GÖRÜNTÜLÜ

Aslan: Bu sürecin olumlu sonuçlanması için herkes çabalamalı

Prof. Dr. Şükrü Aslan, bu sürecin büyük bir umut ve fırsat olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin kendi kimlikleriyle barışabilmesi, bütün kimliklerin ortak memleketi olduğu duygusunun gelişebilmesi için herkesin çabalaması gerektiğini belirtti.

Türkiye, Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı tarihi çağrıdan sonra yeni bir sürece girdi. Gelinen aşamada, Meclis’te bulunan partilerin katılımıyla bir komisyon kuruldu ve bu komisyon çalışmalarına başladı.

Her ne kadar AKP iktidarı komisyonu yalnızca gerillanın silah bırakması üzerine şekillendirmeye çalışsa da hem DEM Parti hem de toplumsal kesimler, komisyonun birçok soruna çözüm üretmesi yönünde açıklamalarda bulundu.

Aleviler ve Alevilik üzerine, kent sosyolojisi ve göç üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Şükrü Aslan, Alevilerin yeni süreçten beklentilerini ve sürecin anlamını ANF’ye değerlendirdi.

‘TÜRKİYE’DE BİR KİMLİK MESELESİ VAR’

Türkiye’de sadece Kürtlerin ya da Müslüman olmayan kesimlerin değil, birçok kesimin kimliklerinden dolayı sorun yaşadığını belirten Aslan, “Alevilik çalışan, üstelik Alevi bir akademisyen olarak biraz kişisel kanaatlerimi söyleyebilirim.

Türkiye’de sadece Aleviler değil, sadece Kürtler de değil; genel olarak bir kimlik meselesi var. Kimliklere mesafe meselesi var. Kimlikleri tasfiye etmeye yönelik, belki de son Osmanlı’da Türk modernleşmesiyle birlikte inşa ettiği çok temel bir mesele var. O günden bu yana Türkiye’de pek çok kimlik -ki zannettiğimiz gibi sadece Müslüman olmayan kimlikler değil, Müslüman olanlar, göçmen kimlikler, gerek Balkan gerek Kafkas göçmenleri olan kimlikler de dahil- bu politikanın yarattığı büyük toplumsal travmalar var, toplumsal neticeler var ve büyük toplumsal maliyetler var” dedi.

‘BİR KEZ DAHA IŞIK BELİRDİ, GELENEKSEL POLİTİKALAR TERK EDİLİRSE SONUÇ GÖRÜLÜR’

Türkiye’nin aslında bir gözünün her daim sorunların çözümüne dair bir ışıkta olduğunu söyleyen Aslan, şunları belirtti:

“O yüzden Türkiye’nin bir gözü daima bu meselelerin nasıl, ne zaman, ne şekilde çözüleceğine dair bir ışıkta, böyle bir ışık arıyor. Türkiye hep böyleydi ve bu ışık ne zaman belirse, hafif de belirse, bütün bu kimlik kesimlerinde bir iyimserliğe, olumlu bir beklentiye neden oldu. Şimdiki durumu da böyle görüyorum. Bir kez daha öyle bir ışık belirdi ve belki de Türkiye, bu geleneksel politikasını bir ölçüde terk edebilir; bugüne kadar yarattığı toplumsal maliyetin sonuçlarını görebilir. Belki bir ölçüde de yüzleşebilir diye bir umut doğdu.”

‘NEFES ALMAK İÇİN BİR İMKÂN’

Bütün halklarda bir umut belirdiğini kaydeden Aslan, bu sürecin büyük bir imkân olduğunu vurgulayarak, herkesin olumlu gelişmeler için çabalaması gerektiğini dile getirdi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Bu umut sadece bu meselenin muhatabı gibi görünen Kürtler’de değil, bütün bu kimlik kesimlerinde görülüyor. Bu bir temenni belki, ama bu defa başarılı olmasını diliyorum, umuyorum. Başarılı olabilir mi? Olması için çok sebep var, ama olmasını engelleyen dinamikler de var. O yüzden aslında her birimiz, bunun olumlu yönde gelişebilmesi için, Türkiye’nin bir nefes alabilmesi için, kendi kimlikleriyle barışabilmesi için, bu memleketin, bu coğrafyanın bütün bu kimliklerin ortak memleketi olduğu duygusunun gelişebilmesi için ve dolayısıyla yasal düzenlemelerin yeniden yapılabilmesi için, bu süreci bir imkân, bir fırsat gibi düşünülebilir. Böyle olmasını umuyorum. Ben de bütün Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları gibi merakla bu süreci bekliyorum.”

‘ALEVİLER ARTIK ÖZGÜR OLMAK İSTİYOR’

Alevilerin, öyle zannedildiği gibi büyük bir örgütlülükleri olmadığına dikkat çeken Şükrü Aslan, Alevilerin özgür bir yaşam talep ettiğini aktararak sözlerini şöyle tamamladı:

“Alevilere gelince, Alevilerin bütün diğer kimliklerden çok farklı özellikleri var. Onların yakacakları silahları da yok, aslında hiçbir şeyleri yok. Onların bir düşmanları da yok. Onların harekete geçebilecek, öyle zannettiğimiz gibi büyük örgütlülükleri de yok. Onların küçük toplulukları, seslerini dile getirdikleri küçük mekanları var. Bir araya geldikleri, cemlerini yaptıkları güzel mekanları var. Bu kadar; başka hiçbir şeyleri yok ve bunun içerisinde özgür olmak istiyorlar, herkes gibi. Umuyorum bu süreç Aleviler için de böyle neticelenir.”