GÖRÜNTÜLÜ

Barış Annesi: El ele vererek komisyona yardımcı olmayı çok isteriz

Yıllardır savaşın sona ermesi için mücadele eden Barış Annelerinden Türkan Durç, Meclis’te kurulan komisyonun kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayarak, “Hep birlikte olmayı ve el ele vererek bu komisyona yardımcı olmayı çok isteriz” dedi.

Kürt sorununun çözümü için Meclis’te kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çatışmalı süreçte yakınlarını kaybeden ailelerle bir araya gelerek görüşlerini dinleyecek. Komisyonun toplantılarına Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ve çeşitli insan hakları örgütlerinin temsilcileri de katılarak sürece dair değerlendirmelerde bulunacak.

Barış Annelerinin mücadelesi, Türkiye'nin demokratikleşme ve kalıcı barış arayışında yeniden gündeme gelirken, Barış Annesi Türkan Durç, yaşanan acıların yalnızca barışla son bulacağını belirterek, tüm annelerin ortak acılar taşıdığını, ancak devletin engelleyici ve ayrımcı politikaları nedeniyle hak arayışının zorlaştığını ifade etti.

Barış konusundaki kararlılığını vurgulayan Türkan Durç, yetkililere ve Milli Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na çağrıda bulunarak, "Önder Apo'nun ve silah bırakan gerillaların siyasi sürece dahil edilmesini talep ediyorum" dedi.

Önder Apo’nun her zaman Barış Annelerinin toplanmasını istediğini dile getiren Türkan Durç, siyasi baskılardan dolayı ve Önder Apo’nun çağrılarını dikkate alarak Barış Annelerine katıldığını ifade etti. Sadece barış istediklerini söyleyen Türkan Durç, şunları belirtti:

Bu toplumda yok sayılan halklar vardı; Kürt, Süryani, Arap, Êzidî… Hiç kimse bu topraklarda kabul edilmiyordu. Çok kan dökülüyordu ve çocuklarımız da mücadele etmek zorunda kaldı. Çocuklarımdan biri hapiste, biri de özgürlük mücadelesinde. Bizler de bu topraklarda hak sahibi olan bir halkız. Dili, kültürü ve zenginliği olan bir halkız. Varlığımızın artık bu topraklarda kabul edilmesini istiyoruz.”

‘HER ZAMAN YOLUMUZ KAPATILIYOR’

“Halk, barışı annelerin getireceğine inanıyor” diyen Türkan Durç, devletten hiçbir olumlu adım göremediklerini ekleyerek şöyle devam etti:

Basın açıklamalarına ya da cezaevi görüşlerine bile giderken yolumuz kesiliyor. ‘Bunlar Barış Anneleridir’ deyip yolumuzu hiç açmadılar. Barış isteyenler olmamıza, askerin de polisin de çocuklarımızın da ölmesini istemeyenler olmamıza rağmen; anne olmamıza rağmen her zaman yolumuz kapatılıyor. Sesini duyurmak için konuştuğunda bile gözaltına alınan ve hapis yatan birçok annemiz var. Kendimizi dile getirmemize, ifade etmemize hep engel oldular. ‘Kürt-Türk beraber otursun’ demeyi bile engellemek istediler.”

‘TÜM ANNELERİN GÖZYAŞLARI AYNIDIR’

Meclis’te kurulan komisyonun kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayan Türkan Durç, “Bu komisyonun geniş çaplı olmasını isteriz. Tüm renklerde, tüm annelerin yer almasını; özellikle de Barış Annelerinin yer almasını isteriz. Ne güzel, kardeşlik adına bir komisyon oluşturuldu. Biz de bu komisyondan doğru adımlar bekliyoruz. Kâğıt üzerinde kalmasını istemeyiz. Bu komisyonun düzgün çalışması için herkesin bir araya gelmesi lazım. Barış Annelerinin, şehit annelerinin, dağdakilerin, askerdekilerin annelerinin de bu komisyonda yer alması gerekiyor. Onlar da bizim gibi ciğerleri yanmış annelerdir. Tüm annelerin gözyaşları aynıdır. Hep birlikte olmayı ve el ele vererek bu komisyona yardımcı olmayı çok isteriz” dedi.

‘ÖNDERLİK, MECLİS’TE SİYASET YAPSIN’

“Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan’dan da istekleri olduğunu belirten Barış Annesi Türkan Durç, barışa sahip çıkmalarını ve adım atarak tüm yolları açmalarını istedi:

“Çocuklarını kaybeden anneler yıllardır sokaklarda ve her cumartesi günü seslerini yükseltiyor. O aileler çocuklarının kemiklerini arıyor; onların bu taleplerini yerine getirin artık. Ayrıca Devlet Bahçeli’den sözünü yerine getirmesini bekliyoruz. Önderliğin Meclis’te siyaset yapmasını ve bir an önce serbest kalmasını istiyoruz.”

‘SİLAHLARIN YAKILMASI İLE BIRAKILMASI BİR DEĞİLDİR’

Silahlarını bırakan çocuklarının siyasete katılmasını talep eden Türkan Durç, son olarak şunları dile getirdi:

“Güney'e gittik, tarihi güne şahitlik ettik. Silahların yakılmasına bir yandan sevinirken, bir yandan da şüpheye düştük. Birçok kez Önderlik, barış için silahları durdurdu ve barış grupları halkla bir araya geldi. Fakat barış olmadığı için hepimiz üzülmüştük. Bu sefer umut ediyoruz ki gerçekten barış olacak. Silahların yakılması ile bırakılması bir değildir. Yakmak, bir daha silahların patlamayacağı anlamına gelir. Biz de devletin bunu görerek bir an önce adım atmasını bekliyoruz. Silahlarını bırakan tüm arkadaşlarımızın, çocuklarımızın siyasete katılmasını diliyoruz.”