Aslan: Sürecin başmüzakerecisi Öcalan’ın özgür çalışma koşullarına kavuşması gerekiyor!

Demokratik entegrasyon için komisyon raporunun son bölümünün takvimlendirilmesi gerektiğini belirten DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal Aslan, “Bu takvimlerdirmede Sayın Öcalan’ın özgür çalışma koşullarına kavuşması gerekiyor” dedi.

NEWROZ UYSAL

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Kürt meselesinin çözümüne dair başlatılan sürecin birinci yılı dolayısıyla tecritte tutulduğu İmralı Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nden gönderdiği mesajda, pozitif inşa aşamasında demokratik siyaset ve entegrasyon sağlanması için hukuki zeminin şart olduğunun bir kez daha altını çizdi. ANF’ye konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Newroz Uysal Aslan, pozitif inşa aşaması olan demokratik entegrasyon sürecine geçilmesi için başmüzakereci olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın eşit koşullarda ve kendi fikirlerini doğrudan aktarabileceği bir mekanizmayla çalışmasının elzem olduğunu vurguladı.

‘ARALANAN KAPININ AÇILMASI İÇİN GEREKEN DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARININ ATILMASI LAZIM!’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarından olan DEM Parti Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Öcalan’ın bir yıl sonra yaptığı 27 Şubat çağrısında demokratik entegrasyon sürecinin hukuki ve siyasal güvencelerle desteklenmesi gerektiği mesajını verdiğini vurguladı. Gönderdiği bu mesaj öncesi kendisini ziyaret eden İmralı Heyet üyeleriyle yaptığı görüşmeyi "Bu toplantı demokratik entegrasyona giriş toplantısıdır” diyerek başlattığını anımsatan Aslan, “Sayın Öcalan ikinci inşa aşamasının başlangıcı olarak ifade ettiği entegrasyonun; silahlı çatışma sürecinden demokratik siyaset sürecine geçiş için hukuki altyapıyla güvence altına alınmasının gerektiğinin altını çizmişti. Demokratik entegrasyon süreci birden fazla yönü olan bir mesele. Bu konuyu Sayın Öcalan manifestosunda uzun uzadıya anlatmıştı. Bir arada yaşam perspektifini tek taraflı bir mesele olarak değil, karşılıklı değişim, dönüşüm ve inkar edilen hakları tanıma ve koruma çerçevesini ele alarak ifade etmişti. Devletin kuruluş paradigmasında Kürtlerin tanınmasının ve ortak hukuk zemininde bir arada yaşamın inşa edilmesinin gerekliliğine dikkat çekmişti. Sayın Öcalan bu son mesajında yayınladığı manifestoda ısrar ettiğini, bu bir yıl içerisinde yaşanan sürecin önemini vurgulayarak, kendisinin ve Kürt hareketinin sürecin ilerlemesi için bir irade gösterdiğini, buna karşılık yasal çerçeve konusunda sürece uygun adımlar atılması gerektiğini kaydediyor” dedi.

Abdullah Öcalan’ın son mesajında Kürt ve Türk kardeşliği üzerine bir gelecek taahhüdünü bir kez daha ifade ettiğini belirten Aslan, meclis raporuna ilişkin yaptığı değerlendirmede de bu süreci tek taraflı bir suçlama ya da karşılıklı bir rehavet hali olarak değil, tam tersine “aralanan kapı” diye tarif ettiğini dile getirdi. Öcalan’ın bu aralanan kapının açılması için siyasetin üstüne düşen adımları atması çağrısını yinelediğini vurgulayan Aslan, “Bu çağrıyı, demokratikleşme adımlarının atılarak bir takvime kavuşması, sürecin kurumsallaşması gibi pozitif inşa sürecinin başlatılması yönünde değerlendirebiliriz. O açıdan sürecin başlamasından bir sene sonraki açıklamada Sayın Öcalan’ın kendi politik duruşunda ısrar ettiğini ve bu açıklamanın gelecek tahayyülü konusunda da uyarı ve yol haritası barındırdığını ifade edebilirim” diye konuştu.

‘SAYIN ÖCALAN’IN UYARISI ÇATIŞMA MEKANİĞİNDEN RANT DEVŞİRENLERE!’

Aslan, Abdullah Öcalan’ın mesajındaki “Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine, kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır” uyarısını yorumladı. Öcalan’ın daha önce de İmralı Heyeti aracılığıyla benzer bir mesaj gönderdiğini hatırlatan Aslan, şunları kaydetti: “Sayın Öcalan daha önce gönderdiği mesajlarda da siyasette yapıcı rol oynanması, dar siyasi çıkar hesaplarından kaçınılması gerektiğini belirtmişti. Bu uyarısının asıl olarak ‘kandan ve çatışmadan beslenen mekanik’ olarak ifade ettiği bu mekanikten rant devşirenler, kesimler, siyasi partiler, paramiliter güçlere dönük olduğunu düşünüyorum. Bu siyasi rant olur, ekonomik rant olur… Sayın Öcalan esas olarak bu mekaniğin kendisinin kırılması gerektiğini vurguluyor. Çünkü Sayın Öcalan meseleyi sadece 1,5 yıllık bir süreç olarak değerlendirmiyor, meselenin tarihsel yönünü ele alan bir yerden bakıyor. Negatif anlamda meselenin bir daha tekrar etmeyeceği bir zemin yaratmaya çalışıyor. Çünkü kandan ve çatışmadan beslenen mekanik her zaman devrede oldu. Cumhuriyet boyunca kendini başka isimlerle, partilerle, iktidarlarla gösterdi. Bu mekanik, uzun süredir özel savaş yöntemleriyle de kendini gösteriyor. Darbe mekaniği olarak da adlandırılan bu mekaniğin kırılması için hem siyasi partilerin hem toplumun sürece dahil olması çok önemli. Sayın Öcalan’ın bu mesajının bence en önemli yanlarından biri, demokratik toplum, demokratik siyasetin gerekliliği ve zemini, ikincisi ise hukuk temelli sürecin güvencesi. Yani ne tek başına hukuk bu süreci tamamlayabilir ne de tek başına siyasi irade. Aksine ikisinin birbirini güçlendirdiği, paralel adımların atıldığı, birbirini tamamlayan bir süreç olması gerekiyor. Ezilen Kürtler bakımından da, devletin kendisinin bu süreçteki tutumu bakımından da. Karşılıklı olduğu takdirde hem entegrasyonu gerçek anlamda sağlayabilir, hem de barış yasaları dediğimiz yasaların önünü açabilir.”

