DEM Parti Milletvekilli Ali Bozan, “Demokratik Toplum ve Barış” sürecinin ikinci aşamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, devletin süreci zamana yaymasının toplumda ciddi bir güvensizlik yarattığını belirtti. Bozan, somut adımların geciktirilmeden atılması gerektiğini vurguladı.
2024 Ekim ayından bu yana özellikle devlet kanadından bakıldığında sürecin sürekli geciktirildiğini ve oyalandığını ifade eden Bozan, toplumda umut ve inanç bulunduğunu ancak güvenin oluşmadığını söyledi. Bozan, “Toplumda bir umut var, sürece dair bir inanç var ama güven yok. Bu güveni sağlamak ve somut adımları amasız fakatsız atmak gerekiyor” dedi.
‘SOMUT ADIMLARIN ÇOĞU KÜRT HAREKETİNDEN GELDİ’
Bozan, bugüne kadar atılan somut adımların neredeyse tamamının Kürt Özgürlük Hareketi’nden geldiğini, devlet tarafından ise herhangi bir pratik adım atılmadığını söyledi. Bunun sürecin en büyük eksikliklerinden biri olduğunu ifade eden Bozan, “Bu, bugüne kadarki en büyük eksikliktir. Devletin bu eksikliği bir an önce gidermesi gerekiyor” diye konuştu.
Kamuoyunda “süreç yasası” olarak bilinen geçiş dönemi yasasının gecikmeden Meclis gündemine gelmesi gerektiğini belirten Bozan, bunun sürecin geleceği açısından önemli bir adım olacağına işaret etti. Bozan, “Meclise gelmesi sürecin küçük ama kritik bir adımıdır. Bugüne kadar devlet aklı, sürece yalnızca silahların susması ya da PKK’nin silahsızlanması üzerinden bakıyordu. Oysa geçiş yasası sürecin sadece bir sonucunu düzeltir. Esas mesele nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
‘KAYYUMLAR DERHAL GERİ ÇEKİLMELİ’
Bozan, devletin mevcut yasalar çerçevesinde atabileceği birçok somut adım bulunduğunu belirterek kayyum uygulamalarının derhal sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Meclis raporunda da kayyumların demokrasilerde olmaması gerektiğinin açıkça ifade edildiğini belirten Bozan, söz konusu raporun AKP ve MHP’li üyeler tarafından da imzalandığına dikkat çekti.
Bozan ayrıca, Kobanê davası tutsakları ile Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi isimlerin serbest bırakılmasının güven artırıcı adımlar arasında olduğunu söyledi. Bu adımların büyük siyasi hamleler değil, kısa sürede atılabilecek somut adımlar olduğunu belirten Bozan, hasta tutsakların uygun koşullarda tedavi edilmesi için yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını, mevcut yasaların uygulanmasının yeterli olacağını ifade etti.
Bozan, sürecin ikinci aşamasının “pozitif entegrasyon süreci” olduğunu belirterek bu aşamada Kürt Özgürlük Hareketi’nin demokratik siyaset içinde faaliyet gösterebilmesi için gerekli koşulların oluşturulması gerektiğini vurguladı. Bu adımların açık ve net bir yasal çerçeve içinde atılması gerektiğini ifade eden Bozan, Meclis komisyonunun raporunu açıklamasının ardından sürecin artık Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na taşındığını söyledi.
Bozan, “Artık iktidarıyla muhalefetiyle tüm siyasi partilerin bu süreci yürütmesi gerekiyor” dedi.
‘ÖCALAN’IN STATÜSÜ HUKUKİ OLARAK NETLEŞMELİ
Bozan, Önder Apo’nun 27 yıldır İmralı Cezaevi’nde bulunduğunu hatırlatarak devletin kendisiyle resmi görüşmeler yürüttüğüne dikkat çekti. Önder Apo’nun statüsünün hukuki olarak netleşmesi gerektiğini belirten Bozan, bunun hukuki temelinin “umut hakkı” olduğunu söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin umut hakkına ilişkin kararların atıfta bulunan Bozan, Türkiye’nin bu kararların gereğini yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. Bunun için anayasa değişikliğine gerek olmadığını belirten Bozan, infaz yasasında yapılacak küçük bir düzenlemenin çözüm sağlayabileceğine işaret etti.
‘ANADİLDE EĞİTİM HAKTIR’
Bozan, sürecin temelinde Kürtlerin kimliği, dili ve kültürünün anayasal ve yasal güvenceye alınmasının bulunduğunu belirterek anadilde eğitimin bir hak olduğunu vurguladı.
“Anadilde eğitim bir haktır ve bu hakkın artık tartışma konusu olmaktan çıkarılması gerekiyor” diyen Bozan, Meclis’te buna dair açık ve net yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.
‘TOPLUM SOMUT ADIM BEKLİYOR’
Sahada yaptığı görüşmelerden edindiği izlenimleri de aktaran Ali Bozan, toplumun bir buçuk yıldır sürece ilişkin somut adımlar beklediğini belirterek, “Bu adımlar atılmadığı sürece toplumun sürece olan güveni her geçen gün azalacaktır” dedi.