DEM Parti Eş Genel Başkanları büyükelçilerle bir araya geldi

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Ankara’da bulunan büyükelçiliklerin temsilcileriyle bir araya geldi.

DEM Parti Basın Bürosu’na göre Türkiye’de devam eden süreç ve Geçici Şam Hükümeti ile QSD arasında imzalanan mutabakat başta olmak üzere çeşitli konuların ele alındığı buluşmada, Dış İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Ebru Günay ve DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Mithat Sancar da hazır bulundu. 

32 ülkeden diplomatın katıldığı toplantıda Eş Genel Başkanların kısa birer açılış konuşması yaptığı belirtildi. 

Basın Bürosu’na göre Suriye’deki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Kürtlerin kazanımlarından bahsetti; Şam hükümeti ile QSD arasında başlayan ve günümüze kadar gelen anlaşmaya dair bilgilendirmede bulundu. Uluslararası kamuoyunun, Şam hükümeti tarafından başlatılan çatışma sürecindeki sessizliğinin Kürtlerde bir kırılma yarattığını dile getiren Bakırhan, “Gerçekten dünyanın Kürtler bir vefa borcu var. Selefi güçlerin hüküm sürdüğü topraklardaki seküler kesim olan Kürtler bu durumu hak etmiyor” dedi. Bakırhan ayrıca, Suriye’de imzalanan mutabakatın hayata geçmesi için dünya demokratik kamuoyunun da rolünü oynaması gerektiğini vurguladı.

Suriye’de tüm halklar ve inançların eşit temsil edildiği bir anayasaya ihtiyaç olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları, Suriye’de ateşkes ve siyasi çözüm çağrısında bulunan 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı uyarınca BM’nin bu konuda katkı sunması gerektiğini söyledi. 

“Suriye’de demokratik çözüm istiyoruz, silahların susmasını istiyoruz” diyen Tülay Hatimoğulları, demokratik bir anayasa yapımı için ülkelerin Şara hükümeti üzerinde baskı oluşturması gerektiğini vurguladı.  

İmralı Heyeti Üyesi Mithat Sancar ise Türkiye’de devam eden süreç ile Önder Apo’nun sürece ve Kürt sorununun çözümüne dair önerileri hakkında bilgi verdi. Kürt sorununun aynı zamanda bölgesel bir mesele olduğunu belirten Sancar, sadece Türkiye’de değil, başta Suriye olmak üzere İran ve Irak’ta da Kürt sorununun çözümünü kapsayan geniş bir perspektife ihtiyaç olduğunu söyledi.