Bursa’da ırkçı saldırganlara değil mağdurlara ceza

2015’te Bursa’da HDP binası ve Kürtlerin evlerine yönelik saldırılara ilişkin davada mahkeme, saldırıya uğrayanlara onlarca yıl hapis cezası verdi. Avukatlar ise “Somut delil yok, varsayımlarla ceza isteniyor” diyerek karara tepki gösterdi.

Sûr ve Cizîra Botan’da özyönetim direnişlerinin sürdüğü 10 Eylül 2015’te, Bursa’nın Yenişehir ilçesinde bir grup ırkçı, HDP binasına ve mevsimlik Kürt işçilerin yaşadığı evlere saldırdı. Saldırıda çok sayıda kişi yaralandı fakat aradan geçen 11 yılda saldırıyı düzenleyenler değil, saldırıya uğrayanlar yargılandı ve ceza aldı. Irkçı saldırıya uğrayanların yargılandığı davada savcı, yargılanan İzettin Alınmış, Salim Canlı, Niyazi Alanmış, Mehmet Amak ve Hasan Akarçay hakkında “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Ayrıca ‘kasten yaralama, genel güvenliği tehlikeye düşürme ve görevli memura mukavemet’ suçlarından da ek cezalar verilmesi talebinde de bulundu.

Mahkeme heyeti ise İzettin Alınmış hakkında beraat kararı verirken, Niyazi Alanmış, Mehmet Amak ve Hasan Akarçay hakkında toplam 25 yıla yakın ceza açıkladı, Salim Canlı’ya da toplam 12 yıl ceza verdi. Tutuklama tedbirinin uygulanmadığı kararda yargılanananlar hakkında yurt dışı yasağı uygulandı.

OLAY YERİ İNCELEMESİ SOMUT BAĞLAM KURAMADI

2015’te yaşanan hadisenin olay yeri incelemesi raporunda bulunan silahlar, fişekler, yaralıların doktor raporları ve polis tutanaklarında yer alan “evlerden ateş açıldığı” bilgisi yer aldı. Olay yeri inceleme raporlarında çok sayıda fişek, boş kovan ve giysi parçaları bulunmasına rağmen, bunların kim tarafından kullanıldığına dair somut bir bağlantı kurulamadı. Ele geçirilen silahların üzerinde balistik eşleşme yapılmadığı, sadece “olay yerinde bulunduğu” gerekçesiyle dosyaya delil olarak eklendiği dikkat çekti.

İddianamede ise sanıklar Mehmet Amak, Niyazi Alanmış, Salim Canlı, Hasan Akarçay ve İzzettin Alınmış hakkında “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlaması yöneltildi. Savcılık, 10 Eylül 2015’te Yenişehir’de yaşanan olaylarda bu isimlerin evlerinden kalabalığa doğru ateş açtığını, dört kişinin yaralanmasına neden olduklarını ileri sürdü. Olayda yaralanan Kadir Taşdemir, Muhammed Hakan Şen, Murat Kartalmış ve Mert Kırdem çeşitli yerlerinden yaralandıklarını, ancak ateş eden kişileri görmediklerini belirtti. Mehmet Amak ise kendi ifadesinde av tüfeğiyle havaya birkaç el ateş ettiğini kabul etti, amacının kalabalığı püskürtmek olduğunu söyledi. Diğer sanıklar ise, genellikle havaya ateş ettiklerini veya hiç ateş etmediklerini savundu.

Tanık beyanları ise çelişkiliydi. Bazı tanıklar Hasan Akarçay’ın doğrudan kalabalığa tabanca ile ateş ettiğini gördüklerini söyledi. Diğer tanıklar ise sadece silah sesleri duyduklarını, karanlıkta kimlerin ateş ettiğini seçemediklerini anlattı. Polis tanıklarının ifadeleri ise daha sınırlıydı; olay yerinde kalabalık olduğunu, gazla müdahale edildiğini, ancak doğrudan silahla ateş edilip edilmediğini görmediklerini söylediler.

TANIK İFADELERİ ÇELİŞKİLİ

Yargılanan Mehmet Amak, olay günü evine saldırı olduğunu öğrenince akrabalarının bulunduğu eve gittiğini ve yanında getirdiği av tüfeğiyle sadece havaya ateş ettiğini söyledi. “Kalabalığı püskürtmek için ateş ettim, kimseyi hedef almadım” dedi. Niyazi Alanmış ve Salim Canlı da tabanca ve kuru sıkı tabanca ile havaya ateş ettiklerini, kimseyi hedef almadıklarını savundu. Hasan Akarçay ise “silah kullanmadım” diyerek tüm suçlamaları reddetti.

Sanık İzzettin Alınmış’ın avukatı ise yaptığı savunmada müvekkilinin ateş ettiğine dair hiçbir doğrudan delil olmadığını vurguladı. Dosyada ateş ettiğini kabul eden sanıkların zaten bulunduğunu, buna rağmen Alınmış’ın “müşterek fail” sayılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtti. Kriminal raporda tüfeğe ait bir fişeğin olay yerinde bulunduğu iddiasının kesinlik taşımadığını, fişeğin ne zaman ve kim tarafından ateşlendiğinin belli olmadığını söyledi.

Alınmış’ın avukatı, olayın linç ve saldırı ortamında gerçekleştiğini, evde kadın ve çocukların bulunduğunu, bu koşullarda “öldürme kastı” iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade etti. Avukat, “Savcılık mütalaası varsayımlara dayalıdır. Müvekkilimin cezalandırılması şüpheye dayalı mahkûmiyet anlamına gelir. Bu nedenle beraat kararı verilmelidir” dedi.

HASTANE RAPORU FAİLİ GÖSTERMİYOR

Öte yandan savcılığın istediği cezaya dayanak yaptığı hastane raporu ise yaralıların vücutlarında saçma ve kurşun izleri olduğu açıkça belirtiliyor. Fakat avukatlar raporların sadece yaralanmaları belgelediğini, failin kim olduğunu göstermediğini vurguluyor. Avukatlar “Raporlarda saçma ve kurşun izleri var ama bu müvekkillerimizin ateş ettiğini kanıtlamaz. Olayda çok sayıda kişi vardı, kimlerin silah kullandığı belirsiz. Savcılık, raporları fail belirlemek için değil, olayın vahametini göstermek için kullanıyor. Bu da varsayıma dayalı bir ceza talebidir” diyor. Ayrıca, raporlarda ateş eden kişiye dair hiçbir teşhis bulunmadığını, sadece tıbbi bulguların yer aldığını da hatırlatıyorlar.