Yeni bir Newroz’u karşılyoruz: 2026 Newroz’unu. Başta Önder APO’ya, gerillaya, halkımıza, kadınlara, emekçilere, gençlere ve tüm Ortadoğu halklarına, Newroz’u kendi bayramları gibi görenlere kutlu olsun. Bu Newroz, Önder APO’nun özgürlüğüne vesile olmalı; bölgede barışa, huzura vesile ve demokratik toplum inşasına vesile olmalıdır.”