Baro başkanlarından Türkiye’nin demokratikleşmesi için öneriler

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda sunum yapan baro başkanları, sürecin şeffaf yürütülmesi, yargı bağımsızlığının sağlanması, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Kürt sorununun çözümü amacıyla Meclis’te oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na farklı şehirlerden gelen baro başkanları sunum yaptı. Başkanlar, sürecin şeffaf ilerlemesinin önemine işaret ederek, yargı baskısı ve hukuksuzluklara dikkat çekti.

'ÖCALAN BİLGİLENDİRİLMELİ'

İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Yasin Şamlı, “Bazı hususlar zamana ve toplumun ortak kabulüne bırakılmalıdır. Ayrıştırıcı, ötekileştirici, çatışmacı dil ve üsluptan uzak durulmalıdır. Manipülasyonlara, tezviratlara ve süreci zehirlemek isteyen girişimlere fırsat vermemek için Abdullah Öcalan periyodik olarak süreç hakkında bilgilendirilmelidir” dedi. Şamlı, manipülasyonların ancak kamuoyunun şeffaf şekilde bilgilendirilmesiyle engellenebileceğini ifade etti.

'KOMİSYON ÇOK BOYUTLU BAKMALI'

Meletî Barosu Başkanı Onur Demez, Kürt meselesinin siyasal, iktisadi, tarihsel, sosyolojik ve hukuki boyutlarının araştırılması gerektiğini, komisyonun bu alanlarda bilgi sahibi olmasının önem taşıdığını söyledi.

'HAK VE ÖZGÜRLÜKLER BASKISIZ KULLANILMALI'

Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir, hukuk devletinin yalnızca soyut bir kavram olmadığını vurgulayarak, “Bu kavram vatandaşlarımızın eşitlik, özgürlük ve güven içinde yaşamasının teminatıdır. İfade ve örgütlenme özgürlükleri, herhangi bir baskı ya da cezai yaptırıma maruz kalmaksızın kullanılabilmelidir” dedi. Özdemir, kayyım uygulamaları, tutuklamalar ve eşitsizliklere dikkat çekti.

'TMK KALDIRILMALI, TCK’YE YENİ HÜKÜMLER KONULMALI'

Mêrdin Barosu Başkanı Ahmet Duyan, sürecin başarısız olması halinde Türkiye ve bölgenin ağır bedeller ödeyeceğini belirtti. Yargı bağımsızlığının olmazsa olmaz olduğunu dile getiren Duyan, “Toplantı tutanaklarında tutuklu gazeteciler, siyasetçiler ve Gezi davası tutsaklarının tahliye taleplerini büyük bir üzüntüyle okuduk. Bu, hukukun ölüm belgesidir. Tahliye taleplerinin yasama organına yöneltilmesi, yargının bağımsız olmadığının en açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

“Terör örgütü” tanımındaki muğlaklığa da dikkat çeken Duyan, “Bir yapının terör örgütü olup olmadığına siyasi vicdan değil, yargı karar vermelidir. Bunun için öncelikle TMK kaldırılmalı, yerine Türk Ceza Kanunu’na yeni hükümler eklenmelidir” dedi.

'BİR TARAF AFFI, DİĞER TARAF KİNİ GÜDEMEZ'

Çatışmalı süreçlerde yaşanan acılara işaret eden Duyan, “Faili meçhul cinayetleri, Beyaz Torosları vicdan sahibi hiç kimse kabul etmez. Artık yapılması gereken, kayıtların araştırılması ve asker, polis, sivil fark etmeksizin herkesin bağımsız yargının önüne çıkarılmasıdır. Bu ülkede ‘kimse hesap vermedi’ denilerek kapanmayacak acılar yaşandı. Ancak bir tarafın affını isterken diğer tarafın kini de güdemezsiniz” dedi.

'ESİN KAYNAĞI MANDELA OLABİLİR'

ETA ve IRA örneklerinin Türkiye için uygun olmadığını söyleyen Duyan, “İspanya’da 483 kişi yaşamını yitirirken biz bir gecede bu sayıya ulaştık. Bu nedenle kendi modelimizi yaratmalıyız. Yine de bir esin kaynağı aranacaksa, bu olsa olsa Mandela’nın örneği olabilir” ifadelerini kullandı.