‘KÜRT SORUNU AYNI ZAMANDA BİR DEMOKRATİK HUKUK YOKLUĞU!’

Abdullah Öcalan’ın bir yıllık süreci değerlendiren mesajında esas olarak devlete sorumluluğunu hatırlattığını belirten Aslan, burada Kürt sorununu aynı zamanda bir demokratik hukuk yokluğu olarak ifade ettiğini vurguladı. Bu hukukun varlığı ve yokluğunun iktidarda olan partilerin yaratmış olduğu bir hukuk mantığı olduğunu hatırlatan Aslan, “Şimdi eğer bu hukuk yokluğu sorunun sebebiyse, bugün bu sorunu ortadan kaldırabilecek siyasi irade kadar hukuki ihtiyaçlar var ve ikinci aşama olan demokratik entegrasyona geçişin en önemli emaresi de hukuksal çözümdür. En önemli ilerleticisi de yapılacak yasal değişiklikler ve güvencelerdir” dedi.

‘SAYIN ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜK KOŞULLARININ SAĞLANMASI SÜRECİN OLMAZSA OLMAZI!’

Kürt meselesini tanımlama hakkındaki çarpıklık konusunda DEM parti olarak şerh koydukları meclis komisyonu raporunun son üç bölümünün aslında bir başlangıç zemini oluşturabileceğini ifade eden Aslan, kayyım uygulamaları, temel hak ve özgürlükler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve Umut Hakkı gibi başlıklarda somut takvimlendirme yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bu takvimlerdirmede başmüzakereci olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlük koşullarının sağlanmasının bu süreç için olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Aslan, şöyle konuştu: “Sayın Öcalan uzun yıllardır tecrit koşullarında tutuluyor ve bu sürecin yürütülmesi konusundaki zorlukları kendisi de İmralı Heyeti’ne iletti. Kürt halkı zaten uzun zamandır Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün bu sürecin temel eşiklerinden ve güven kriterlerinden olduğunu hep söylüyor. Daha henüz Umut Hakkı kararı çıkmadan Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için halklar alanlarda, kampanyalardaydı. Bugün de bu süreç yürütülecekse, en çok bu süreci başmüzakereci olarak yönetmesi gereken Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlük ve çalışma koşullarına kavuşması gerekiyor. Özellikle ortada büyük bir dezenformasyon ve manipülasyon varken, Sayın Öcalan'ın başmüzakereci olarak, eşit koşullarda ve kendi fikirlerini doğrudan aktarabileceği bir mekanizmayla çalışması elzemdir. Şimdi bakıyoruz, Umut Hakkı tartışıldığında ya Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü istemediği, toplumun hazır olmadığı ya da kişiye özel yasa olamayacağı üzerine spekülasyonlar yapılıyor. O zaman sormak lazım, Umut Hakkı kararı çıktığında Sayın Öcalan’a özel çıkarılmadı mı? Evet, çıkarıldı. Şimdi bu yasanın getiriliş kaynağı Sayın Öcalan olduğu için bu yasanın değişimi konusunda kaynak da Sayın Öcalan’ın kendisi olacak. Bu bir özellik, bu bir ayrıcalık, bu bir özel yasa talebi değil. Bu tam tersine sürecin bir ihtiyacı, olmazsa olmaz bir ihtiyacı, hukukun da gereği. Şu an sürece ilişkin bir hukuksal zemin, bir çerçeve çıkmamış olsa da Sayın Öcalan’a yönelik tecrit halinin sonlanması lazım. Kendisiyle görüşmek isteyen gazeteciler var. PKK’nin silahsızlandırılması süreci var, bu süreci Sayın Öcalan’ın yakından takip etmesi gerekir. Demokratik siyasete geçiş süreciyle ilgili birçok tartışma var. Her gün herkes manşet atıp duruyor. Ama kimse Sayın Öcalan’a bu konuda ne yapacaksın, ne düşünüyorsun sorusunu sormayı ya da bununla ilgili doğrudan temas kurma ihtimalini görmüyor. Sayın Öcalan’ın aracılar olmadan doğrudan kendisinin hitap edeceği, yöneteceği, kendi fikirlerini doğrudan aktarabileceği bir mekanizma şart. Sayın Öcalan’ın fikirleri kaldırılamaz, anlatılamaz fikirler değil, tam tersine bu süreçteki en yapıcı, en ciddi, en samimi, en tutarlı kişidir Sayın Öcalan. O açıdan meselenin Sayın Öcalan’ın fikirlerinden ziyade, onun yaratacağı pozitif etkiden kaçınan bir iktidardan kaynaklandığını görüyoruz. Bu da hala sürecin siyasi çıkar ve rantlardan çıkarılıp gerektiği gibi ele alınmadığını gösteriyor.”