GÖRÜNTÜLÜ

Cezasızlığa 'hukuki' kılıf uyduruluyor

Colemêrg'te sistematik hale gelen devlet güçlerinin şiddeti, ‘hukuki’ kılıf uydurularak cezasız bırakılıyor. İHD Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, bunun failleri cesaretlendirdiğini söyledi.

OZAN AKBAŞ

Colemêrg’te basına yansıyan sistematik şiddet ve işkence vakalarının yalnızca buzdağının görünen kısmı olduğunu belirten İHD Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, “Çoğu zaman mağdurlar, faillerin üniforma gücü ve dokunulmazlık algısı nedeniyle şikâyetçi olmuyor. Dolayısıyla birçok vaka resmi kayıtlara bile geçmiyor” dedi. 


Sadece son bir haftada üç cezasızlık örneğiyle gündeme gelen Colemêrg’te GBT olmadan köylerine gidemeyen, gittikleri her noktada aramaya maruz bırakılan, hayvanlarını otlatırken ya katledilen ya da işkenceye maruz bırakılan yurttaşlar 'fail', bunları uygulayan devlet güçleri ise 'masum' ilan ediliyor. Son bir haftadaki üç örnek şöyle:

* Derecik'te hayvanlarını otlattıkları sırada asker işkencesine maruz bırakılan çobanların yaptığı suç duyurusu, iki yılın ardından sonuçlandı. Savcılık, "Yeterli delil yok" ve "Zor sınırı aşılmadığı" gerekçesiyle soruşturmaya takipsizlik kararı verdi.

* Yine 2023’te uzman çavuşun kullandığı aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren 5 yaşındaki Erdem Aşkan'ın soruşturması, elde edilen tanık ifadeleri ve delillere rağmen cezasızlıkla sonuçlandı. Mahkeme, uzman çavuşu ‘masum’, 5 yaşındaki Erdem'i ise 'asli kusurlu' gördü.

* Son olarak geçtiğimiz günlerde bisiklet süren 10 yaşında bir çocuk, uzman çavuş tarafından "eşime çarptı" gerekçesiyle darp edildi. İtilen çocuğun bileği kırıldı. Uzman çavuş ifadesinden ardından adli kontrolle serbest bırakıldı.

Bunların sadece basına yansıyan örnekler olduğunu ifade eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Colemêrg Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, kentteki ihlallerin ve cezasızlığın bunlarla sınırlı kalmadığını kaydetti. İhlallerinin hukuk kılıfına uydurulması ile bu örneklerin artış gösterdiğini ifade eden Ozan Akbaş, güvenlik politikalarının insan haklarının önüne geçtiğini söyledi. Akbaş, “Cezasızlık politikası, özellikle Kürt illerinde devlet görevlilerinin işlediği suçlarda etkin soruşturma yürütülmemesi, faillerin korunması ve çoğu zaman yargı önüne çıkarılmamasından kaynaklanıyor. Hukukun üstünlüğü ilkesi askıya alınıyor” dedi. 

Çocukların ve sivillerin doğrudan hedef alınarak toplumsal hafızada korku yaratılmaya çalışıldığını, sistematik şiddet ve cezasızlığın milliyetçi bir bakıştan beslendiğini dile getiren Akbaş, şöyle devam etti: “Kürt halkına milliyetçi bir zihniyetle bakılıyor. Kürt olmak şiddetle karşılaşmak için yetiyor. En hastalıklı ırkçı perspektif, kendisi dışında öteki olarak gördüğü tüm kimlikleri düşman gibi kodluyor. Dolayısıyla oluşturulmuş bu tek tip devlet anlayışı, hukuksuzluğunu Kürtler üzerinde açıkça şiddetle var ediyor.”

KÖYLERDE YASAK VE İŞKENCE

Kentin farklı noktalarında sistematik şiddet ve işkence vakalarının da yaşandığını aktaran Akbaş, basına yansıyan örneklerin yalnızca buzdağının görünen kısmı olduğunu söyledi. Akbaş, “İHD’ye yapılan başvurularda köy baskınlarında, gözaltı süreçlerinde, karakol ve kontrol noktalarında işkence ve kötü muamelenin halen devam ettiği görülüyor. Çoğu zaman mağdurlar, faillerin üniforma gücü ve dokunulmazlık algısı nedeniyle şikâyetçi olmaktan çekiniyor. Dolayısıyla birçok vaka resmi kayıtlara bile geçmiyor. Bu da sistematikliğin boyutunu görünmez kılıyor” şeklinde konuştu. 

CEZASIZLIK FAİLLERE CESARET VERİYOR

Cezasızlık politikasının yalnızca mevcut işkence ve kötü muamele vakalarını meşrulaştırmakla kalmadığını belirten Akbaş, bunun aynı zamanda zorla kaybetmelerin, faili meçhul cinayetlerin, toplumsal protestolara yönelik orantısız güç kullanımının, çocukların yaşam hakkı ihlallerinin ve kadınlara yönelik artan şiddetin önünü açtığını söyledi. Akbaş, “Faillerin korunması, suçun tekrarlanmasını teşvik eden bir zemin yaratıyor. Bu yüzden cezasızlık yalnızca bireysel bir adaletsizlik değil, toplumsal ölçekte işleyen bir politikanın parçası haline geliyor” dedi. 

YARGI TARAFSIZ OLMALI

Bu tablo karşısında hem yargıya hem de resmi kurumlara ciddi görevler düştüğünü vurgulayan Akbaş, şöyle konuştu: “Yargı tarafsız, hızlı ve etkin soruşturma yapmak zorunda. Delillerin karartılmadan toplanması, faillerin derhal açığa alınması ve yargı önünde hesap vermesi sağlanmalıdır. Resmi kurumların da işkenceyi önleme yükümlülüğü vardır. Devlet, uluslararası sözleşmelere bağlıdır. Bu yükümlülük sadece kâğıt üzerinde değil, uygulamada hayata geçirilmelidir. Cezasızlık politikasına son verilmelidir. Her işkence ve kötü muamele iddiası şeffaf şekilde soruşturulmalı, failler korunmamalıdır. Çocukların ve sivillerin hedef alındığı tüm saldırılar durdurulmalı, sorumlular adalet önüne çıkarılmalıdır. Hukuk, güvenlik politikalarının değil, insanın yaşam hakkının teminatı olmalıdır.”