Demir: ‘Kürt sorunu güvenlik perspektifiyle çözülmez’

Hukukçu Cemal Demir, Kürt sorunun güvenlikçi politikalarla değil, hukuk ve demokrasi eksenli ele alınması gerektiğini belirterek, çözüm için geçiş yasaları, uyum düzenlemeleri ve anayasal değişikleri içeren üç aşamalı sürecin gerekli olduğunu vurguladı.

CEMAL DEMİR

DBP Wan İl Eş Başkanı ve hukukçu Cemal Demir, “Demokratik Toplum ve Barış” sürecinin ikinci aşamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Önder Apo’nun özgürlüğü ve statüsünün netleşmesinin önemli olduğunu vurguladı.

18 Şubat’ta Meclis tarafından açıklanan rapora değinen Demir, raporun Kürt meselesini büyük ölçüde güvenlik perspektifiyle ele alındığını belirtti. Demir, “Bu sürecin başladığı günden itibaren devletin Kürt meselesini bir güvenlik ve terör parantezi içinde ele aldığı görülüyordu. Aynı yaklaşımın Meclis komisyonu raporuna da yansıdığını görüyoruz. Raporda mesele daha çok güvenlik eksenli bir çerçevede ele alınmış ve buna ilişkin bazı çözüm önerileri ortaya konulmuştur” dedi.

Demir, şöyle devam etti: “Meselenin adını koymadan, tarihsel ve siyasal boyutlarını ortaya koymadan, sadece ceza ve güvenlik perspektifi üzerinden bir çözüm yaklaşımı ortaya konulmuş. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılacak bazı düzenlemelerle sorunun çözülebileceği varsayılmış. Raporda özellikle 6. ve 7. maddelerde bu yönde düzenlemeler yer alıyor.”

Rapora ilişkin kamuoyunda yoğun tartışmalar yaşandığını da belirten Demir, birçok çevrenin raporun 27 Şubat çağrısına gerçek anlamda bir yanıt olamayacağı yönündeki eleştirilerine dikkat çekerek, buna rağmen raporun tamamen işlevsiz olmadığını, bazı yönleriyle geçiş sürecine ilişkin bir çerçeve oluşturabileceğini dile getirdi.

‘SÜREÇ ÜÇ AŞAMALI GELİŞMELİDİR’

Kürt meselesinin çözümünün üç aşamalı bir süreçle ele alınması gerektiğini söyleyen Demir, ilk aşamada geçiş sürecine yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasının önemine dikkat çekti. İkinci aşamada uyum ve entegrasyon yasalarının gündeme gelebileceğini belirten Demir, nihai aşamada ise anayasal değişikliklerin tartışılması gerektiğini kaydetti. Bu kapsamda anadilde eğitim, vatandaşlık tanımı ve yerel yönetimlerin yetkileri gibi konuların anayasal düzlemde ele alınabileceğine işaret etti.

‘ÖCALAN’IN STATÜSÜ VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖNEMLİ BİR ETKENDİR’

Hukuki düzenlemelerin yanı sıra sürecin ilerleyebilmesi için eşit müzakere koşullarının oluşturulması gerektiğini belirten Demir, “Eğer bu sürecin baş müzakerecisi olarak Sayın Abdullah Öcalan yer alacaksa, onun önündeki fiziksel, hukuki ve siyasi engellerin kaldırılması gerekir. Bu meseleye sağlıklı bir şekilde yaklaşabilmek ve süreci ilerletebilmek için iletişim ve görüşme koşullarının rahatlatılması gerekir” dedi.

Bu bağlamda Önder Apo’nun cezaevi koşullarının iyileştirilmesi ve görüşme imkanlarının genişletilmesi gerektiğini ifade eden Demir, bunun hukuki karşılığının ise “umut hakkı” olduğunu söyledi.

‘KAYYUM UYGULAMALARI SON BULMALI’ 

Güven artırıcı adımların önemine de değinen Cemal Demir, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini belirterek bunun demokratikleşme açısından önemli bir adım olacağını söyledi. Demir ayrıca, sürecin yalnızca iç siyasi gelişmelerden değil, bölgesel ve uluslararası gelişmelerden de etkilenebileceğine dikkat çekti. İsrail, ABD ve İran arasındaki gerilimlerin de dolaylı olarak sürece etkide bulunabileceğini ekleyen Demir, Kürt meselesinin çözümünün bölgesel gelişmelere bağlı olmadan Türkiye’nin kendi iç dinamikleri ve muhatapları arasında yürütülecek bir süreçle ele alınması gerektiğini vurguladı.